Habercilikte Tilki gibi olmak

Bir çok meslekte olduğu gibi bizim meslekte de örnek alınan meslek büyükleri vardır. Onun gibi olmak istenen rol modelleri kişiden kişiye değişse de çoğu kişi rol modelleri sayesinde yol haritası çizer.

Bugün gazetecilik yapan 20’li yaşlarındaki gençlerden 80’ini devirenine kadar pek çoğunun da rol modeli vardır. Kiminin Uğur Mumcu, kiminin Uğur Dündar, kiminin Burhan Felek.

Benim bir rol modelim olmadı ama kimin gibi bir gazeteci olmak isterseniz vereceğim tek yanıt var: Çiğdem Toker.

İnsanın rol modeli seçimi aslında karakterini ve mizacını da ele verir.

Tabi bunun dışında bir de kültür endüstrisi ve medya eliyle çocukların ve ergenlerin rol modeli haline getirilen figürler var.

Geçtiğimiz haftanın en çok konuşulan iki olayı var. İkisinin de baş rolünde rol modelleri. Biri çocuk-ergen kuşağının rol modeli Aleyna Tilki diğeri ise bir kuşak gazetecinin kendisine rol modeli olarak seçtiği Rahmi Turan. Biri 20 yaşında diğeri 80!

Şimdi hemen itiraz edenler olacaktır ‘Rahmi Turan’ı rol modeli alan gazeteci mi var?’ diye.  Açıkçası yaşına saygıdan dolayı kullanılan ‘meslek büyüğümüz’ ifadesi dışında ben de bugüne kadar bizzat kendi ağzından Rahmi Turan’ı örnek aldığını söyleyen gazeteci ile karşılaşmadım.

Ancak bunu söylemiyor olmaları örnek almadıkları anlamına da gelmiyor.

Türk basınının (daha geniş anlamıyla medyasının) bugün içinde olduğu durum aslında yakın dönem medya yöneticilerinin bir çoğunun Rahmi Turan’dan ilham aldığını söylemek hiç de zor olmayacak.

Asparagas habercilik anlayışının Babıâli geleneği haline gelmesi ve bu geleneğin plazalara taşınmasında bir sembol isim Rahmi Turan. Bu yönüyle bir çok medya yöneticisine model olmuştur. Çetin Emeç ve Abdi İpekçi gibi  isimlerin yönettiği kurumları sonrasında Ertuğrul Özkök, Mehmet Soysal gibi isimler yönetir hale gelmişse bu bir günde veya bir iktidar döneminde olmadı.

Halkı sadece tüketici olarak gören gazetecilik anlayışı geldiği noktada ülkenin en güvenilmez meskenlerinden biri haline getirdi bu onurlu mesleği.

Geçtiğimiz hafta yaşanan ise artık mızrağın çuvala sığmadığı andır. Kumpası kimin kurduğu  ayrı bir tartışma konusu. Ama kumpasa teşne gazetecilik açıkça deşifre oldu.

Ne CHP’ye lider seçmek ne de AKP’ye payanda olmak gazetecinin işi değildir. Kurtarabilirsek mesleğin namusunu kurtarmaktır öncelikli görev. İktidarlar gelir geçer ama ayıplarımız ömrümüzün sonuna kadar bizi takip eder. Kim bilir belki de bugüne kadar saklamayı başardığımız pek çok kusurumuz artık onları hatırlayanın kalmadığı bir anda önümüze dökülür son anda yapılan bir ‘hata’ ile.

İşte tam da bu yüzden tüm meslektaşlara naçizane tavsiyem habercilik konusunda ‘Tilki’ gibi olmaları. Kulaklarına her üflenene inanmadan sorgulamaları. Tıpkı Aleyna Tilki’nin  o geçtiğimiz hafta çok konuşulan ‘bugün cumartesi yarın pazar sonraki gün pazartesi’ tweetinde olduğu gibi kesin bilgileri yayalım iyi mi?

Canım bunu biz de biliyoruz bilmediğimiz şeyleri söyle diyen sosyal medya ahalisinin büyük sırlar bilen gazeteci gazına gelip boyunuzdan büyük işlere kalkışmayın. Ve en az  Aleyna Tilki adlı çocuğun sabitlediği tweetteki özgüvene sahip olun. Az beğenilmek sizi değersiz yapmaz. Ama yalancılık lekesi bir ömür çıkmaz.

1 Yorum

  1. Atakan bey yazılarınızı ve tv programlarınızı zevkle seyrediyoruz..Keşke sizin bu degerli fikirlerinizi Ulusal kanaldaki program yapan insanlarda görebilse daha geniş kitleler sizin yorunlarınızı duyabilse..

Yorum Yaz

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

207,719BeğenenlerBeğen
7,866TakipçilerTakip Et