Gazeteci “Can Dündar Almanya’da nasıl geçimini sağlıyorsunuz, Cemaat veya Soros’un vakıfları tarafından finanse edildiğiniz söyleniyor” sorusuna yanıt verdi.

Gazeteci Can Dündar MİT TIR’ları davasının ardından Almanya’ya gitmişti. Hükümete yakın medyada Dündar hakkında “FETÖ tarafından finanse ediliyor” iddiaları ortaya atılmıştı.

Dündar konu hakkında ilk kez konuştu.

16punto’dan Gürkan Çakıroğlu’nun sorularını yanıtlayan Dündar,  “Orada geçimini nasıl sağlıyor’ diye soruyor insanlar? Cemaat veya Soros’un vakıfları tarafından finanse edildiğiniz söyleniyor. Tüm bunlara karşı ne cevap vereceksiniz?” sorusuna “az önce eşimle konuştum evimize haciz geldi” yanıtını verdi.

Cumhuriyet Gazetesi’nde yönetimin değişmesinin ardından kendisine yöneltilen “kasayı boşalttı” suçlamalarına da cevap veren Dündar “Bunların hepsi faso fiso” dedi.

Dündar Cumhuriyet’in yeni yönetimi için de “Karşımızda “küçük olsun, bizim olsun“ diyen bir klik vardı ve sonunda küçük oldu, onların oldu. İyi mi oldu? Bence olmadı, ama yolları açık olsun” ifadelerini kullandı.

Söyleşinin ilgili bölümü şu şekilde:

‘Orada geçimini nasıl sağlıyor’ diye soruyor insanlar? Cemaat veya Soros’un vakıfları tarafından finanse edildiğiniz söyleniyor. Tüm bunlara karşı ne cevap vereceksiniz?

Sizden biraz önce eşimle konuştum. Evimize haciz geldi ve maalesef kurtaramadık. Çok acı bir durum. Bütün ömrümüzce çalışıp ancak kredi ile alabildiğimiz evden, kredisini ödeyemediğimiz için çıkmak zorundayız. Neyin finansından bahsediyorlar?

Bütün kazancımı kalemimle sağlıyorum. Gece gündüz, bir kalem işçisi olarak, bir dakika boş durmadan çalışıyorum. Burada haftada bir Die Zeit’de yazıyorum, WDR’e haftalık video çekiyorum, Özgürüz’e her gün yorum yapıyorum, Gorki’nin sitesine yazıyorum. Belgesel yapıyorum, kitap yazıyorum, konferanslar veriyorum ve bunlardan kazandığım parayı da eşimle paylaşarak geçinmeye çalışıyorum. Durumumuz bu…

Hakikaten birileri beni finanse ediyorsa bunu ben de bilsem iyi olur. Bu konuda çok titiziz. Kaynaklar konusuna büyük hassasiyet gösteriyoruz. Bu konuda çok rahatım, iddialar konusunda en ufak bir bilgisi, belgesi olan varsa çıkıp söylesin.

Maddi konular demişken Cumhuriyet Gazetesi Davası’na geçelim. Cumhuriyet Gazetesi’nde yönetim mahkeme kararıyla değişti ve akabinde sizin döneminiz ve sonrasında yazmaya başlayan birçok yazar ayrıldığı ya da kibarca kovulduğu gibi ‘Can Dündar kasayı boşalttı, Dündar borca batık bir Cumhuriyet bıraktı’ gibi iddialar ortaya atıldı. Bu konulara dair ne diyeceksiniz?

Ben, Türkiye Cumhuriyeti için düşlediğim şeyi, Cumhuriyet Gazetesi için de düşledim: Daha demokratik olsun, daha geniş kesimleri kucaklasın istedim. Cumhuriyet Gazetesi, ismine yaraşmayacak kadar küçük bir kesime, tiraja sıkışmış durumdaydı. Gazeteyi daha geniş kitlelere açmak istedik. Güneydoğu’da Cumhuriyet yoktu. “Neden Kürtler Cumhuriyet Gazetesi okumasın“ dedik. Sırrı Süreyya ilk defa yazdı gazetede… 24 Nisan’da Rakel Dink yazdı. Tüm demokrat kesimleri kucaklamaya çalıştık. Ama dar kafalılar bu açılımdan hoşlanmadı. Karşımızda “küçük olsun, bizim olsun“ diyen bir klik vardı ve sonunda küçük oldu, onların oldu. İyi mi oldu? Bence olmadı, ama yolları açık olsun.

Borçlandırma iddiası?

Tamamen fasafiso… Bir kere ağır bir borç devralan bizdik. Akın Atalay mahkemede bu durumu belgeleri ile ortaya koydu. Borçlandırmayı bırakın, biz enerjimizin önemli bir kısmını geçmişten kalan borçları ödemeye vakfettik. Yaptığım büyük bir transfer yok, insalara para dağıtmadım. Aldığımız maaşlar ortada… Kitap kampanyası yaptık, onları da yayınevlerinden rica minnet bedava aldık. Zaten inanın eğer para konusunda minnacık bir kusurumuz olsaydı, şimdiye çoktan bas bas bağırarak belgelerini ortaya koymuşlardı ama bu da diğerleri gibi yalandan, iftiradan başka bir şey değil…

Söyleşinin tamamı 16punto.com’da…