HALKWEBYazarlarGündem Gerçekle Değil, Algıyla Kurulur

Gündem Gerçekle Değil, Algıyla Kurulur

Gerçek artık bir kanıt meselesi değildir; taraf meselesidir.

0:00 0:00

Sabahın köründe bir alarm çalıyor aslında.
Yine bir felaket beliriyor insanlığın gündeminde. Sayılar net. Hesap kesin.
Bilim insanları panik halinde ama sakin konuşuyorlar; çünkü gerçek bağırmaz, gerçek kanıt sunar.
“Geliyor,” diyorlar.
“Kesin,” diyorlar.
Ama gerçek, insanların en sevmediği şeydir.
Yine çözüm için gidilen ilk durak siyasettir.
Ancak siyasetin gündeminde felaketin kendisi değil, seçime etkisi konuşulur.
“Şimdi sırası mı?”
“Biraz bekleyelim.”
“Seçmen bunu kaldırır mı?”
Tehdit çok büyüktür ama karar vericilerin dikkat çekimine uğramaz; hepsi koltukta sabitlenmiştir.
Sonra sıradan, gündelik politik gündemlerine geri dönerler.
Günler geçer, tehlike giderek yaklaşır.
Tam bu sırada başka bir şey patlar.
Siyaseti etkileyen bir skandal.
Ekranlar anında oraya döner.
Felaket bekleyebilir ama skandal beklemez.
Ancak siyaset bu durumdan da hoşlanmaz.
Kameraların, kendi skandallarına çevrilmesini istemez.
Gündem değişmelidir.
Çünkü skandal kontrolsüzdür; halkın seçim sonuçlarını etkileyebilir.
Gündemin yeniden yönlendirilmesi gerekir.
Siyasetin nefes alması gerekir.
İşte tam bu noktada, bir süredir yüz çevirdikleri, unuttukları ama aslında hiç kaybolmamış olan o büyük felakete geri dönerler.
“Merak etmeyin,” derler.
“Bu işi biz çözeceğiz.”
Medya devreye girer.
Halk ikna edilir.
Felaketi bitirecek yüzler ekrana çıkarılır.
Uzmanlar, yöneticiler, kurtarıcılar…
Kurtarılma ve kurtarıcı hikâyesi tutar.
Çünkü artık mesele felaketin kendisi değil, onu kimin yöneteceğidir.
Sonra medya sahnesi tüm ışıklarıyla açılır.
Stüdyolar parlaktır. Sunucular gülümser.
Felaket, “keyifli bir sohbet konusu”na dönüştürülür.
Biraz bilim, biraz magazin, araya başka gündemler.
“Çok karamsarsınız,” denir bilim insanlarına.
“Biraz pozitif olun.”
Gerçek, reytinge uymadığı için yumuşatılır, törpülenir, hatta komik hâle getirilir.
Ardından ekonomi anlatısı başlar.
“Bu felaket aslında büyük bir fırsat,” denir.
Maden vardır.
Nadir elementler vardır.
Grafikler yükselir.
Borsa uçacaktır.
Herkes zenginleşecektir.
Evet, gerçekten birilerinin ekonomisi düzelecektir.
Sermaye, ağzı sulanarak kenarda beklemektedir.
Çünkü onlar için felaketler durdurulması gereken şeyler değil, değerlendirilmesi gereken fırsatlardır.
İnsanlığın sonu, bilanço tablolarında sadece küçük bir dipnottur.
Sosyal medya sahnesinde ise bambaşka bir kalabalık vardır.
Hashtag’ler açılır.
İnsanlar ikiye bölünür:
Görenler ve görmemeyi tercih edenler.
Gerçek artık bir kanıt meselesi değildir; taraf meselesidir.
Bir paylaşım yapılır, bir öfke patlar, sonra yeni bir gündem gelir.
Felaket bile akışta kaybolur.
İnsan duyguları da parçalanır bu arada.
Kimi inkâr eder çünkü korkmak istemez.
Kimi dalga geçer çünkü ciddiyet yorucudur.
Kimi bağırır ama sesi gürültüde boğulur.
Kimi her şeyi bilir ama hiçbir şey yapmaz çünkü sesi duyulmaz.
Herkes haklı gibidir, herkes çaresiz gibi.
Ve zaman geçer.
Geri sayım sürer.
Ekranlar hâlâ parlaktır.
Sözler hâlâ kalabalık.
Gerçek ise aynı yerde durur.
Burada anlatılanlar, bir filmden seçilmiş sahneler ve onların çağrışımları.
Ama anlatılan şey yabancı gelmiyorsa,
bu filmin oyuncuları bizleriz.
Don’t Look Up.

YAZARIN DİĞER YAZILARI