Cumartesi / 8 Ağustos 2020

Günaydın, Hulusi efendi…

Roketsan A.Ş; roket, füze, havan, kompozit yakıt vb. üretimi için 1988’de kurulmuş bir savunma sanayi şirketidir. Roketsan’ın; amacı doğrultusunda yönetilmesi halinde ülke savunma sanayisine katkısı çok büyüktür. 

Yaşı Sakarya Tank-Palet fabrikasına benzemez inşallah. 

Geçtiğimiz gün bu şirketi bir önceki Genel Kurmay Başkanı, 15 Temmuz “kahramanı”(!!!) ve dahi Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, yanındaki diğer omzu kalabalıklarla birlikte ziyaret etmiş. 

Bu ziyarette, uzun süre bunlardan duymaya alışık olmadığımız itiraflarda bulunmuş.

Ege Denizi’nde uluslararası antlaşmalarla belirlenen ve askerden arındırılması gereken 23 adanın bulunduğunu belirterek, “Yunanistan, gayri askeri statüde ada olmasına rağmen bunlardan 16’sını antlaşmalara aykırı olarak silahlandırmıştır. Yunanistan’dan uluslararası hukuka, imzaladığı antlaşmalara ve iyi komşuluk ilişkilerine göre davranmasını bekliyoruz” demiş. 

Bu adamın kafasına taş mı düştü de böyle konuşmuş, bilemiyoruz. 

Ancak bu saatten sonra söylenen “doğrulara” biz ancak günaydın deriz. 

Ya da Halkımız; bu duruma düşenlere “uyan da balığa gidelim” der. 

Yunanistan bu adaları bir anda silahlandırmadı ki… 

Uluslararası sözleşmeleri kerte kerte aşındırarak yaptı bu işi.

Bildiğimiz gibi, Lozan Antlaşması’nın 12’nci maddesi ile Ege Denizi’ndeki 23 adanın kullanma hakkı (askerden ve silahtan arındırılmış olarak) Yunanistan’a verildi. Anılan adaların egemenliği ile deniz yetki alanları ve hava sahası Türkiye’de kalmıştır. Yunanistan, bu adalara asayişi sağlayacak miktarda jandarma ve polis dışında asker yerleştiremez. 

Diğer yandan yine Lozan Antlaşmasının 15’inci maddesine göre Ege Denizi’nde gayri askeri statüdeki 12 ada ile Rodos ve Meis adaları da vardır. Bu adalar Lozan Antlaşması’nın 15’inci maddesine göre İtalya’nın egemenliğine bırakılmış ise de İkinci Emperyalist Paylaşım Savaşından sonra 1947 Paris Barış Antlaşmasının 14’üncü maddesi ile yine gayri askeri statüde kalacak şekilde Yunanistan’ın egemenliğine verilmiştir. 

Sayın Ümit Yalım’ın verdiği bilgilere göre; “Yunanistan 1976’dan itibaren adalara büyük çaplı askeri birlikler yerleştirmiştir. Mevcut durum itibarıyla, Midilli ve Rodos adalarında birer Yunan Mekanize Tümeni; Limni, Sakız, Sisam ve İstanköy adalarında birer Yunan Mekanize Tugayı olmak üzere toplam 2 Mekanize Tümen ve 4 Mekanize Tugay bulunmaktadır.

“Ayrıca, Yunanistan, Türkiye’ye yönelik jet harekatı için, Limni, Midilli, İstanköy ve Rodos Adası’nda, havaalanları inşa etmiş ve anılan adalardaki havaalanlarına savaş uçakları yerleştirmiştir. Ege Denizi’ne çıkan Türk savaş uçaklarına anılan adalardan kalkan Yunan savaş uçakları tarafından önleme ve it dalaşı yapılmaktadır.

Yunanistan, Taşoz, Semadirek, Bozbaba, İpsara, Ahikerya, Batnoz, Lipso, İleriye, Kelemez, İstanbulya, İncirli, Sömbeki, İleki, Kerpe ve Meis olmak üzere toplam 15 adaya da Tabur-Alay seviyesinde askeri birlik konuşlandırmıştır. Doğu Ege Denizi’ndeki toplam 23 adadan 21’i Yunanistan tarafından silahlandırılmıştır. Herke ve Çoban adalarında askeri birlik tespit edilememiştir.”

Görüldüğü gibi Yunanistan anlaşma falan takmadan, kendi güvenliğini sağlamlaştırmış ve askercil olarak Ege Denizi’nde Türkiye’nin ulusal güvenliğini tehdit eder noktaya gelmiştir.

Yunanistan’ın bu oldubittileri karşısında geçmiş iktidarlar hep kayıtsız kaldı, ulusal çıkarlarımızı savunmakta acze düştüler. Başka bir ifadeyle vatana ihanet suçunu işlediler. 

AKP iktidarı da Ege Denizi’nde mülkiyeti Türkiye’ye ait 18 ada ve bir kayalığı 2004 yılından bu yana Yunanistan’ın işgal ve ilhakına seyirci kalmakla aynı kayıtsızlık ve vatana ihanet suçuna devam etti.

Oysa Lozan Antlaşması’nın 12’nci maddesine göre; “İmroz (Gökçeada), Bozcaada ve Tavşan Adaları ile birlikte Asya kıyısından üç milden az uzaklıkta bulunan Adalar, Türkiye’nin egemenliğine” bırakılmıştır. 

Böylece Türkiye; Asya kıyısına 3 milden daha yakın olan bölgede adı açıkça bildirilmeyen; 153 toprak parçasından oluşan ada ve adacıklara sahip olmuştur. Bu adaların bazıları; Marmara Denizi’ndeki Büyükada’nın en az üç katı büyüklüğündeki kara parçalarıdır. Bu durum 1943 tarihli İngiliz, 1951 tarihli Amerikan Haritalarında da gösterilmektedir. 

Yunanistan bu adalarda şu anda askeri tesisler kurmuş, ağır makinalı silahlar yerleştirmiş tatbikatlar yapmaktadır. Turizm tesisleri yapmış kuzu çevirme partileri düzenlemektedir. Yunanistan Genelkurmay başkanı, kuvvet komutanları denetlemeler de bulunmakta, okul, kilise gibi tesisler yapmaktalar. Adalardan çıkan madenleri bile işletip Yunanistan’a taşımaktalar. Bu adaların çevresinde balıkçılık yapan Türk vatandaşlarını yakalayıp hapse atmış, bazıları öldürmüştür. Yunanistan cezaevleri bu insanlarla doludur. 

Bu adaları ziyaret eden Yunanlı politikacılar hava sahamızı çekinmeden ihlal etmekteler. Yapılan uyarılara ise Türkçe küfürler eşliğinde karşı koymaktalar.  

Öyle ki, geçmişte başbakanlık yapan Binali Yıldırım ve Ahmet Davutoğlu bile bu adalara pasaportla giriş yapabilmiştir.

Yunanistan’ın Ege Denizi’ndeki bu işgal ve ilhakına tavır almak isteyen Sahil Güvenlik Komutanlığı subayları ise zamanın genelkurmay başkanı (Hulusi Akar) ve deniz kuvvetleri komutanı tarafından engellenmiştir. 

Biz HKP olarak, Milli Savunma Bakanlığı eski Genel Sekreteri Sayın Ümit Yalım’la birlikte yıllardır Ege Denizi’ndeki vatan topraklarımızın Yunanistan tarafından işgal ve ilhakına karşı mücadele yürütüyoruz. Bugüne kadar onlarca suç duyurusunda bulunduk. Onlarca eylem; Panel, yürüyüş yaptık. Yunanistan hakkında Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne dahi başvuruda bulunduk. 

Yatığımız suç duyurularımızın hemen hemen tamamında Hulusi efendi de şüpheliler arasındadır. Çünkü kendisi TSK’nın en üst kademesine kadar gelmiş bir askerdir.

Ulusal egemenliğimize yönelik bu saldırılar karşısında siyasi ve askeri açıdan görevini yapmayanlar arasında işte bu Hulusi efendi de vardır. 

Bu son konuşmasında da görevi ile ilgili herhangi bir ifade yoktur. Konuşmada Yunanistan’ın bizzat işgal ve ilhak ettiği vatan topraklarımızdan tek kelime geçmiyor.

Söyledikleri; “Yunanistan’dan uluslararası hukuka, imzaladığı antlaşmalara ve iyi komşuluk ilişkilerine göre davranmasını bekliyoruz” şeklinde mızıldanmadan öte bir şey değildir. 

İçeride hüloğculara gaz verme ve hızla tükenmekte olan siyasi ömürlerini uzatma amaçlı söylenmiş demagojik sözlerdir bunlar. 

İşledikleri suçları ortadan kaldırmaz. 

Tabii, vatana ihanet suçlarından dolayı yaptığımız ve adliyenin tozlu raflarında kanunsuzca bekletilen onlarca suç duyurusu dosyamız, yasaları uygulayan ve vicdanının sesini dinleyen savcıların eline geçince Hulusi efendi sen de reisinle birlikte yargılanacaksın. 

Bu sözler bile kurtaramayacak sizleri…  

[adinserter block="7"] [adinserter block="8"]

1 Yorum

  1. Evet Gün Bay Hulusi bey Günaydın, Ege bölgesindeki tüm adaların en stratejilerini Yunanistan işgal etmiş, ve bu konuda yıllardır basın açıklaması yapan HKP Halkın kurtuluş partisi avukatları, da Dava üstüne dava (suç duyurusunda bulunmuş) ve maalesef aradan seneler geçtikten sonra birileri çıkıp, ta yahu bu insanlar ne diyor diye kulak vermedi Taaaa Hulusi bey baklayı ağzından çıkarana kadar ancak yalaka basın bunu haber değerinde halka neşredebiliyor sanki ülkeyi başka bir dünyalılar yönetiyor, da haberleri yok muş gibi dile getiriyorlar Genel kurmay başkanlığı yapmış biri oohoh ne kadar stratejist

Yorum Yaz

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

206,477BeğenenlerBeğen
8,608TakipçilerTakip Et