Faik Öztrak: Erdoğan kabul etse de biz asla izin vermeyiz

CHP Sözcüsü Faik Öztrak, MYK toplantısı sonrasında gerçekleştirdiği basın toplantısında Afganistan'dan Türkiye'ye gelen göçmen akınına dikkat çekti.

CHP Sözcüsü Faik Öztrak, CHP Merkez Yürütme Kurulu toplantısı sonrasında gerçekleştirdiği basın toplantısında gündeme dair açıklamalarda bulundu.

Faik Öztrak, Taliban’ın Afganistan’ı ele geçirmesinin ardından Türkiye’ye yönelik artan göçmen akınını ve AKP iktidarının politikalarını değerlendirdi.

Faik Öztrak, “Önüne 3-5 milyar avro konduğunda Erdoğan kabul etse de, biz, ülkemizin “egemen güçlerin Afgan gettosu” haline getirilmesine, asla izin vermeyiz.” ifadelerini kullandı.

Faik Öztrak’ın açıklamaları şöyle oldu:

Bugün Merkez Yönetim Kurulu toplantımızın, Gündem maddelerinin ilki, Afganistan’daki gelişmelerdi. Erdoğan’ın Biden’la Brüksel’de yaptığı görüşmede, “Mali ve lojistik destek karşılığında” Mehmetçiğimizi, Kabil’deki havalimanına nöbetçi yazdırma pazarlığının Ortaya çıkmasından sonra, Önemli gelişmeler oluyor. Üç ayda düşer denen Kabil üç günde düştü.

Havaalanı projesi de hayal oldu. Teşbihte hata olmaz, “Öküz öldü ortaklık bitti” diye bir deyim vardır. Afganistan’da yönetim Taliban’a geçti Ama Erdoğan, para için Mehmetçiği feda etmekten çekinmiyor. Ölen öküzden üç post çıkarma çabasına devam ediyor.

Hala Kabil Havalimanı’nda Mehmetçiğin durması için ısrar ediyor. Kabil ele geçirilmeden önce, “Mehmetçik, havalimanını Taliban’a karşı korusun” diye Görüşmeler yapıyordu. Bu konuda ne kadar “istekli” olduğu, Muhatap ülkelerin yetkilileri tarafından dile getiriliyordu. Şimdi Afganistan, Taliban’ın eline geçti. Erdoğan, hala “Havalimanının emniyetini sağlama niyetlerinin baki olduğunu” söylüyor. Allah aşkına bu nasıl bir havalimanı sevdasıdır?

Daha önce Taliban’a karşı korumak istediğiniz tesisi, Şimdi de Taliban için mi koruyacaksınız? Hala 600’den fazla askerimiz, NATO görevi için çıkarılmış tezkere çerçevesinde Afganistan’da. Ama artık durum değişti. Orada; Ne NATO, Ne de Mehmetçiği ülkesine davet eden bir yönetim var. Taliban da yabancı askerlerin ülkesinden çıkmasını istiyor. Taliban Sözcüsü dün yaptığı açıklamada; “Havalimanında Türk askerine ihtiyaç yok, Orayı kendimiz koruyacağız. Türkiye ile iyi ilişkiler istiyoruz, Fakat askerlerini burada istemiyoruz” dedi. Ama Erdoğan ve Bakanları Bu mesajları almamakta ısrar ediyor.

Savunma Bakanı, Askerlerimizin Afganistan’da kalması için Bakanlığın ve kurumların, Yeni bir tezkere üzerinde çalıştıklarını söylüyor. Ertesi gün Parti Sözcüleri çıkıyor, “Yanlış anlaşıldı, Eğer Türk askerinin kalmasına karar verilirse tezkere lazım” diye, Bakan’ın açıklamasını tevil ediyor. Bu şartlar altında Mehmetçiği Afganistan’da bırakmak, Hem hukuksuzdur, Hem de askerlerimizi ateşe atmaktır. Askerlerimiz, başlarına kötü bir şey gelmeden derhal ülkemize, Ve asli görevleri olan Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin sınırlarını korumaya geri dönmelidir.

Diğer taraftan, Erdoğan’ın Afganistan’da Askerimizi sürekli pazarlık masasına sürmesi, Olayın Sarayın küçük ortağının iddiasının aksine, Bir “beka meselesi” olmadığını, finans meselesi olduğunu Açık seçik ortaya koyuyor. Beka meselesinin pazarlığı olmaz. Yok eğer pazarlık varsa, Bundan beka meselesi çıkmaz.

Bir de sığınmacı meselesi var. Taliban’ın hızlı ilerleyişiyle, Genç Afgan erkeklerinin, İran’ı aşarak, 2 bin 500 kilometre öteden, Akın akın Türkiye’ye gelişi hızlandı. Suriye iç savaşında, Erdoğan Hükümetleri ülkemizi, Dünyanın en büyük düzensiz göçlerinden birine kurban etmişti. Şimdi de düzensiz Afgan göçü tehdidiyle karşı karşıya kaldık. Genel Başkanımız, “CHP iktidarında sığınmacıları davul zurnayla, Huzur içinde memleketine göndereceğiz” deyince, Önce çıktılar; “Ekonomi sığınmacılar sayesinde ayakta duruyor” dediler. Sığınmacıları savunayım derken, Ekonomiyi, Suriyeli’nin Afgan’ın ucuz emeği olmadan Ayakta duramayacak hale getirdiklerini itiraf ettiler.

Ardından Erdoğan çıktı, “Finansmanı iyi yönettiğimiz için Mülteci almaya devam edeceğiz” dedi. Ama sonra Genel başkanımızın müdahalesi üzerine, Çark etti, Saray ve sözcüleri; “Türkiye yolgeçen hanı değil, Türkiye, Avrupa’nın mülteci ambarı değil, Daha fazla göç yükü kaldıramayız” demeye başladılar. Bir de “Türkiye sınırlarına hâkimdir” diye Böbürlenmeyi ihmal etmediler. Türkiye’de kaçaklar dahil toplam sığınmacı sayısının 7 milyonu aştığı tahmin ediliyor. Sınırlara hakimseniz, Bu “Kaldırılmayacak seviyeye” ulaşan sığınmacının Ülkede işi ne?

Daha geçtiğimiz gün, Afganistan’da yayın yapan bir gazeteci yaşadıklarını anlattı. Eli silahlı bir Taliban mensubu, Yayından sonra yanına geliyor, Malatya’da İnönü Üniversitesi’nden kabul aldığını söylüyor. Evraklarını da göstererek, “Yakında Türkiye’ye geleceğim” diyor. Bakın Rusya Devlet Başkanı, Geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada, “Sığınmacı kılığında, Ülkemizde yeniden birtakım militanların belirmesini istemiyoruz” dedi.

Putin’i seversiniz sevmezsiniz, Ama devlet insanlığı ve devlet ciddiyeti böyle oluyor. Bizde ise, Memlekete girenler terörist midir, Arsız mıdır, uğursuz mudur belli değil. Sınırlarımız, Nasreddin Hoca’nın türbesi gibi. Üç yanı açık ama kapısı kilitli… Değerli Basın Mensupları, Devleti, “Şahsım yönetimi krizine” sürükleyen bu Hükümet elinde, Türkiye yönetilmiyor, Rüzgara kapılmış bir yaprak gibi savruluyor. Ülkeyi yönetemeyen Saray, Algıyı yönetmeye oynuyor. Alman Şansölyesi, “Türkiye Avrupa Birliği’ne üye olamaz, Ama sığınmacılara bakmaya devam etsin” dedi mi? Dedi.

Avusturya Başbakanı, “Taliban fanatizmini istemiyoruz, Afgan göçmenler için en iyi yer komşusu Türkiye” dedi mi? Dedi. Belçika’nın Göç Bakanı, “Türkiye’yi Afganlar için güvenli bir üçüncü ülke haline getirmek, Göç akışlarını yönetmemize yardımcı olacak” dedi mi? Dedi.

Alman milletvekili, “Size sığınmacılar için para veriyoruz, Biz ne dersek o olur” dedi mi? Dedi. ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcsü, Afganistan’dan kaçacak olanlara, Türkiye’yi adres gösterdi mi? Gösterdi. Bunlara ilk tepki Sayın Genel Başkanımızdan geldi. En sonuncusunda, Sarayın Dışişleri Bakanlığı 36 saat sonra devreye girebildi. Peki, tüm bu ülkeler bu cüreti kimden, nereden alıyor?

6 milyar Avro karşılığında, Türkiye’yi Avrupa’nın sığınmacı gettosu yapmayı içine sindirebilen Erdoğan’dan alıyor. Bize kimse “Erdoğan’a neden güvenmiyorsunuz?” diye sormasın. Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz. Suriye yandı, bitti, kül oldu. Olan da, Suriye’den sonra, en çok bize oldu. Milletimizin cebinden 40 milyar dolardan fazla para çıktı. Yüzlerce askerimiz sınırlarımızı korumak için şehit düştü. IŞİD terör örgütü, Yüzlerce masum yurttaşımızın canını aldı. Nüfus dengelerimiz tehdit altına girdi, Ülkemiz orta gelir tuzağının dibine yuvarlandı.

En son, Erdoğan İngiltere Başbakanıyla telefonda görüştüğü gün, İngiliz Savunma Bakanı’nın, Kendi ülkesinde bir gazeteye yazdığı yazı üzerinden Saray bir karalama ve yalan kampanyası yürütmeye çalışıyor.

İngiliz Bakan ülkelerine getirecekleri Afgan sığınmacılar için, “Üçüncü ülkelerde sığınmacı merkezleri kurmayı düşündüklerini” yazdı. Aynı yazıyla birlikte, İki İngiliz muhabir, Savunma Bakanlığı’ndaki kaynaklarına dayanarak, “Kast edilen yerlerin Türkiye ve Pakistan olduğunu” yazdı. Genel Başkanımız da bu haberler üzerine Saraya, “Hoop buna müsaade etmem” deyince, Sarayı aldı bir telaş. Bu telaş suçluların telaşı… Öyle görünüyor ki Genel Başkanımız yeni bir “finansman” oyununun önünü kesmiş. Tekrar söylüyoruz: Önüne 3-5 milyar avro konduğunda Erdoğan kabul etse de, Biz, ülkemizin “egemen güçlerin Afgan gettosu” haline getirilmesini, Asla izin vermeyiz.

Son Haberler