Gavrilo Princip: Bir kurşun kaç cana mal oldu?

Burak Kılavuzoğlu yazdı...

Görece küçük bir toprak parçasına birbirine çok benzer ancak bir o kadar uzak kültürleri sıkıştırırsanız ne olur?

Osmanlı hakimiyetinde uzun bir dönem barış içerisinde yaşayan Balkan toplulukları Balkan Savaşlarıyla önce eski sahipleri Osmanlı’ya sonra birbirlerine saldırdı. Osmanlı’dan kopmuş milletler savaşla yarattıkları uluslarını kanla kutsarken bölgede yeni güç dengeleri kuruluyordu.

Sırpların yanında Rusya dururken, genişlemesini Balkanlar üzerinde devam ettirme gayesindeki Avusturya-Macaristan İmparatorluğu çok milletli yapısına Balkan uluslarını da katmak istiyordu. Bu amaçla Bosna-Hersek’i topraklarına katan Habsburg Hanedanı, Müslüman-Ortodoks çatışmasından beslenerek, Osmanlı’dan kalan boşluğu kendi ağırlığıyla doldurdu.

Bosnalı Sırplar, Bosna topraklarının Sırbistan’a ait olduğunu savuna dursunlar, Avusturya-Macaristan Hırvatların, Müslüman Boşnakların ve Arnavutların tam desteğine sahipti. Balkanlarda iki kutuplu bir siyaset güdülüyordu. Slav kökenli Rus taraftarları ve Slav ya da Ortodoks olmayan Avusturya-Macaristan taraftarları…

Patlamaya hazır saatli bombanın iç parçaları yerleşmişti. Bir patlama için an ve zaman mükemmelliği yakalamayı bekliyordu. Birleşik Almanya, geç başlayan Uluslaşma sürecini bir zaferle kutlamak istiyordu. Avusturya-Macaristan ile dosttu. Bir süre önce Almanya’dan ağır yenilgi alan Fransa doğusundaki çılgın güçle tek başına mücadele etmek istemiyordu. Ortak düşman karşısında Rusya ile ortaklık paktı kurdular. İngiltere bu denklemin dışında kalsa da olası bir savaş halinde çıkarları Fransa’nın bütünlüğünden yanaydı. Osmanlı ise son nefeslerini verirken geniş Ortadoğu topraklarıyla ısırılmayı bekleyen nefis bir avdı.

28 Haziran 1914 günü Bosna gazeteleri tarafından Saraybosna’yı ziyaret edeceği günler öncesinden bildirilen Avusturya-Macaristan veliaht prensi Arşidük Franz Ferdinand ve eşi Hohenberg Prensesi Sophie bölge valisi tarafından rica ile alınan Saraybosna zenginlerinden bir ailenin arabasıyla şehri turlamaya çıktı.

Arşidük’ün şehri dolaşmaya çıktığı gün şehirde 200 polis memuru vardı.
Yakınlardaki askeri kışladan destek istenmemişti.
Arşidük’ün ziyareti günlerdir duyuruluyordu.

19 yaşındaki Gavrilo Princip Bosnalı bir Sırptı. Saraybosna’ya yakın bir kasabada doğmuş, ilk eğitimini kilisede almış, ‘kötü Türk, kahraman Sırp’ hikayelerini dinleyerek büyümüştü.
Liseyi okumaya Sırbistan’ın başkenti Belgrad’a gönderildi.
Orada Sırp milliyetçisi yeraltı grubu ‘Kara El’ ile tanıştı. Lise öğretmeni Bosnalı Gavrilo’yu muhteşem bir aday olarak görmüştü. Liseyi bitirdikten sonra örgüt içerisinde kısa bir askeri eğitim aldı. Ateş etmeyi, gizli haberleşmeyi, saklanmayı öğrendi. Yüzyıllarca Osmanlı’ya karşı isyan hareketinde bulunmuş direniş kültürünün özünü kavradı. 18 yaşında Saraybosna’ya yollandı. Örgütle ilintili bir Sırp gazetesinin matbaasında çalışmaya başladı.

Kan banyosuyla sonuçlanacak kaos çağını başlatan insan Gavrilo Princip’ti. Ailesi bilerek mi koydu bilinmez, adı ‘Müjde, Müjdeci’ demekti. Soyadı ile birleştirildiğinde ‘Prensip Müjdecisi’ anlamını taşıyordu…

Kara El’in Saraybosna kanadı Mlada Bosna üyesi dört suikastçı Gavrilo Princip, Nedeljko Çabrinoviç, Dragutin Dimitriyeviç ve Vaso Çubriloviç Ferdinand ve eşini valilik binasından araçlarına giderken izliyordu. İlk plan el yapımı bir el bombasını Cumbrinica köprüsü üzerinden geçen Arşidük arabasının önüne atmaktı. Oluşan karmaşada dörtlü kaçmayı, başaramazsa Miljak nehrine atlayarak intihar etmeyi düşünüyordu. Bu amaçla Belgrad’tan gelen siyanür hapları da yanlarında bulunuyordu.

Saat 10.10’da Çabrinoviç el bombasını attı. Bomba Arşidük’ün arabasından sekerek kaldırımda patladı. Arşidük’ü koruyan polisler ve ziyareti izleyen kalabalıktan yaralananlar oldu. Konvoy aynı cadde üzerinden başladığı yere, valilik binasına geri döndü.

Çabrinoviç planladıkları gibi siyanür hapını yuttu ve nehre atladı. Ancak siyanür hapının tarihi geçmişti ve genç suikastçı nehirde yüzmeye başlayınca polis tarafından yakalandı.

Valilik binasında Arşidük suikast girişimine rağmen yaralıların kaldırıldığı şehrin kuzeyinde yer alan hastaneye gitmek istediğini belirtti. Tüm tavsiyelere, tartışmalara rağmen Arşidük ve konvoyu saat 13.00’da yeniden yola çıktı. Bu sırada Gavrilo Princip Latin Köprüsü karşısında yer alan Schiller Kafe’de kahvesini yudumlayıp kaçırdıkları şansa hayıflanıyordu. Tam o sırada şehrin kuzeyine gitmek için yola çıkan Arşidük’ün konvoyu Franz Josef caddesine girdi. Gavrilo’nun oturduğu Schiller Kafe’nin önünde manevra yaptı. Gavrilo düşünmeden belindeki Amerikan yapımı Browning marka tabancısını çekti ve iki el ateş etti. Kurşunlardan ilki Düşes’in karnına ikincisi Arşidük’ü boynuna saplandı. Önce Düşes, sonra Arşidük hayatını kaybetti.

Gavrilo Princip yakalandı. Diğer Mlada Bosna üyeleri tutuklandı. ABD yapımı Browning de denkleme eklenince Avusturya-Macaristan suikastın sorumlusunu buldu: Sırbistan hükümeti.

Avusturya Macaristan bir hafta sonra Sırbistan’ın kabul edemeyeceği ağırlıkta bir ültimatom mektubunu Belgrad’a gönderdi. Yanıtın olumsuz olması durumunda savaş açacaklarını da ültimatoma eklediler. Belgrad hükümeti verdiği yanıtta Avusturya-Macaristan’ın tüm isteklerini kabul etti. Sadece yargılamanın Sırbistanlı yargıçlar tarafından yapılmasını istediler. Ancak mahkemeye Avusturyalı yargıçların da katılabileceğini yanıta eklediler.

Yanıtı değerlendirmeyen Viyana küçük ama sindirilmesi zor Sırbistan’a savaş açtı.
Almanya, olası bir savaşta Avusturya-Macaristan’a tam desteğini açıkladı.
Rusya, Sırbistan’ın yanında Avusturya-Macaristan’a savaş ilan etti.
Almanya, Rusya’ya savaş ilan etti.
Rusya ile pakt imzalamış Fransa, Almanya’ya savaş ilan etti.
Fransa’nın kaybedilmesini göze alamayan Büyük Britanya, Almanya ve Avusturya-Macaristan’a savaş ilan etti.

Arşidük’ün öldürülmesinden sadece 1 ay sonra savaş başladı.
Savaşın ilk senesinde önce İtalya ardından Osmanlı bu kanlı savaşın bir parçası oldu.

Birinci Dünya Savaşı’nda 40 milyon insan hayatını kaybetti.
Bu sayının yalnızca 15 milyonu askeri kayıptı.
23 milyon insan savaş nedeniyle sakat kaldı.

Birinci Dünya Savaşı ardından çıkan savaşlar Ulusları parçaladı, ölümler İkinci Dünya Savaşı’na dek sürdü. Birinci Dünya Savaşı ayrıca İkinci Dünya Savaşı’nı tetikledi.

Gavrilo 1918 yılında tutuklu bulunduğu Prag’tan yine bir Çek kenti Terezin’e gönderildi.
Veremdi. Dört yılını işkence ve açlıkla geçirmişti.
Terezen’deki hastanede tedavi görürken öldü.
Savaşın sonunu göremedi.

Ailesi ve kardeşleri öldürüldü.
Uzak akrabaları ve soyadını taşıyan yeni nesiller gelecek savaşlarda can verdi.

Gavrilo’nun tek kurşunu dünyayı değiştirdi. Hangi prensibi müjdeledi bilmiyoruz ama 19 yaşında işlediği cinayet milyonların canına mal oldu. Sırbistan bugün bile huzurlu değil.

Gavrilo Princip.
Bir kahraman mı?
Milyonların canına mal olan bir cani mi?
Yoksa şanssız bir genç mi?

Siz karar verin…

Cumhurbaşkanı Erdoğan Elazığ’da: ‘Sizden ricam; olumsuz propagandalara kulak asmayın’

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, incelemelerde bulunmak üzere İstanbul'dan Elazığ'a geldi.

Bakan Dönmez’den milletin ufkunu açan deprem açıklaması: Her şeyi devletten beklemek doğru olmaz

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, Elazığ'da meydana gelen depremle ilgili bağlandığı HaberTürk canlı yayınında, "Her şeyi devletten beklemek çok da doğru olmaz. Vatandaşlarımız da hassasiyet göstererek tedbir almalı" dedi.

Ekrem İmamoğlu: İki büyük deprem toplanma alanını hizmete açacağız

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Deprem Seferberlik Planı'nı başlakttıklarını dile getirerek, "Çok yakın zamanda da 2 tane büyük deprem toplanma alanı ve eğitim parkını hizmete açacağız" dedi.

AFAD’dan son açıklama: 20 can kaybı, 1015 yaralı

AFAD'dan sabah saat 07.30 sıralarında yapılan açıklamada depremde 20 vatandaşın hayatını kaybettiği belirtildi.

Devlet Planlama Teşkilatı’nın projesini reddettiği Prof. Naci Görür, Elazığ depremini Ekim ayında böyle tespit etmiş!

Deprem uzmanı Naci Görür'ün 6 Ekim 2019'da CNN Elazığ ve çevresini vuran depremi nokta atışıyla işaret ettiği ortaya çıktı.
209,916BeğenenlerBeğen
4,679TakipçilerTakip Et