Dilber…
Evin barkın yok mu?
“Alım balım çiçeğim” diye siyaset mi yapılır, yoksa toplumun gözüne baka baka değerler mi aşındırılır?
Bugün gelinen noktada mesele bir kişinin sözü, bir başkanın çıkışı değil; mesele, normalleştirilmeye çalışılan bir zihniyettir.
Hürmüz Boğazı’nda kriz konuşulurken, biz içeride başka bir “Hürmüz” tartışmasının içindeyiz.
4 kocalı Hürmüz mü bekliyoruz da, “4 sevgili” meselesi kadın kolları eliyle sıradanlaştırılıyor?
31 Mart’a “hesap günü” diyenlere soruyorum:
Neyin hesabı bu?
Unutmayın…
Asıl hesap, mahşere kalan hesaptır.
Bugün belediyelerin ve belediye başkanlarının içine düştüğü tabloyu izliyoruz.
Ve bu tablonun siyasi sorumlusu ortadadır:
Özgür Özel
Neden mi?
Hafızayı tazeleyelim…
Ekrem İmamoğlu’nun “flash bellek” çıkışıyla başlayan süreçte, siyasetin nasıl bir mecraya sürüklendiğini gördük.
Disipline sevk edilen bir isim vardı:
Tanju Özcan
Eleştirdi, dozunu artırdı…
Ve sonra çizgiyi geçti.
Peki ardından ne oldu?
kurultay sonrası koltuğa oturan Özgür Özel,
“Tanju başkanı severim, gerekirse evimde yatırırım” diyerek kapıyı açtı.
İşte kırılma noktası tam da burasıydı.
Bugün “siyasi sorumluluk bana ait” diyen bir genel başkan var.
Ama ortada alınmayan bir ahlaki sorumluluk var.
Kemal Kılıçdaroğlu’na karşı hadsiz çıkışlar,
Parti terbiyesinin ayaklar altına alınması,
Sezgin Tanrıkulu hakkında sarf edilen sözler…
“Hani sarı öküz?” diye soruyorsunuz ya…
İşte o sarı öküz tam burada verildi.
Bugün isyan eden belediye başkanları var.
Bugün çok eşliliğe göz kırpan söylemler var.
Bugün herkesin bildiği ama kimsenin konuşmadığı ilişkiler var.
Ve en önemlisi:
Bunların hepsini bilip susan bir yönetim var.
Uyarmayan bir genel başkan…
Sessiz kalan bir lider…
Zıvanadan çıkan süreci izlemekle yetinen bir irade…
Siyaset biatla yapılmaz.
Siyaset, bir isme yaslanarak hiç yapılmaz.
Ekrem İmamoğlu’na yaslanarak siyaset kurmaya çalışırsanız, o siyaset bir gün sizi de altına alır.
Son söz net:
Bu düzen böyle gitmez.
Ya gerçekten arınacaksınız…
Ya da bu yükün altında hep birlikte kalacaksınız.
Özgür Özel’e açık çağrıdır:
Evin, barkın yok mu?
“Aklan da gel” diyecek cesaretin yok mu?
Yok…
Çünkü emir alanlar,
Günün sonunda hesap veremez.
Siyaset biatla yapılmaz. Siyaset, bir isme yaslanarak hiç yapılmaz.
0:00 0:00
