Erdoğan’ın Esad düşmanlığı Trump’a ve YPG’ye bakın ne kazandırdı?

Mehmet Ali Güller yazdı...

Önce Astana Süreci’nin, ardından Fırat Kalkanı Harekâtı’nın, sonrasında Zeytin Dalı Harekâtı’nın, son olarak da Barış Pınarı Harekâtı’nın Erdoğan’ı Esad’la görüşmeye “mecbur edeceği” savunuluyordu ancak Erdoğan, Esad’la bir türlü görüşmedi!

Erdoğan iç ve dış baskı oluştuğunda ya da Astana ortakları Adana Mutabakatı’nı işaret ettiğinde ise “Ben görüşmem, istihbarat düzeyinde görüşülür tabii” deme yolunu seçti.

Elbette istihbarat düzeyinde, hatta askeri düzeyde de görüşülür; zira savaşan iki devlet bile savaşın ortasında o düzeyde görüşür ama Türkiye’nin ve Suriye’nin ihtiyacı olan görüşme siyasi görüşmedir, diplomatik ilişkidir!

Esad’ın işaret ettiği görüşme

Nitekim Esad da askeri düzeyde görüşmeler yaşandığını belirtiyor: “Türkiye ile askeri düzeyde görüşüyoruz. Keseb’de muhtemelen iki veya üç toplantı yapıldı ve Rusya’da bir veya daha fazla toplantı yapıldı. Sayıyı tam olarak hatırlamıyorum, zira son iki yılda meydana geldiler.”

Peki görüşüldü de o askeri temaslardan bir sonuç çıktı mı? Onun da yanıtını veriyor Esad: “Ancak gerçek bir sonuç olmadı. En azından Astana’da kararlaştırılan İdlib’in silahtan arındırılmış bölgesinden çekilme ile ilgili bir çözüme ulaşmayı bekliyorduk. Bu yaşanmadı.”

Peki sonuç almak için ne gerekiyor? Onun da yanıtı var Esad’ın sözlerinde: “Ulusların çıkarları söz konusu olduğunda, kişisel duygularımızı bir kenara bırakmalıyız. Eğer bir araya gelmek sonuç verecekse ulusların çıkarları için her şeyin yapılması gerektiğini söyleyebilirim.”

Ulusun ve AKP’nin çıkarı farklı

Evet, Esad gibi Türkiye kamuoyunun çoğunluğu da “ulusların çıkarı” gereği Erdoğan ile Esad’ın görüşmesini istiyor.

Fakat Suriye meselesinde “ulusun çıkarı” ile “iktidarın çıkarı” temelden farklı… O nedenle Erdoğan ısrarla Esad’la görüşmüyor!

Ulusun çıkarı ne? Suriye’nin siyasal birliği ve toprak bütünlüğünün korunması, bunun için de terör koridorunun engellenmesi, Şam yönetimini devirmeye çalışan her türlü dış destekli terörün son bulması, ABD emperyalizminin Suriye’den kovulması…

Peki AKP iktidarının çıkarı ne? AKP en başından itibaren Esad’ı devirmeyi hedef edindi, olmayacağının görünmesinden sonra da Suriye’nin kuzeyinde kendi denetiminde bir ÖSO devletçiği kurmayı (yani federalizm) hedefledi.

Ve AKP iktidarı, kendi çıkarını gerçekleştirebilmek için de ulusun çıkarı olan konuyu “görünür hedef” ilan etti: Terör koridorunu önlemek! (Ki daha birkaç yıl öncesine kadar PYD liderini Ankara’da kırmızı halı ile karşılayıp “Özerkliğinize karışmayız, yeter ki ÖSO’yla Esad’a karşı ittifak yapın” diyorlardı!)

Oysa terör koridorunu önlemenin en kolay yolu Suriye’yle birlikte hareket etmekti. Ancak AKP terör koridorunu, gerçekte yerine ÖSO koridoru inşa etmek üzere önlemek istediğinden, Esad’la anlaşmamakta ısrar etti!

Esad karşıtlığı ABD’ye yarıyor

Olan çok kısaca budur ve AKP’nin çıkarını gerçekleştirmek için terör koridorunu önlemek üzere harekete geçmiş olması, yine de önemli bir işi yerine getirmiştir; bu bakımdan yararlıdır.

Fakat Türkiye’nin tam sonuç alabilmesi ve olası tuzaklara düşmemesi için Suriye’yle anlaşmak, artık dünden daha acildir! Şundan:

Erdoğan’ın Barış Pınarı Harekâtı’na rağmen, hâlâ Esad’la anlaşmamakta ısrar etmesi, harekâtın amacına zarar veriyor. Şöyle ki:

Türk ordusunun harekâtı karşısında PYD/YPG Şam’a yanaşmak zorunda kaldı ve deyim yerindeyse teslim bayrağı çekti. Ankara Şam’la anlaşsa, Rusya’nın da Şam-PYD görüşmelerindeki garantörlüğüyle mesele büyük oranda çözülecekti; YPG birlikleri Suriye ordusu içinde eritilecekti…

Ancak Ankara’nın Şam karşıtlığını sürdürmesi hem Washington’a hem de PYD’ye fırsat doğurdu.

1.Trump, 13 Kasım’da Erdoğan’la Beyaz Saray’da yapacağı görüşme öncesinde yeniden PYD’ye çengel attı ve “Kürtlerin petrol bölgelerine yönelme zamanı gelmiştir” dedi.

  1. PYD, Şam yönetiminin “Suriye ordusuna katılın” önerisini olumlu değerlendiriyordu. Trump, “petrol bölgesi bekçiliği” görevi verince Esad’ın önerisini reddettiler.

Böylece Erdoğan’ın Esad’la anlaşmamasının kısa vadede ilk iki olumsuz sonucu ortaya çıktı.

Açık ki, yanlışta ısrar, daha da büyük sorunlara yol açacak!

Mehmet Ali Güller

Not: Yazı ilk olarak Cumhuriyet Gazetesi’nde yayımlanmıştır Halkweb okurları için alıntılanmıştır. 

Yorum Yaz

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Abdüllatif Şener’de Erdoğan’a: Eski bir arkadaşı olarak uyarıyorum, hiç yorma kendini, başın ağrır!

Eski AKP kurucularından ve CHP Konya Milletvekili Abdüllatif Şener, CHP'nin İş Bankası'ndaki hisselerinin Hazine'ye devredilmesinin büyük bir hata olacağını söyledi. “Erdoğan'a eski bir arkadaşı olarak tavsiyem, yanlış işlerle uğraşıp başına bela almasın” diyen CHP'li Şener, “Tayyip Erdoğan'ın bankalara ve paralara çok özel merakı var. Bu yüzden nerede bir para kaynağı varsa Tayyip Erdoğan oraya uzanıyor” dedi.

İmamoğlu’na açılan davada video skandalı

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'na Ordu Valisi'nin kendisine hakaret edildiği iddiasıyla açtığı davanın ilk duruşması yapıldı. Mahkeme hakimi duruşmada video kaydını izletti ve İmamoğlu'nun Vali Yavuz'a yönelik, 'vali itlik yapmıştır' dediğinin duyulduğunu tutanağa geçirtti. İmamoğlu'nun avukatı tanıklar dinlenilmeden ifadelerin tutanağa geçirilmesinin, "önceden görüş bildirmeme ilkesine" aykırı olduğu ve hakimin tarafsızlığını şüpheye düşürdüğü gerekçesiyle reddi hakim talebinde bulundu.

AKP’den CHP’nin İş Bankası hisselerine ilişkin açıklama

AKP Grup Başkan Vekili Mehmet Muş, CHP'nin İş Bankası'nda bulunan hisselerinin hazineye devri tartışmalarıyla ilgili açıklama yaptı.

Bir ‘FETÖ’nün siyasi ayağı’ AKP’dir açıklaması da SP liderinden

Genelkurmay eski Başkanı İlker Başbuğ'un, 'FETÖ'nün siyasi ayağı' tartışmalarında AKP'yi işaret etmesi ve CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu'nun daha açık bir şekilde Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın adını zikretmesinin ardından, benzer bir açıklamasa da SP lideri Temel Karamollaoğlu'dan geldi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sözlerine Rusya’dan yalanlama: Putin böyle bir emir vermedi

Kremlin Sözcüsü Dimitri Peskov, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın 'Rusya'nın en üst düzey asker kadrosunun Libya'da Wagner'e bağlı güçleri bizzat yönettiği' yönündeki açıklamalara yanıt verdi.
209,675BeğenenlerBeğen
4,903TakipçilerTakip Et