“Herbokologlar”

Başlık, bize ait değil. 

Sosyal medyada dahil olduğum bir grupdaki doktor hemşehrimin yaptığı yorumdan alınmadır. 

Gerçekten de akşam evine geliyorsun, yemeğini yiyorsun, salona geçip ayaklarını uzatıp ülke gündeminde ne var ne yok diye TV’leri zaplamaya başlıyorsun. 

Eğer aralara Tayyip saplaması yoksa haberleri izliyorsun. 

Zira adam, şu son COVID-19 günleri hariç muhtarlara, belediye başkanlarına, ilçe yöneticilerine ıvır zıvır her şeye konuşuyordu. Hoş, Corona günlerinde de ilk bir haftadan sonra yine çıktı piyasaya. Ama geçmişteki gibi hergün bir yerde değil en azından… 

Haberlerden sonra yorum programlarına geçeyim diyorsun. Bir de görelim, her gün aynı yüzler. Kanal değiştiriyorsun, orada da aynı kişiler. Ya da buradakilerin en az bir ikisini dün, önceki gün başka kanallarda görmüşsündür zaten. 

Velhasıl, şu anda bir iki muhalif kanal hariç diğer görsel medyanın hemen hergün halkın karşısına çıkartığı “yorumcu”(!!!) sayısı derlesen toplasan 20-25 kadardır. Bu kişiler her gün bir kanalda, dönüşümlü olarak “görev” yapmaktalar. Muhalif kanallar da bunlardan pek farklı değil. Onların da sabit bir kadrosu var, dönüşümlü yer alırlar. 

Aralarına bir iki “karşıt görüşte” olanı koyup, (moderatörlerin denetiminde) bazen tansiyonu yükseltip, alçaltarak sözde “kıran kırana”(!!!) tartışırlar. 

Ertesi gün bir daha… 

Eee, ne de olsa reytinglerin yükselmesi gerek…

Ülkede seçime gidilir; seçmen hareketleri, kamuoyu yoklamaları bunlardan sorulur. Seçim yapılır, partilere giden oyların dağılımının “analiz”ini bunlar yapar. Hele hele seçim öncesi ısmarlama tahminler gırla gider. Örneğin, bir defasında, anket şirketi sahibi olan biri, geçmiş seçimlerde istikrarlı bir şekilde %0,001 oy alan bir partiyi “çok ciddi geliyorlar, %10 barajını aşacaklar” diye pazarlamaya bile kalkmıştı. Aynı kişi bugünlerde de ekranları kirletmeye devam ediyor. 

İşte bunlara biz; herbokologlar diyoruz.

Ekonomik kriz olur, her biri başımıza ekonomist kesilir. 

Borsayı, döviz kurunu, altın fiyatlarını bunlar takip eder. 

Çevre sorunu olur, savaş çıkar; aynı adamlar hem çevre uzmanı, hem de savaş stratejisti kesilir başımıza. 

Bazılarının “güvenlik uzmanı”(!!!) titrleri bilem vardır..

Eğitim, sağlık konuları olur yine aynı kişiler bakmışsın kanal kanal dolaşıyorlar.  Hepsi de olmuş bir eğitimci, sağlıkçı. Derin(!!!) analizlerini bahşederler topluma…

Bilmedikleri bir konu yoktur. 

Ama etliye sütlüye dokunmayan sözlerle hiçbirisinin ağzından Ülkemizde, Ortadoğu’da ya da Dünya’da yaşanan tüm kötülüklerin kaynağı ABD ve AB emperyalistlerini teşhir eden tek kelime çıkmaz. 

AKP’giller eliyle Ülkede bütün kurumlar tahrip edilmiş, başta Laiklik olmak üzere Cumhuriyetin temel değerleri yok edilmiş, hiçbirisi en küçük bir Tayyip Erdoğan ya da AKP eleştirisi yapmaz, yapamaz. 

Arada bir yapanlar çıkarsa da hemen kara listeye alınır, bir daha televizyon yüzü gösterilmez. 

Bu herbokologların başlıca görevi, halkımızı kafadan gayrımüsellah kılmak (kafadan silahsızlandırmak)tır.

Bu herbokologların yarısı 15 Temmuza kadar Pensilvanyalı Feto iblisinin aylıklı adamlarıydı. Havalarından geçilmez, karşılarındakini aşağılayıcı tarzda üst perdeden konuşurlardı. AKP’gillerin temsilcileriyle paslaşırlardı. Onlara laf anlatmak ne mümkündü?

Katıldıkları programlarda savcılara operasyon talimatı verirler, kimin tutuklanacağını bile bilirlerdi. Örneğin, böyle bir herbokoloğun çuvalla taşıdığı ve sahteliği sonradan kanıtlanan “belge”lerle “Balyoz Operasyonu”nu başlattılar. Onlarca insanın yaşamını karartmışlardı.

Ama 15 Temmuz ganimet paylaşım savaşından sonra Feto’cular out oldu. 

Şimdilerde ise AKP’giller yandaşı herbokologları birkaç farkla COVID-19 pandemi sürecinde de görmekteyiz. Fakat bu süreçte bir fark var; konu TIP ve toplum sağlığı olunca bu yüzlere doktorlar eklendi. 

Bu doktor yüzler de diğerlerini aratmıyor, maşallah…

Onlar da kanal kanal gezerek birbirinin zıddı görüşleri topluma boca ediyorlar. İçlerinden yurtdışına gitmişler ise daha üst perdeden takılıyorlar. Görüşlerine itiraz olunca programları terk edenler bile var. 

Örneğin, Coronavirüs Çin’de görüldüğünde, daha doğrusu AKP’giller tarafından ülkemizde daha kabul edilmediği günlerde, bu TV kanallarının “meşhur ve meşum” doktor yorumcusu 24 Şubat 2020 günü aynen; “Coronavirüs Türkiye’ye gelmez, gelse bile çok ölümcül değil, Doğu Asya sarı ırkını, çekik gözlüleri etkiler” dedi.

Bir diğeri, “coronavirüs enfeksiyon kapasitesi düşük olduğundan tehlikeli değil” bile dedi.

Yine bir başkası; “coronavirüsü panik olarak yaydılar, gripten farkı yok” dedi.

Adamlar sözde bilim insanları, ama hiçbir bilimcil kuşkuculuk yok. 

Kendilerinden emin desteksiz sıkıyorlar. 

Bugün itibariyle coronavirüsün bırakalım Türkiye’yi dünyanın dört bir yanını nasıl etkilediği görülüyor değil mi?

Bazıları “Bilim Kurulu Üyesi”, isimlerinin başında Prof., Doç. ibareleri var, ama COVID-19 salgınına karşı alınması gereken önlemlerde birbiriyle 180 derece ters görüşler açıklıyorlar. 

Kimisi; “eldivensiz, maskesiz olmaz” diyor, kimisi “eldiven tehlikeli”… 

Kimisi “sosyal mesafe” iki metre olmalı derken bazıları bir metre diyor. 

En son hükümet açıklamasında “üç adım”da karar kılmışlar.!!!

Ama bunlar da, virüsün ülkeye girişinde gerekli tedbirlerin alınmadığı, virüsün kabul edildiği 12 Mart tarihinden itibaren ve hâlâ etkili önlemlerin alınmadığına dair en küçük bir hükümet eleştirisi yok. 

Kimse, camilerden beş vakit salâ verdirmekle, minarelerden arapça dua okutmakla bu virüsün önüne geçilemez diyemiyor …

Ya da virüse karşı alınacak önlemlerin “Bilim Kurulu” yerine, hiçbir tıp bilgisi olmayan ve hatta yaptığı konuşmalarla “beş vakit abdest alan insana virüs mü bulaşır” diyecek kadar bilimden uzaklaşmış, halka “sabır ve dua” telkin eden birine bırakılamaz diyemiyor kimse…

O nedenle, siz siz olun bu herbokologlara güvenmeyin. 

Söylediklerini aklın, bilimin süzgecinden geçirin. 

Diyalektik maddeci metodun mihenk taşına vurarak sonuçlar çıkartın. 

Yoksa başımız dertten kurtulmaz…

Yorum Yaz

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

207,629BeğenenlerBeğen
7,890TakipçilerTakip Et