Faruk Bildirici: Kovulmuş ombudsman ne yapar?

Artık bir gazete çatısı altında değilim. Gazetecilik yaşamımda ilk kez sadece kendi adıma konuşup yazabileceğim. Yazdıklarım bir tek beni bağlayacak. Gazetenin sahibinin beklentileri, gazete yöneticilerinin istekleri, gazetenin yayın politikaları engeline takılma riskim kalmadı. Kimse müdahale de edemeyecek yazdıklarıma. Bunlar meslek yaşamımdaki yeni dönemin avantajları.

Faruk Bildirici

Artık bir gazete çatısı altında değilim. Gazetecilik yaşamımda ilk kez sadece kendi adıma konuşup yazabileceğim. Yazdıklarım bir tek beni bağlayacak. Gazetenin sahibinin beklentileri, gazete yöneticilerinin istekleri, gazetenin yayın politikaları engeline takılma riskim kalmadı. Kimse müdahale de edemeyecek yazdıklarıma. Bunlar meslek yaşamımdaki yeni dönemin avantajları.

Bir yandan yeni bir kitaba başladım. Okur Temsilcisi (ombudsman) olarak Hürriyet’te yaşadıklarımı, mücadelemi, deneyimlerimi kağıda döküyorum. Cumhuriyet kökenli olduğum için iyi arşivciyimdir; günü gününe notlar almış, yazışmalarımı saklamıştım. Arşivimde biriktirdiklerim sayesinde zor olmadı yazmak. Epeyce ilerledim.

Hürriyet’in Okur Temsilciliği’nde uzun ve gazetecilik adına son derece değerli olduğuna inandığım bir yol katetmiştim. Evrensel gazetecilik ilkelerini, sorunlarını tartışmak, değerlendirmek beni de zenginleştiriyordu. Okurlar arasında ve gazetede Okur Temsilcisi’nin gerekliliği kabul edilmişti. Öyle olmasa Okur Temsilcisi köşesine son veren Hürriyet yönetimi neden hala gazetenin üçüncü sayfasında Okur Temsilcisi’nin e-posta ve telefonuna yer vermeye devam etsin? Hem de yeni okur temsilcisi olmamasına rağmen.

Aradan geçen iki ay boyunca medya okuru olarak takip ettim gelişmeleri. Türkiye medyasına evrensel gazetecilik ilkelerini hatırlatacak bir okur temsilcisine, daha doğrusu ombudsmana gereksinimi olduğuna tanıklık ettim. Habercilik devam ettiğine göre okur temsilcisi de (Ombudsman) olmalı.

Sonunda 30 küsur yılık dostum Doğan Akın’ın bir yıl kadar önce eksikliğini vurguladığı “Medya ombudsmanlığı” fikrini hayata geçirmeye karar verdim. Haklıydı. Türkiye’de medyada bağımlılık, taraflılık, sansür-otosansür gibi sorunlar alabildiğine arttı; habercilik evrensel çizgiden iyiden iyiye uzaklaştı. Ama bu gazeteciliği ilkeler açısından denetleyecek, ilkeleri hatırlayacak, gazetecileri uyaracak herhangi bir mekanizma yok. Ne ombudsmanlar kaldı yayın kuruluşlarında ne de meslek örgütlerinin böyle bir gücü var.

Tamamen bağımsız ve tarafsız bir “medya ombudsmanı” böyle bir medya ortamında etkili bir işleve sahip olabilir. Evrensel gazetecilik ilkeleri üzerinden yapılacak uyarı ve eleştirilerin iyiniyetli meslektaşlarımız ve iletişim akademisyenleri cephesinde karşılık bulacağına inanıyorum. Bu eleştiriler genç gazeteciler ve gazeteci adaylarına da pusula olacaktır.

Ayrıca Türkiye’de siyaset yeni bir kavşakta. Gazetecilik de dijital alandaki yeniliklerin, hergün yenisi gelen devrimlerin zorlayıcılığı ile karşı karşıya. Teknolojik açıdan olduğu kadar siyasi iklim açısından da dönüşmek ve yenilenmek zorunda kalacak.

Medyanın bu hali sürdürülebilir olmaktan çıktı. Türkiye’de siyasi iktidar ve güç odakları tarafından kontrol edilen medya haber, bilgi vermiyor artık. Ülkemizdeki gazetecilik açığı gizlenebilir olmaktan çıktı.

Dahası salt gazeteciler ve medya açısından değil, okur ve izleyiciler açısından da gerekli medya ombudsmanlığı. Medyanın tüketicisi okurlar ve izleyiciler. Onların bilinçlenmesi, doğruyla yanlışı ayırt etmelerini sağlar. Doğru gazeteciliğin ne olduğunu bildikleri oranda gazetecilik yanlışlarına karşı çıkabilir, haber alma haklarını savunabilirler.

Bu düşüncelerden hareketle bugünden itibaren “Medya Ombudsmanlığı” misyonunu üstlenmeye karar verdim. Eskiden sadece Hürriyet’teki etik ihlallere değinebiliyordum; görev alanım sınırlı olduğu için de diğer medya kuruluşlarındaki etik sorunlara, yanlışlara giremiyordum. Artık bu sınır kalktı, medya kuruluşlarının tamamı kapsama alanımda.

Türkiye’deki bütün gazete, televizyon ve internet sitelerindeki etik ihlaller, gazetecilik yanlışları ve eksiklikleri konusundaki değerlendirmelerimi kendi web sayfamda yazacağım. Yine somut örnekler üzerinden uyarılarda bulunacağım, eleştirilerimi dile getireceğim.

İnsanlar, herhangi bir önyargım olmadığına, iyi niyetle ve tamamen bağımsız, bağlantısız olarak davrandığıma inansınlar yeter. Bunu önemsiyorum. Amacım mesleğime, basın özgürlüğüne ve halkın haber alma hakkına elimden geldiğince katkıda bulunmak… O kadar…

Tabii yine eleştirilerimi kaleme alırken Hürriyet’te izlediğim yöntemi izleyip, mümkün olduğunca muhataplarımdan yanıtlar almaya çalışacağım. Ya da daha sonra gelen görüş ve yanıtları da yayımlayacağım.

Kuşkusuz temel dayanağım evrensel gazetecilik ilkeleri ve Türkiye Gazetecileri Hak ve Sorumluluk Bildirgesi olacak. Hürriyet’te olduğu gibi her Pazartesi haftalık yazımı yayımlayacağım. Hafta içinde de kayda değer, güncel konular olduğunda beklemeden hemen değerlendireceğim. Malum, burası Türkiye. Sorunlar eksik olmaz…

Bütün gazete, televizyon ve internet sitelerini tek başıma izlemem mümkün olmadığı için okur ve izleyicilerden yardım bekliyorum. Sizlerden gelecek medya eleştirileri, hem bana yol gösterecek, üzerine gidilmesi gereken malzeme sağlayacak; hem de sizlerin görüşlerinizi web sayfamda açacağım bir köşede özetle yayımlayacağım. Mail adresim [email protected]

Web sayfamı henüz tam olarak medya ombudsmanlığı için hazırlayamadım, küçük değişikliklerle yayına başlıyorum. Kısa süre içerisinde görünümünü yeniden düzenleyeceğim; okur eleştirileri ve okunmaya değer gördüğüm medya yazılarının linkleri için de yer açacağım. “Medya ombudsmanlığı” için dijital mecrayı seçmemin nedeni de anlaşılabilir sanırım. Geleneksel medyadan uzaklaştırılan çok sayıda meslektaşım da bu mecrada hayat alanı buluyor. Ben de bugünden itibaren bu yola çıkıyorum…

Kısacası, kovulmuş ombudsman eleştirmeye devam edecek.

Bu yazı Faruk Bildirici’nin kişisel blogundan alınmıştır.

Mansur Yavaş’tan Cumhurbaşkanlığı adaylığı açıklaması: “Millet isterse…”

Hürriyet yazarı Abdulkadir Selvi, bugünkü köşesinde, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş ile arasında geçen görüşmenin detaylarını yazdı. Selvi, ABB Başkanı Mansur Yavaş’a “Cumhurbaşkanı adayı olmayı düşünüyor musunuz?” sorusuna verdiği cevabı da köşesinde yer verdi.

Bir Katarlılara gitmesin vakası daha mı? İşte Koç ve Sabancı’nın Kanal İstanbul arsaları…

Kanal İstanbul projesine ilişkin Katarlıların aldığı arsalar tartışma konusu olmaya devam ederken, Koç ve Sabancı'nın da bölgede büyük arsalar topladığı açıklandı.

İşte MEB’nin klavuz kitabı: Başı açık kötü, başı kapalı iyi!

AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Dindar nesil” talebinin ardından patlayan gerici uygulamalara bir yenisi daha eklendi. Milli Eğitim Bakanlığı’nın rehber öğretmenlere dağıttığı kitap için seçilen resimlerde çocuklara cinsel istismar ve şiddet uygulayan kadınlar başı açık, şefkat gösteren kadınlar ise türbanlı olarak resmedildi.

Dünyayı korkutan virüste son durum! Şehire tüm giriş çıkışlar kapatıldı

Corona virüsünün ilk ortaya çıktığı Wuhan kentine giriş çıkışlar kapatılarak şehir karantina altına alındı. Şehirden çıkmak isteyenlere polis izin vermedi.

Sınav kaygısı için aldığı ilaç kör etti!

Antalya’da sağlık meslek lisesi öğrencisi Mina K.’nin (17), sınav stresini yenmek için gittiği hastanede verilen ilacın yan etkisiyle vücudunda yanıklar ile morluklar oluştu. Görme yetisini de kaybeden Mina K., yoğun bakımda tedaviye alınırken, anne Burcu Sargın (39), hastane ile doktoru Sağlık Bakanlığı’na şikayet etti. İl Sağlık Müdürlüğü inceleme başlattı.
209,942BeğenenlerBeğen
4,673TakipçilerTakip Et