Hanımefendi değil ‘Selvi Abla’

Hastalığına karşın yürüyüşünde eşi Kemal Kılıçdaroğlu’na eşlik eden Selvi Kılıçdaroğlu, katılımcılara ablalık yapıyor.

200. kilometreye yaklaşıyor CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu, Adalet Yürüyüşü’nde…

200 kilometre demişken; yanlış anlaşılmasın kimi zaman yağmurda, kimi zaman bozkırın yakıcı güneşinde, çoğu kez rampanın ayazında, yer yer asfalt, yer yer toprak yolda kat edilen bir 200 bin (200.000) metreden söz ediyoruz..

Üstelik 69 yaşında, çok da spor geçmişi olmayan, dünün bürokratı, bugünün parti lideri bir yurttaşın direnişi bu…

Kendisini takip eden binlerin, on binlerin deyişiyle, “Halkın umudu Kılıçdaroğlu’nun” Türkiye’deki adaletsizliğe karşı onurlu başkaldırışı…

Halkın adamı demişken, Kızılcahamam civarında bir Yörük köyündeki yer sofrasına konuk oluşu, bağdaş kurup, sinideki Keşkek çorbasına kaşık sallayışı, tarladan birkaç saat önce toplanan marulu çay tabağındaki tuza batırıp yiyişi galiba 1970’li yılların ortalarındaki ‘Halkçı Lider Karaoğlan Ecevit’ efsanesini anımsatan enstantaneler. Üstelik kurgu da değil, Erdoğan Toprak ile Bülent Tezcan’ın anlattığına göre; köyün muhtarı davet ediyor, Kemal Bey de “Büyük bir keyifle” deyip katılıyor Yörük iftarına…

Halkçı lider demişken; bütün dünya ve Türkiye, özellikle de magazin basınının ilgi odağıdır Cumhurbaşkanı, Başbakan, ana muhafelet partisi liderlerinin özel hayatı. Mesela, yandaş ve merkez medya, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Saray’da su içtiği bardağın kenarındaki ‘altın varak’ı bile yazar çizer.. Hatta, kilosu 4 bin beş yüz lira olan beyaz çayın Saray’da nasıl tüketildiği ballandıra ballandıra anlatılır. Biz de Adalet Ağaoğlu’nun, “Bir Düğün Gecesi” romanındaki Ertürk tiplemesi gibi, “Hak ediyor ama deriz…”

Peki, Kemal Kılıçdaroğlu’nun bu lüksle, bu şaşaa ile ne alakası var diyeceksiniz haklı olarak.

Galiba yürüyüşün 7. günüydü. Eşine hasta hasta eşlik eden Selvi Kılıçdaroğlu’nun bir ara soluğu kesildi. Danışmanlar, dinlenmesi için araç çağırdı. Minibüs durdu, içerideki görevli, “Abla buyrun” dedi… Selvi Hanım’a, 2019’un ‘First Lady’ adayına ‘Hanımefendi’ demiyordu çevresi, “Abla” diye sesleniyordu, çünkü muhtemelen ortalama bir memur maaşı ile çalışan bu görevliler CHP Lideri’nin eşini ‘kendinden biri’ görüyordu.

Biraz sordum, soruşturdum, Selvi Hanım kullandığı ilaçlar nedeniyle yürüyüşün tamamında yer alamıyor, dinlenip eşlik ediyormuş eşine. Molalarda da, 1 metrekare mutfakta demlenen ve markette kilosu 10 liraya satılan çaylardan içiyormuş, üstelik mukavva bardaktan!

Yeri gelmişken; Kemal Bey’in yürüyüşte kullandığı spor ayakkabıları magazin medyasına konu olmuştu. Çifti 300 lira, 400 lira diye. Elbette, Başbakan’ın, Cumhurbaşkanı’nın ailesinin giydiği 3-5 bin liralık özel yapım İtalyan ayakkabılar konu edilmezken, Kemal Bey’in spor ayakkabılarının gündeme gelmesi ayrı bir etik skandal ama, bir ara gözüm takıldı. Kemal Bey’le beraber yürüyen tüm ekipte aynı marka ayakkabı var. Yine araştırdım, “Bana ne tür ayakkabı öneriyorsanız, 450 kilometreyi yürüyecek arkadaşlarıma da aynısından alın, ayrılık gayrılık yok” demiş.

Ve güvenlik…

Şunun altını çizmek gerekir ki, hem polis, hem jandarma, CHP Genel Başkanı ile kafilenin can güvenliği için mesai tanımadan çalışıyor. Azaphane Yokuşu’nu tırmanırken, bir ara sarp kayalıklarla çevrili ormanlık alana takıldı gözüm. Kemal Bey’e yapılan suikast girişiminin benzeri bir araziydi. Ancak bu kez Jandarma, riskli bölgelere, keskin nişancıları yerleştirmiş, önlem almıştı. Çünkü onlar da biliyorlar ki, Kemal Bey’in bu başkaldırışı bir parti organizasyonu değil, tutuklu milletvekili Enis Berberoğlu başta olmak üzere, haksız yere hapiste bulunan Akın Atalay’lar, Turan Günay’lar, Güray Öz’ler, Hakan Kara’lar, Murat Sabuncu’lar, Musa Kart’lar, Ahmet Şıklar’la yüz binlerin özgürlüğü için atılan tarihi bir adım.

Son Haberler