Fethullah Gülen’in şeriat devleti için yaptığı planlar neler, faaliyetleri hangi illerde yoğunlaştı?

Sözcü Gazetesi Ankara Temsilcisi Saygı Öztürk, darbe girişiminin planlayıcısı olduğu ileri sürülen Gülen cemaati Fethullah Gülen'in "şeriat devleti hedefine ulaşmak için kurulu sisteme ters düşme yerine, onunla barışık ama onu içten içe ele geçirici bir politikayı benimsediğini" iddia etti.

Öztürk, “Feto’nun 3 adımda devleti ele geçirme planı” başlığıyla yayımlanan haberinde “Fethullah Gülen’in faaliyetleri tüm yurt sathında yaygın bir görünüm arz etmekle birlikte, özellikle Samsun, Adana ekseninin batısında kalan iller ile üniversite çevrelerinde ve Erzurum’da yoğunlaştı” ifadesine yer verdi.

Sözcü’de yayımlanan (20 Aralık 2016) haber şöyle:

Tarih 24 Ağustos 2004… Dönemin Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in başkanlığında toplanan Milli Güvenlik Kurulu (MGK), şu tavsiye kararını aldı:

“24 Haziran 2004 tarihli MGK toplantısının gündem konularından biri olan ‘Türkiye’deki Nurculuk Faaliyetleri ve Fetullah Gülen’ konusu gündeme gelmiş, yurtiçi ve yurtdışı faaliyetlerine karşı bir eylem planı hazırlanması uygun görülmüş ve bu konudaki tavsiye kararının hükümete bildirilmesine karar verilmiştir.”

İslam diktatörlüğü

MGK toplantısında, askerler Nurculuk Faaliyetleri konusunda bir de sunum yapmıştı. Sunumda, Nurculuğun kuruluşu ve tarihi gelişimine ilişkin özet geçildikten sonra 6 gruba bölünen cemaatin en etkili kolunun Fetullahçılar olduğu kaydedildi. Raporda, kısa sürede 68 ülkede okul açtıklarının altı çizildi. Askerlerin sunumunda cemaatin hedefi, “Devletin tüm sistemlerinde İslam hükümlerini egemen kılarak, teokratik bir İslam diktatörlüğü kurmaktır” diye açıklandı. Bu amacına ulaşabilmek için de topluma, ‘hoşgörü ve barış’ mesajları vermeye yönelik ılımlı bir cemaat lideri portresi çizmeye özen gösterildiği vurgulandı.

Adım adım şeriat planı

Gülen, Atatürk İlke ve İnkılapları’nı ortadan kaldırmayı, laik, demokratik, sosyal hukuk devletini yıkarak, şeriat esaslarına dayalı bir rejim kurma amacını bu ılımlı görünüm altında gizledi. Fetullah Gülen, ilk etapta devlete karşı savaş vererek hedeflerine ulaşmanın yıpratıcı olduğunu tespit etti ve kurulu sisteme ters düşme yerine, onunla barışık, ama onu içten içe ele geçirici bir politikayı benimsedi. Hedef öncelikleri içinde; asker, sivil (Milli Eğitim, Adalet Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı vb…) ve Emniyet Teşkilatı’nda örgütlenmeyi esas aldı. Grup, şeriat devletine ulaşmayı hedefleyen amacını gerçekleştirmek için şu planları uygulamaya koydu:

Birinci adım: Devletin bütün kadrolarında ve bürokraside, Milli Eğitim Bakanlığı ve Emniyet Teşkilatı’nda kadrolaşmak…

İkinci adım: Bünyesindeki vakıf, okul ve dershanelerde, eğitilmiş gençlerden oluşan bir taban oluşturmak,

Üçüncü adım: Kendisine maddi destek sağlayacak sermayeyi oluşturmak… Yurtdışında Türkiye’de kurulacak İslami devlete uluslararası alanda sempatiyle bakacak bir gençlik yetiştirmek.

Zeki çocukları topladı

Bu doğrultuda Fetullah Gülen, oluşturduğu öğrenci seçme ekipleriyle, semt ve köyleri dolaşarak, zeki ve becerikli öğrencilerle irtibat kurdu, daha sonra evlerde, dershanelerde ve kamplarda, beyin yıkama metoduyla, bu kişileri amaçları doğrultusunda yetiştirdi. Fetullahçılar; televizyon, radyo, gazete ve dergi gibi kitle haberleşme araçlarını etkin olarak kullandı.

Ayrıca; sahip olduğu imkânlarla, semavi dinlerin temsilcileriyle başlattığı diyalog vasıtasıyla “Dünya Dinler Birliği” adı altında bir oluşuma zemin hazırladı. Bu oluşumla, İslam dininin temsilcisi olma yolunda, uluslararası alanda karşılıklı çıkarlara dayanan bir strateji uygulamaya başladı.

“Devlet kademeleri mutlaka ele geçirilmeli”

Cemaatin, “Türkiye’de laik, demokratik hukuk düzeni yerine, şer’i esasların hâkim olduğu İslam devletini kurabilmek amacıyla; devlet kademelerinin mutlaka ele geçirilme hedefleri doğrultusundaki çabalarını” sürdürdüğü MKG’da dile getiriliyor, önceliklerinin Milli Eğitim Bakanlığı, Adalet Bakanlığı, Türk Silahlı Kuvvetleri ile Emniyet Teşkilatı’ndaki faaliyetlerine önem vermek olduğu vurgulanıyor ve önümüzdeki dönem için şu değerlendirme yapılıyordu:

– Türkiye’nin sosyal, siyasal ve ekonomik koşullarının bozulmasına paralel olarak, Fetullah Gülen cemaatinin etkinliği artacak.

– Nurcu cemaatler içinde bulunan grupların tamamının Fetullah Gülen grubu içinde eriyebileceği ve bu grubun da, yakın gelecekte Türkiye’de faaliyet gösteren en önemli irticai grup olma özelliğini artan oranda devam ettirecek.

– Fetullah Gülen’in Türkiye’ye dönememesi ve ABD’deki ticari imkânların fazlalığı nedeniyle cemaat faaliyetlerini ABD’ye kaydırarak çalışmalarını sürdürecek.

Milli Eğitim Bakanlığı’na alternatif yöntem geliştirdiler

Fetullah Gülen’in faaliyetleri tüm yurt sathında yaygın bir görünüm arz etmekle birlikte, özellikle Samsun, Adana ekseninin batısında kalan iller ile üniversite çevrelerinde ve Erzurum’da yoğunlaştı. Fetullahçılar, örgütlenme ve faaliyetleri ile “devlet içinde devlet” özelliği gösteriyor, özellikle grubun okulları, Milli Eğitim’e alternatif bir anlayışla yönetiliyordu. Söz konusu okullarda görev yapacak öğretmen ve idareciler grubun önde gelenleri tarafından tayin ediliyordu.

Dershaneler önemliydi

Bazı okul ve dershanelerde, kız-erkek öğrencilere gündüz ve yatılı olarak ayrı binalarda eğitim veriliyor, böylece yarının kuşakları olan öğrenciler, okul çağında siyasal İslamın zihniyeti ile yönlendiriliyordu. Dershane kavramını değişik bir boyutta ele aldılar. Çok önem verdikleri gençlik kesiminin kazanılması için öğrenci evlerini aynı zamanda dershane olarak da kullandılar.

Yetişmiş öğrencilerin sorumlu olduğu evlerde, Nurculuk ve diğer dini konularda bilgiler veriliyor, kendi güdümünde faaliyet gösteren dershanelerde eğitim görmüş öğrencilerin, TSK ve devlet kurumlarına alınmaması nedeniyle, kendi fikirleri doğrultusunda yetiştirecekleri öğrencilere eğitim vermek maksadıyla herhangi bir gruba üye olmayan dershanelerle anlaşıyorlardı.

Son Haberler