Eren Erdem cezaevinde hangi kanalı izliyor?

TBMM heyeti Silivri Cezaevi’nde inceleme yaptı. Heyette bulunan CHP Milletvekili Ali Haydar Hakverdi, Silivri’deki izlenimlerini aktardı. Hakverdi, IŞİD, FETÖ koğuşlarındaki durumu, konuşulanları paylaştı. Heyet cezaevinde Eren Erdem, Ahmet Altan, Selçuk Kozağaçlı’yı da ziyaret etti.

CHP’li Hakverdi’nin izlenimlerinde en dikkat çeken kısım IŞİD koğuşuydu. Hakverdi, koğuştan ayrıldıkları sırada içeridekilerin arkalarından “teşrik tekbiri” getirdiklerini söyledi.

İşte CHP Milletvekili Ali Haydar Hakverdi’nin izlenimleri:

“5 Eylül 2019 Perşembe günü Tutuklu ve Hükümlü Haklarını İnceleme Alt Komisyonu olarak 490 personelin görev yaptığı Türkiye’nin en büyük cezaevi olan Silivri Cezaevini ziyaret ettik. Ziyaret tarihimiz itibariyle cezaevinde 13 bin hükümlü, 9.700 tutuklu olmak üzere toplam 22.700 hükümlü ve tutuklu kalmaktadır. Aynı zamanda cezaevi kampüsü içinde 9 adet duruşma salonu var. Haftada 20 bin ziyaretçi gelmekte, yine haftalık 650 hükümlü ve tutuklunun mahkeme ve nakil gibi gerekçelerle sevki yapılmakta.

5 Eylül günü cezaevi yönetiminin bilgilendirmesi ve sunumu sonrasında saat 11.00’de otobüs ve dolmuş duraklarının olduğu ana kapı önünde komisyon olarak basın açıklaması yaptık.

Görüştüğümüz mahkumlar:

Kantinden istenilen ihtiyaç malzemelerinin ellerine geç ulaşmasından,
Hastalık halinde muayeneye götürülmemelerinden veya geç götürülmelerinden/sevk edilmemelerinden,
Günlük verilen yemek miktarının azlığından,
Banyoda çamaşır yıkama sırasının gelmemesinden,
Kargoyla gelen iç çamaşırın geri gönderilerek hesabındaki para ile kantinden al denilmesinden,
Bazı infaz koruma memurlarının kamera olmayan yerlerde hakaret ve küfür etmelerinden şikayetçi oldular.

Mahkumların iş atölyesinde ve birkaç farklı koğuşta dile getirdikleri önemli sorunlardan biri de sağlık problemleriyle yeterince ilgilenilmemesi. Mahkumlar infaz koruma memurlarını hastalıklarına inandırmaya çalıştıklarını, cezaevinde sadece bir diş hekiminin olduğunu, revire çıkmak için sıra beklediklerini, en erken 3 ayda muayeneye çıkabildiklerini, ancak özel diş hekimi olduğunu ve parasını verirsen doktorun 3 günde geldiğini ifade ettiler.

A BLOK CİNSEL KOĞUŞ (TACİZ VE TECAVÜZ SUÇLARINI MAHKUMLAR VE İDARE BÖYLE ADLANDIRIYOR)

Burada görüştüğümüz mahkumlar “Biz burada olanları size anlatırsak sizden sonra bize farklı muamele yaparlar.” diyerek şikayetlerini anlatmakta çekiniyorlardı.

Şikayetlerini beyan eden mahkumlarsa:

“Buraya ilk geldiğimizde bize hoş geldin dayağı atıyorlar.
Plastik masa ve sandalyeyi para ile alıyoruz, durumu olmayanların masa ve sandalyeleri yok.
Koğuşumuzun boya parasını bile bizden alıyorlar. Kalabalığız, bir kişi yerde yatıyor. “

İNFAZ KORUMA MEMURLARI İLE SOHBET

Ceza infaz memurları ile sohbetimizde, en büyük sorunlarının personel yetersizliği olduğu, sınıflarının güvenlik sınıfına alınmasını ve ek göstergelerinin 3600 olması gerektiğini, personel arasında sözleşmeli ve kadrolu farkı olduğunu, ekonomik nedenlerle bu cezaevinde iki infaz koruma memurunun intihar ettiğini, 8 saat çalıştıklarını ama 24 saat her an çağrı üzerine geldiklerini söylediler.

A BLOK (FETÖ SİVİL): EVİMDE TAYYİP ERDOĞAN’IN RESMİ ASILIYDI

FETÖ davasından yargılanan sivillerden oluşan mahkum koğuşu iki katlı, diğer koğuşlarla aynı fiziki koşullara sahip. Koğuşta 36 kişi bulunmakta. Koğuşta avukatlar, cezaevi izleme kurulu başkanı, üniversite dekanı olan mahkumlar vardı. Sağ tarafta kapı ağzında çok sayıda 1,5 litrelik su biriktirilmiş.

“Sağlık ve nakil temel sorunumuz. Haftada bir kapalı, ayda bir açık görüş hakkımız var. Görüşlerde 35 dakikadan fazla görüştürülmüyoruz. Haftada bir spor hakkımız var ama biz 15 günde bir spor için çıkarılıyoruz. Gardiyanlar ile sorun yaşamıyoruz. Sayım denildiğinde hemen bahçeye çıkıyoruz. Diğer siyasiler gibi saygısızlık yapmıyoruz. Dışarıdan yayın istiyoruz ama dört aydır bu yayınlar alınmıyor. Kişi başı 7 kitap hakkımız vardı şimdi 10 kitaba çıkarıldı.”

“Meslek edindirme kursu istiyoruz, biz insanız. Suçlu olsak da olmasak da kaderimizi yaşıyoruz. Bu kadar mı düştük.”
“Terörle mücadele gazisiyim. Evimde Tayyip Erdoğan’ın resmi asılıydı. Yıllarca AKP’ye oy verdim. AKP vekillerinin hepsine hakkımı haram zıkkım ediyorum.”
“Suçsuz yere yatıyorum. Bıçak bile tutmadım. Ben teröristim öyle mi(!)?”
C BLOK F TİPİ, B KORİDORU İLK HÜCRE (ASKER MAHKUM FETÖ)

İki katlı, alt katında plastik yemek masası ve sandalye, küçük buzdolabı ve televizyon; tuvalet ve banyo ortak kullanım alanı, havalandırma; üst katta yatakların olduğu bölüm mevcut.

Üç kurmay albay birlikte kalıyor. Biri havacı, biri karacı bir diğeri Kuleli askeri öğrenci okulu komutanı.

Kuleli komutanı olan albay: “Cezaevi sürecine kadar basına görüntüleri yansıyan işkencelere maruz kaldım. İlk geldiğimde beni telefon kulübesi gibi bir yere sokup dövdüler. İlk haftalarda yoğun baskı vardı. Şu anda baskı yapmıyorlar. Köprüdeki öğrenciler benim askerimdi.”

Havacı albay: “Köprüyü kesen askerlerin komutanı bendim. Biz Sabiha Gökçen Havaalanından terör eylemi var diye çıktık. Köprüyü kestik. Aslında diğer havaalanına gideceğimiz söylenmişti.”

Mahkumların yargılandıkları dosyalar üzerinde konuşmayı sürdürmesi üzerine komisyon üyeleri, yargılama dosyası ile ilgili gelmediklerini, cezaevi koşulları için geldiklerini ve inceleme yaptıklarını söylediler. Mahkumlar, şu an cezaevinde işkenceye maruz kalmadıklarını, gelene kadar çok fazla işkence gördüklerini anlattılar.

B BLOK KORİDORU İKİNCİ HÜCRE (GAZETECİ):
ERCAN GÜN, MUSTAFA ÜNAL, ALİ AKKUŞ BİRLİKTE KALIYOR

B Bloğun ilk hücresinden çıkışta hücre camından şahsıma ismimle seslenildiğini duydum. Yan hücreye heyet olarak girdiğimizde Fox TV‘den Ercan Gün’ün, Zaman Gazetesinden Mustafa Ünal’ın ve Ali Akkuş’un birlikte kaldığını gördük. Fiziki olarak yan hücre ile aynıydı.

Ercan Gün: “Her türlü sosyal faaliyetten yoksunuz. Kuran öğrenmek istedim, öğrenemedim İstediğimiz gazete gelmiyor. Israrla TRT 2 izlemek istiyoruz ama yayın vermiyorlar. TRT 2’de Kaliteli filmler var. 37 aydır tutukluyum. Kelepçe vurulduğu için ne hastaneye ne mahkemeye gittim. Yemeğe ilişkin bir sağlık sorununuz varsa burada kesinlikle ölürsünüz. Yemeklerdeki yağ çok kötü. Kantinler merkeze bağlandı. Üç haftadır taleplerimiz alınmıyor.”

“Okula giden küçük çocuklarımız var. Hafta içi görüşe gelmeleri mümkün olmuyor. En azından onları görebilmek için görüşler hafta sonu da düzenlenebilir.”

“Masumiyetimize hukuk değil siyaset karar veriyor. Siz bizim masum olduğumuzu biliyorsunuz. Bize sorunlarımızı soruyorsunuz, esas sorun adalet. Adaletin “A”sı olsa başka bir şey istemeyiz.”

EREN ERDEM HÜCRESİ: EKMEK İSTEMİYORUM

Hücre kapısının camında “ekmek istemiyorum” yazıyordu. Baş infaz memuru kapıyı çalıp kilidi açtı. Kafamı uzatıp misafir kabul edip etmediğini sordum, cevap beklemeden içeri daldım. Kucaklaştık. Şaşkın karşıladı. Üzerinde tişört, eşofman ve spor ayakkabı vardı. Son ziyaretimde komisyon ile de geleceğimi söylemiştim ama zaman belirsizdi. Tek kişilik hücrede kalıyordu. Hücre tek katlıydı. Gün içinde iki kişi ile görüşebildiği havalandırma ortaktı. Hava kararmadan havalandırma ve kapılar kapanıyor, yalnız kalıyordu. Küçük televizyonda TV8 açıktı. Takıldım, “Hep siyaset hep haber, zaman geçmiyor” dedi, gülüştük. Yatağının üstünde Waller Newell’in Tiranlar: “Gücün Adaletsizliğin ve Terörün Tarihi” kitabı vardı.

“Burada çalışan arkadaşlarla bir sorunum yok. Genel anlamda hepsi emekçi ve insani duyguları da gelişmiş. Bireysel olarak sorunlu bir memur var, genelde çoğu mahkum şikayetçi kendisinden. Onun dışında infaz memurlarına teşekkür ederim. Spor haftada bir saat, mektup ve kitap sorunum yok. Gazetelerim geliyor yalnız ‘Yeni Yaşam’ gazetesi gelmiyor. Kampüs içindeki hastaneye giderken kelepçe takıyorlar. Takılan kelepçeye bir zincirle öndeki askere, bir zincirle sağdaki, bir zincirle soldaki askere bağlanıyoruz. Bu çok onur kırıcı olduğundan hastaneye gitmiyorum.”

Havalandırmaya bakan tek cam, havalandırma kısmından demir parmaklıklarla kapatılmış. Demir parmaklıkların havalandırmaya bakan tarafına kuru soğanlar dizilmiş. Odasında kapının sağında kendine pano yapmış. Panoda sağ üste ‘Leman’ dergisinden alınmış bir karikatür, sol üste ‘Kafa’dergisinden alınmış bir karikatür asmış. Sarıldık, vedalaştık. Arkamdan seslendi: “Buralara sakın düşme” dedi. Döndüm “Mümkünse dışarıda görüşelim, çok işimiz var.” dedim, gülüştük.

C BLOK (PKK HÜCRESİ)

Üç kişi iki katlı hücrede kalıyordu. Havalandırma ve alt kat üç kişinin ortak alanı. Yatak kısmı üst katta; alt katta bir banyo tuvalet, küçük buzdolabı, üzerinde küçük televizyon, plastik masa ve üç sandalye var. 5 litrelik 10 su dizilmiş. Ayakkabılar merdivene sıralanmış, düzenli bir koğuş. Sağlık ve sevk sorunları diğer talepler ve şikayetlerle ortaktı. Yeni Yaşam gazetesi verilmediğini ve memurların keyfi davrandıklarını söylediler.

B 2 BLOK (AHMET ALTAN HÜCRESİ): OOO, NEREYE GİDİYORSUNUZ BENİ GÖRMEDEN

Hücreye girdiğimizde FETÖ dosyasından yargılanan iki gazeteci iki katlı hücrede kalıyordu. Kendimizi tanıttık ve şikayetlerini dinledik. Cezaevi koşullarından çok ülke koşullarından şikayetçilerdi. Ahmet Altan o sırada ziyaretçisi ile görüştüğünden hücresinde değildi. Ayrıldığımız sırada kapıda karşılaştık.

“Oooo nereye gidiyorsunuz beni görmeden, gelin size kahve ikram edeyim” diyerek her birimizle tokalaştı. Heyet ile birlikte yeniden hücreye girdik ve buradan havalandırma kısmına geçtik.

Heyet başkanının sorduğu “Nasılsın?” sorusuna,

“Sayenizde dinç kalıyoruz burada. Gelin yatın siz de çok seversiniz. Hiç üzülmeyin bu kadar adamı AK Parti cezaevine tıktı diye, çok kötü bir yer değil valla.” diyerek güldü.
Dosyası sorulduğunda “Meksika’da her şeyi göze almış haydut çetesi gibiler, Yargıtay’ın kararı bozmasına dahi uymayabilir bu herifler.” dedi.
“Hapishane insanların hayatını çalıyor. Ben çaldırmam. Ben yazıyorum burada. Benim hayatımı çalamazsınız. Zamanında AKP’yi çok destekledik. Siz dışardasınız şimdi ben burada. Hepiniz niçin burada olduğumu çok iyi biliyorsunuz.”
Heyet Başkanı “O işler bizim işimiz değil yargı karar verir.” dediğinde “Hadi canım hepimiz biliyoruz kimin karar verdiğini, burada birbirimizi kandırmayalım.” diyerek güldü. Ardından “Siz nasılsınız, dışarıda bir isteğiniz var mı?” diye gülerek sordu.

Heyet başkanı “Madem yazıyorsun, bir de demokrasi manifestosu yaz.” dedi yine gülerek.

“Onu yazınca hapse atıyorsunuz oğlum.” diye cevapladı. Gülerek karşıladı, gülerek uğurladı….

C 6 BLOK SELÇUK KOZAĞAÇLI HÜCRESİ

Cezaevi ziyaretimiz sırasında tüm gün cezaevi müdürüne Selçuk Kozağaçlı’yı sordum. Önce avukat sonra aile görüşünde dediler. Ziyaretçileri gidince haberi geldi. Heyetle son ziyaret olarak hücresine geçtik. Üç kişi ile birlikte iki katlı hücrede ortak havalandırmayı kullanıyordu.

“Davam devam ederken 500 gün hukuksuz olarak 12 metrekare hücrede yalnız kadım. Son 60 gündür üç kişi kalıyorum. Hastane sevklerinde üç jandarmaya kelepçeden zincirle bağlanarak götürülmeyi kabul etmiyorum. Bunu, insanlık dışı onur kırıcı buluyorum. Revir iyi çalışmıyor ve ciddi sağlık sorunları olan arkadaşlar var. Davam istinaf mahkemesinde ama mahkemeler hükümetten çekiniyor. Yargıtay, istinafın onama istediği 6 ayrı müebbet dosyasını beraat talebi ile bozdu. Durum bu kadar vahim. Hakkında toplatma kararı olmayan sürekli yayınlar, Yeni Yaşam, Yürüyüş, Kızılbayrak gibi yayınlar keyfi olarak cezaevine alınmıyor. Açlık grevi devam eden 4 kişi var. 100 gün olacak neredeyse. Grup Yorum kötü yargılama ile gerekçesiz mahkumiyet kararları aldı. Hemen hemen hepsi 37 Ağır Ceza Mahkemesinin önüne geliyor. 33 yaşında bir mahkeme başkanı var. Bir haftada 10 kişi maksimum 10 saat diğer mahkumlarla sohbet hakkı varken bizi beşer beşer 3 saat görüştürüyorlar.”

Silivri cezaevinden akşam 18.00 civarında heyet olarak ayrıldık.”

Yorum Yaz

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

En çok okunan haberler

Büyük boykot başladı: Diyanet kapatılsın!

Diyanet’in kızlarda 9, erkeklerde 12 yaşında evlilik yapabilecekleri yönünde fetvayı yayınlamasının ardından “Diyanet kapatılsın” kampanyası başladı.

“Her şey çok güzel olacak” demeyen ünlüler İBB’den milyonları götürmüş

Yeniçağ gazetesi yazarı Murat Ağırel, İBB ihalelerinden yandaş sanatçılara giden paraları yazdı.

Erdoğan’dan, MHP teklifine ilişkin açıklama: Bu konu kapanmıştır

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Erdoğan, “Uyuşturucuya ilişkin suçlara kesinlikle indirim yapılmayacak. Bu konu kapanmıştır” ifadelerini kullandı.

Hüsnü Mahalli: Bu işte bir gariplik var, hem de çok büyük bir gariplik…

Korkusuz yazarı Hüsnü Mahalli, Barış Pınar Harekatı'nı değerlendirdi. Mahalli, "Ankara nasıl bir oyunun içine çekildiğini görmüyorsa bu işte bir gariplik var." dedi.

AKP’den Cem Yılmaz’a: Salon soytarısı, ‘PKK terör örgütüdür’ de ve kına…

AKP Afyonkarahisar Milletvekili ve Anayasa Komisyonu Başkanvekili Ali Özkaya, "salon soytarısı" dediği Cem Yılmaz'a "Adam gibi çık PKK/PYD terör örgütüdür de ve onları kına" diye seslendi.

Haseke valisi: Amerikan işgaline ve Türkiye’nin saldırısına neden olan SDF ile müzakere etmeyeceğiz

Haseke valisi Cayez Al-Hammoud, bugün verdiği demeçte ‘Amerikan işgaline ve Türkiye’nin saldırısına neden olan SDF’ ile müzakere etmeyeceklerini söyledi.

Tansiyonu yükseltecek gelişme: Suriye Ordusu SDF ile anlaştı iki gün içinde Kobani’ye girecek

SDF ile yapılan anlaşma sonucunda Suriye Ordusunun Kobani’ye giriş yapacağı iddia edildi

Eski Milli Eğitim Bakanı Avcı: Akıllı tahta, öğretmenleri duman etti

Eski Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, "Etkileşimli tahtalar öğretmen otoritesini duman etti. Çünkü öğretmenler o tahtaları çocuklar kadar başarılı kullanamıyorlardı. Sınıfta öğretmenlerine tahta üzerindeki bir işlemi nasıl gerçekleştireceğini çocuklar tarif etmeye başladılar" dedi.

Erdoğan’dan, MHP teklifine ilişkin açıklama: Bu konu kapanmıştır

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Erdoğan, “Uyuşturucuya ilişkin suçlara kesinlikle indirim yapılmayacak. Bu konu kapanmıştır” ifadelerini kullandı.

Trump’tan Türkiye’ye bir küstah tehdit daha: Beklemede kalın!

ABD Başkanı Donald Trump, Türkiye'ye uygulanacak yaptırımlar konusunda Kongre ile görüştüğünü belirtti, "Maliye Bakanlığı hazır, ekstra yasa tasarıları gerekebilir. Bu konuda müthiş bir fikir birliği var. Türkiye bunun yapılmamasını istedi. Beklemede kalın" dedi.

Nadira Kadirova’nın ölümünde gözlerden kaçan detay! ‘O odada ne işi vardı?

AKP Milletvekili Şirin Ünal’ın evinde intihar ettiği öne sürülen Nadira Kadirova’nın ölümüne ilişkin yeni bir tanık ortaya çıktı.