“Gerçek sayısı Erdoğan açıkladı”

“Türkiye’de koronavirüs testleri gerçek hasta sayısını göstermiyor, salgının gerçek boyutlarını ölçemiyor. Hastalıkla daha etkin mücadele için bizce önemli olan sadece “test pozitif” sayısı değil, gerçek hasta sayısıdır”

208,792BeğenenlerBeğen
7,497TakipçilerTakip Et

Yetkin Report’ta yayımlanan habere göre, TTB Başkanı Adıyaman Cumhurbaşkanlığı ve Sağlık Bakanlığı tarafından açıklanan Koronavirüs verileri arasındaki farka dikkati çekerek, “Koronavirüs tanısıyla tedaviye alınan hastaların gerçek sayısını Erdoğan açıkladı diyebiliriz. Ancak aradaki farka dikkatinizi çekmek isterim. Bakana göre test pozitif çıkan hasta sayısı 2 bin 433, Cumhurbaşkanına göre test pozitif çıksın, ya da çıkmasın gerçek hasta sayısı 8 bin 455. Aradaki fark 6 bin 121 hasta; Bakanın açıkladığı sayının iki katından fazla fark var. Bu da bizim şunu söylememize imkân veriyor: Türkiye’de koronavirüs testleri gerçek hasta sayısını göstermiyor, salgının gerçek boyutlarını ölçemiyor. Hastalıkla daha etkin mücadele için bizce önemli olan sadece “test pozitif” sayısı değil, gerçek hasta sayısıdır” dedi.

Adıyaman’ın Yetkin’in sorularına verdiği yanıtlardan satır başları şöyle:

Koronavirüs hasta sayısı 25 Mart’ta Sağlık Bakanı tarafından 2 bin 433, Cumhurbaşkanı tarafından ise 8 bin 554 olarak açıkladı. CHP’li Gürsel Tekin ikisinin elinde farklı veriler olup olmadığını sordu. Sizce bu fark nereden kaynaklanıyor? Sizin rakamlarınız ne yönde?

-Biz rakam açıklamıyoruz. Sağlık Bakanlığı her gün açıklıyor. Ancak dünkü (25 Mart) farklılığın nereden kaynaklandığını 65 Tabip Odamızdan gelen bilgileri de karşılaştırarak saptadık. Koca’nın açıkladığı sayı, test yapılıp “pozitif” çıkan ve tedaviye alınan hasta sayısını gösteriyor. Erdoğan’ın açıkladığı sayı ise, buna ek olarak, test yapılmadığı halde klinik ve radyolojik bulgularla Covid-19 tanısı koyup hastanelerde tedaviye alınanların toplam sayısı.

“GERÇEK SAYISI ERDOĞAN AÇIKLADI”

–Bu durumda gerçek hasta sayısını Cumhurbaşkanı açıkladı diyebilir miyiz?

-Koronavirüs tanısıyla tedaviye alınan hastaların gerçek sayısını Erdoğan açıkladı diyebiliriz. Ancak aradaki farka dikkatinizi çekmek isterim. Bakana göre test pozitif çıkan hasta sayısı 2 bin 433, Cumhurbaşkanına göre test pozitif çıksın, ya da çıkmasın gerçek hasta sayısı 8 bin 455. Aradaki fark 6 bin 121 hasta; Bakanın açıkladığı sayının iki katından fazla fark var. Bu da bizim şunu söylememize imkân veriyor: Türkiye’de koronavirüs testleri gerçek hasta sayısını göstermiyor, salgının gerçek boyutlarını ölçemiyor. Hastalıkla daha etkin mücadele için bizce önemli olan sadece “test pozitif” sayısı değil, gerçek hasta sayısıdır.

ETKİN MÜCADELEDE ŞEFFAFLIK ŞART

-Sizce gerçek hasta sayısı Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıkladığından da mı yüksek?

-Şöyle anlatmaya çalışayım. Sayın bakanın ifadesine göre, 24 Mart’ta 3 bin 952 test yapılmış ve 343 vaka saptanmış. 25 Mart’ta ise test sayısı 5 bin 35’e çıkmış, hasta sayısı da 561 olarak belirlenmiş. Yani test yaptıkça daha çok hasta buluyoruz, test yapmadan bulamazsın. Dünya Sağlık Örgütü Başkanı o yüzden “Üç talebim var; test, test, test” diyor.

-Az önce testler gerçek hasta sayısını göstermiyor dediniz. Sağlık Bakanı “80 milyona test yapılamaz, dünyada da böyle bir uygulama yok” diyor.

-Biz 80 milyona test yapılsın demiyoruz ki… Hiçbir ülkenin bunu yapacak hali yok. Biz hastalıkla mücadelenin tek yöntemi test de demiyoruz. Nitekim elimize yeni gelen bilgiler de gösteriyor ki örneğin hastalığın çıktığı Çin’de iyileşen hastaların yüzde 38’ine test yapılmadığı halde klinik ve radyolojik bulgularla tanı konmuş, tedavilerine başlanmış. Bizim söylediğimiz, şüpheli görülen herkese test yapılması gereğidir. Bunu Bilim Kurulu da böyle söylüyor ancak gördüğümüz, ne yazık ki Bilim Kurulu’nun belirlediği algoritmaya, rehbere de uygun davranılmadığıdır.

-Sizin bu çerçevede talebiniz nedir?

-Şeffaflık. Çünkü birincisi, bilgiler toplumla açıklıkla paylaşılmalı ki toplum neyle karşı karşıya olduğunu daha iyi anlayıp daha ciddiye alsın. İkincisi de sadece “test pozitif” çıkan hastalara değil, tanı konup tedaviye alınan bütün hastalara izolasyon, yalıtma önlemleri alınsın, temasta oldukları saptansın, böylece yayılmanın hızı yavaşlatılsın.
Şeffaflığın bir sağlık çalışanlarını ilgilendiren çok önemli bir boyutu daha var. Biliyorsunuz, Türkiye’nin her yerinden hekimlerimiz hastalardan alınan geniz ve burun sürüntü örneklerini Ankara’ya, bakanlığa yolluyor, orada tek merkezden bakılıyordu. Böyle bir salgın durumunda bilgilerin tek merkezde toplanması doğrudur. Ancak birkaç gün öncesine dek, “negatif” çıkan hastaların isimleri hekimlere bildiriliyor, “pozitif” testler bir daha bakılıyordu. Hekimlerimiz de hastalarının korona bakımından durumunu öğrenmiş oluyordu. Şimdi hiç bildirim yapılmıyor. Oysa hekimin baktığı, yakın temas içinde örnek aldığı hastasının salgın taşıyıp taşımadığını bilme hakkı var. Hekimler, sağlık çalışanları bu mücadelenin en ön safındaki insanlar. Onları koruyamazsak, bu savaşı çok daha ağır koşullarda yürütmek zorunda kalırız.

“DEPODA MİLYONLARCA MASKE… TEŞHİR EDİLMELİ”

-Bir de sağlık çalışanlarının koruyucu maske, eldiven, önlük gibi eksikliklerinden şikâyet ediyorsunuz. Sağlık Bakanı ise bu örneklerin münferit ve maksatlı olduğunu, yeterince malzeme dağıtılmakta olduğunu söylüyor. Nedir son durum?

-Türk Tabipler Birliğinin vatandaşların sağlığı, toplumun sağlığı ve sağlık çalışanlarının sağlığı dışında ne maksadı olabilir? Ekipman eksikliği var. Oysa Türkiye’de bütün nüfusa yetecek sayıda eldiven de, maske de, ekipman da var. Sıkıntının üç nedeni var. Birincisi, halk salgını duyar duymaz, ihtiyacı olsun olmasın eldiven, maske almaya adeta hücum etti. Tam ihtiyaç ortaya çıktığında sağlıkçılara kalmadı. İkincisi, yerli üretim yapan firmalardan bazıları, yurtdışına daha pahalı satıp daha fazla kâr yapmak amacıyla yurt içine ürün vermeyi kesti, stok yapmaya başladılar. Sayın Bakan’la konuşmamızda bunların üstüne gidilmesini ve teşhir edilmesini hep istedik, istiyoruz da. İçişleri Bakanlığı devreye girdi. Bir depoda milyonlarca maske bulunduğunu duyduk. Müsadere edilip hastanelere ücretsiz dağıtılıyor bunlar. Üçüncüsü de şu anda bütün hastaneler pandemi hastanesi ilan edildi, destekliyoruz, geç bile kalındı ama hazırlıksız yakalanıldı. Hastanelerde gerekli malzeme önlemlerinin alınmamış olduğu ortaya çıktı. Özetle hazırlıksız yakalanıldı.

“SAYIN BAKANIN DA AŞAMADIĞI BİR YERLER VAR”

-Sizin bir de sağlık çalışanlarına karşı şiddet cezalarının artırılması talebiniz var yıllardır. Bu kriz sırasında Meclis toplanmışken bu yasanın çıkacağı umudunuz var mı?

-Umudumuz her zaman var, bu konuda çalışıyoruz. Ama bu kriz ortamında dahi sağlık çalışanlarına şiddet durmuyor; işte iki gün önce Samsun’daki bıçaklı saldırı. Bu yasanın çıkması bizler için hayati ihtiyaç. Sayan Bakan’la konuştuğumuzda, o da bir hekim olarak desteklediğini söylüyor ama herhalde onun da aşamadığı bir yerler var.

Yorum Yaz

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Koronavirüse karşı topladıkları bağışlar bloke edilen belediyelerden ortak bildiri

Koronavirüse karşı topladıkları bağışlar bloke edilen 11 büyükşehir belediyesi ortak bir bildiri yayınladı.

Erdoğan: Yardım kampanyasını devletimiz yürütüyor, devlet içinde devlet olmanın anlamı yok

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti İl Başkanları ile video konferans toplantısında konuştu.

Engin Altay açtığı ağzını yumdu gözünü: Bunun adı yalakalıktır, kepazeliktir, haraçtır

Meclis’e sunulan infaz paketine tepki gösteren CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, “Konuşmak mı suç adam öldürmek mi suç. Vallahi billahi konuşmak Ak Parti’ye göre daha büyük bir suç” dedi. Yargıtay’ın Erdoğan’ın başlattığı bağış kampanyası için destek isteyen Yargıtay’a da yüklenen Altay, “Yargıtay Başkanı nedir bu? Bunun adı da kepazeliktir. Yargının el üstünde Türkiye’ye Korona vergisini kendi yargıtay üyelerine talimatla emretmek kepazeliktir” diye konuştu.

‘Saray’ın 1 gününü finanse etmek için 877 bin yurttaşın Korona yazıp göndermesi gerekiyor’

CHP İstanbul Milletvekili Özgür Karabat, “Saray’ın sadece 1 günlük harcamasını finanse etmek için 877 bin yurttaşın Korona yazıp 8119’a göndermek gerekiyor” ifadeleriyle yardım kampanyası başlatan iktidarın israfını gözler önüne serdi.

Yargıtay’ın başına geçen Ethem Sancak’ın eniştesinden Erdoğan’ın kampanyasına zorunlu bağış dayatması: En az 1000 TL!

Yargıtay Başkanı Mehmet Akarca da hakim ve savcılar başta olmak üzere diğer çalışanlardan kampanyaya destek olunmasını istedi.
208,792BeğenenlerBeğen
7,497TakipçilerTakip Et