Sosyal Medya

Evlilik Pronografisi Tolstoy, Rehman ya da Shakespeare

Gündem

Evlilik Pronografisi Tolstoy, Rehman ya da Shakespeare

“Birbirini sevmeyen insanlar evleniyorlar, sonra da geçinemeyişlerine hayret ediyorlar. Aslında sahiplerinin isteği üzerine sadece hayvanlar çiftleşebilir”…

“Evlilikler, evliliği gizemli bir şey olarak, Tanrı önünde görevler yüklenmiş bir giz olarak gören insanlar arasında vardı, şimdi de var. Böyleleri için var, ama bizim için yok. Bizde insanlar evlilikte cinsel ilişki dışında bir şey görmeksizin evleniyorlar ve bundan da ya yalan ya da zorlama çıkıyor ortaya. Yalana daha kolay katlanılıyor. Karı koca tek eşlilik konusunda sadece insanları kandırıyorlar, oysa çok karılı ve çok kocalı yaşıyorlar”*

Uzun ve hayata dair etkileyici diyalogların olduğu felsefi, psikolojik ve sosyolojik tartışmalarıyla zihnimizde yıkıcı etkiler yapan bir kitaptır Kreutzer Sonat. Tolstoy, sıradan insana sorgulamadığı derin ideolojik celp etmeleri sorgulamakta ve sarsıcı bir keskinlikte bunu yapmaktadır. Ailenin ve evlilik kurumunun riyakar temellerine yönelik devrimci bir saldırıdır Kreutzer Sonat adlı eser. Derin yaralar almasına rağmen evlilik kurumunun şeklen varlığını sürdürmesi (şeklen olduğu kadar tutkuludur da) yadırgamamak gerekir. Yirmi yıl öncesinin evlenme ritüelleri ile bugünün ritüelleri ciddi değişimlere uğramıştır. Sınıflı toplumların aile yapısına zarar verirken, diğer yandan paradoksal bir biçimde tekrar bu yapıya ihtiyaç duymaları, tüm çürümüşlüğüne rağmen bu yapıları ayakta tutmaktadır. Bir hevesle yapılan, gösteri yoğunluğu yüksek ve takipçi sayısıyla doğru orantılı bir şatafat biçiminden bahsediyorum. Gelinliği ve damatlığı ( ideolojik üniformalardır) beyazın ne derece saflığı temsil ettiği yine o beyazın içerisinde gizli olan mesajları okuyarak rahatlıkla test edebilirsiniz.

Üniformalar giyilir, dans dersleri alınır, hepsi birer kapitalist israf ve hedonistik bir zevk ayininden başka bir şey değildir. ‘Salt aşk duygusuyla evlendik!’ yazdıklarının bununla alakası nedir; diye soranlara arada sadece aşk mevzu bahisse gösteriye neden ihtiyaç duyulduğu sorulabilir. Pek ala yine dertleri çevreden hatırı sayılır miktarda altın toplamak olabilir. Tüccar zihnine sahip bir insan olsaydım evlilik ve evliliğe bağlı çiftleşme gösterilerinin radikal bir savunucusu olurdum. Tolstoy, evliliğin toplum nezdinde cinselliğin yasal bir onayı olduğunu ifade eder. Günümüzde bu anlamın da ötesinde, kurumun kendisi ideolojik bir konuma sahiptir. İdeolojinin bireyi celp etme noktasında ciddi bir etkiye sahip olduğunu kabul etmeliyiz. Özellikle internetin yatak odalarımızı dahi kamuya açan bir “panoptik” gözlem aracı olduğunu dikkate alırsak; bireyin bu çağrıya karşı ne kadar direnç göstereceğini İnstagram hesaplarındaki paylaşımlardan rahatlıkla inceleyebilirsiniz. Sistemi kıyasıya eleştiren devrimci bireylerin daha yüce hayaller dahi kurmadan evlilik kurumunu şaşalı bir gösteri halinde bize sunmalarını, sosyal medyadan izlemek oldukça mide bulandırıcı ve düşündürücü. Pratikte yaşamı okuma biçimlerinin ve bireylerin kendilerini konumlandırdıkları ideolojik evrenin oldukça akışkan ve tutarsız olduğunu görüyoruz. Post modernizm eleştirisi altında orgazm olan bireylerin muhaliflikleri de zamansız, mekânsız ve kuralsız olduğu için bireyden tutarlı eylemler geliştirmesi beklenemez. Böylesine kopuk bir yaşam formunda evlenmek, çocuk yapmak ve atalarımızın bize bahşettiği zorunlu yola doğru adım atmak pek ala devrimci bir eylem biçimi olabilir.

“Kadının haklarından yoksun olmasıyla ilgili asıl mesele, oy kullanabilmesi ya da yargıç olabilmesi meselesi değil, çünkü bu işlerle uğraşmak kadınlar için bir hak anlamına gelmiyor. Burada asıl mesele, cinsel ilişkide erkekle eşit olmak, erkeğin yararlandığı hakka sahip olmak, kendi istemediği bir erkeği reddetmek ve istediği erkeği seçmek, seçilen olmamaktır”.*

Kadının seçilen olmaması meselesini net bir biçimde anlayabilmenin tek yolu iktisadi koşullardan geçmektedir. Sınıflı toplumlarda erkek ve kadının seçme hakkı yoktur. Kapitalist toplumda kadın ya da erkek eğer proleter sınıfa mensupsa sınırlı bir seçme özgürlüğüne sahiptir. Tercihleri istediği kadar özgürlük ve mutlu bir tercihmiş gibi gösterilse de bu yanılsamadan ibarettir. Yukarıdaki pasaja belki de şöyle bir ek yapılabilir; yoksul erkek ve kadınlar kendi eşlerini seçme konusunda özgür olmak istiyorlarsa bunu kapitalist sistemin bağrında aramamalıdırlar. Maddi bakımdan güçlü bir burjuva erkeğinin karşısında, fiziksel ya da kişisel meziyetleri ne olursa olsun ileri işleyim toplumunun kölesinin hiçbir avantajı yoktur. Her şeyin bir pazarlama ve kendini üst sınıfa kabul ettirme meselesi olduğu günümüz dünyasında sözde devrimcinin, eyleminin geleneksel ve tutucu bir rotaya oturması şaşırtıcı değildir. Profesyonel fotoğrafçılar, dans kursları ve havai fişek üreticileri evet, hepsi sizin biran önce bu şova katılmanızı istiyor. Sosyal medya ve bu medyadaki sıkı takipçileriniz narsisistik duygularınızın emrine amade. Aynı içerikteki yorumların etkisiyle, suya bakan ve suya baktıkça kendi güzelliğini gören zavallı Narkisos’un kaderiyle aynı kaderi paylaşmak hazin bir son. Shakespeare yaşamın kendisini sahneye benzetirken sanki bu günleri görmüş gibidir. Herkes kendi rolünü oynamak için sahneye çıkar. Devrimci gerçekte bir devrimci midir? Yoksa neo liberal hegemonyanın kullanışlı bir paryası mı? Ne diyordu Shakespeare bir köre göz, bir topala ayak veren ve bir hilkat garibesini bile dünyanın en yakışıklısı yapan…

“Aynı zamanda, video kameraların, elektroniğin ve ağ teknolojilerinin gelişmesi, “disiplinerneoliberalizm”in nüfusu “panoptik” olarak gözetlemesine olanak sağlamıştır ve bu özgül mimari biçiminden bağımsız olduğu için, Bentham’ın projesinden farklı bir panoptizmdir”. (Rehman, 2017:222)

İnsanların mutlu günlerine dair yaptığım bu tatsız fikir yürütmeleri beğenmeyenlerin yazıdan şiddetle uzak durmalarını tavsiye diyorum. Yıllar sonra kendilerine ait bir anı bırakmak isteyenlerin bu anıları sadece kendilerinin ve çocuklarının anılarının olması daha önemlidir. Bireylerin özel yaşamlarını dünyaya açıp sonrada bundan şikayet etmeleri histerik bir davranış biçimidir. Evlenerek, cinsel ilişkiye girerek ve ilişki sonrası selfi (öz çekim) yaparak pek ala ilgi çekebilirsiniz. Neticede pornografikleşen bir dünyada evlilik gibi çürümüş, şeklen varlığı dışında bir anlamı kalmamış bir kurumun muhaliflerce meşrulaştırılmaması düşünülemezdi. Yeni doğan bebeklerin dahi mahremiyetini düşünmeden sosyal mecralarda sergileyen bu ilerici veBernays taktiklerinin kurbanı muhalifleri sahnenin sıkı izleyicilerinin taktirine bırakıyorum. Yatak odalarını ve ilişkilerini açıkça paylaşan insanları pornoculukla suçlarken tüm bu gösteriyi gözlerimizin içine sokanları alkışlamamız yaşadığımız toplumun riyakarlığını göstermesi açısından önemli bir örnektir. Özgür irade ve özgür tercihten azade insanlığın sahnesinde HarbertMarcuse ve pek çok değerli kuramcının ışığında insanlığın rezil sahnesini izlemeye acı çekerek devam edeceğiz.

*L.N.TOLSTOY ‘KREUTZER SONAT’/ÇEV:AYŞE HACIHASANOĞLU (İŞ BANKASI KÜLTÜR YAYINLARI,2014)

JAN REHMAN ‘İDEOLOJİ KURAMLARI YABANCILAŞMA VE BOYUN EĞME GÜÇLERİ’/ ÇEV: ŞÜKRÜ ALPAGUT (YORDAM KİTAP, 2017)

 Çağdaş Gökbel

Gündem Kategorisinden...

Yukarı