Salı / 19 Ocak 2021

Engel getirsen ne yazar getirmesen ne yazar: Kral çıplak!

203,493BeğenenlerBeğen
8,644TakipçilerTakip Et

Bunu da gördük; Sulh Ceza Hakimi Ağır Ceza Mahkemesi kararını sansürledi

Daha doğrusu sansürlediklerini sanıyorlar.

Ama artık herkes gördü kralın çıplaklığını.

Bundan sonra “erişim engeli” getirsen ne yazar getirmesen ne yazar?…

Hamza; İmrahor Endüstri Meslek Lisesi’nden düzenlenmiş sahte diplomayı bile isteye kullanmış mı?

Kullanmış…

Ankara 7. Ağır Ceza Mahkemesi Hamza’nın; “mevcut delil durumuna göre sanığın sahte olan diplomayı bilerek kullandığını” kabul ederek, bu suçun mülga 675 sayılı TCK’nun 356’ncı maddesi kapsamında değerlendirilebileceği kararını vermiş mi?

Vermiş…

Eski Ceza Yasasının ilgili maddesine göre 3 aydan 1 yıla kadar hapis öngörülen bu karar kesinleşmiş mi?

Kesinleşmiş…

Hakkında verilen ceza hükmünün infaz edilmemesi ya da yargılama sırasında çıkartılan ve “Rahşan Affı” da denilen 4616 sayılı yasadan yararlanmış olması, mahkemece sübuta erdirilen sahtecilikle düzenlenmiş resmi evrakı kullanma suçunu ortadan kaldırır mı?

Kaldırmaz…

Sahteliği kanıtlanmış olan bir lise diploması; sonradan kayıt yaptırılan yüksekokul, üniversite vb. okullardan alınan diplomaları da otomatikman yok hükmünde kılmaz mı?

Kılar…

Başka bir ifadeyle, Lise diploması olmadan Üniversiteye kayıt yaptırılamayacağından, her nasılsa sahtecilikle elde edilen lise diplomasının kişiyi üniversite öğrencisi ya da üniversite mezunu yapmayacağı çok açıktır.

Böyle bir suçun zamanaşımı da yoktur.

Bakın, Hamza mahkeme önündeki savunmasında neler demiş?

“… tanımadığı bir şahsın kendisine gelerek neden yüksek tahsil yapmadığını sorduğunu, ortaokul mezunu olduğunu, lise mezunu olmadığından yüksek tahsil yapmadığını söylediğini, diğer şahsin bunu hallederiz diye söylediğini, daha sonra bu şahsın İmrahor Meslek Lisesinden alınmış diplomayı kendisine getirerek verdiğini, bu diploma ile Gazi Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksek Okuluna kaydını yaptırdığını savunmuştur.”

Görüldüğü gibi, Hamza o zamanlar şimdiki gibi kaşarlanmamış. İşlediği suçu, yani sahteliğini bildiği lise diplomasıyla Spor Yüksekokuluna kayıt yaptırdığını ikrar ediyor.

Şimdi ise AKP’gillerin gazı ile inkardan geliyor.

Yine aynı gazla Bakırköy 1. Sulh Ceza Hakiminden aldıkları ısmarlama kararla sahte diploma haberlerine erişim engeli getirdiler.

Bakırköy 1. Sulh Ceza Hakiminin verdiği erişimin engellenmesi kararının gerekçelerine baktığımızda; bu arkadaşın hukuk diplomasını nereden aldığını sorgulamaya başladık.

Bakalım 212 bin sicilli yargıç kararında neler döktürmüş?

Sahte diplomayı kullandığı sabit olan Hamza’nın unutulma hakkı var mış!!!

Sahte diploma olayının haber değeri taşıdığı söylenemez miş!!!

Söz konusu haber yaklaşık yirmibeş yıl önceki bir olaya ilişkin, mahkeme kararının ise yaklaşık ondokuz yıl öncesine ait olduğundan ve böylelikle güncelliğini yitirmiş miş!!!.

Siyasi veya medyatik bir kişiliğe sahip olmayan başvurucu (Hamza Pehlivan) hakkında internet ortamında yayınlanan haberlerin kolaylıkla ulaşılabilirliğinin başvurucunun itibarını zedeler miş!!!

Erteleme süresinin iyi halle geçirilmesi halinde mahkûmiyet vaki olmamış sayılır mış!!!

Yahu bari burada bari hukuka uyun.

Ya da hukuki cehaletinizi bu kadar ortaya koymayın be…

Böyle hukukçu mu olur Allahaşkına???

Hamza mı “siyasi ve medyatik kişiliğe” sahip değil?

Siz herkesi kör, alemi sersem mi sanırsınız?

Mahkeme kararlarının “güncelliğini yitirdi” diye çöpe gönderilmesini gerektiren hangi hukuk kuralı var?

Af ya da erteleme vb. düzenlemelerle cezasının infazı ertelenen bir suç fiilinin kendisi ne zamandan beri ortadan kalkıyor, ey hakim?

Mahkeme kararı ile suçu sabit görülen birisinin sadece yargılama sırasında çıkartılan bir af yasasından yararlanması ya da ceza verilmeyerek yargılamanın durdurulması onun sahtecilik eylemini ortadan kaldırır mı?

Genel afla fiilin kendisi ortadan kalkmaz ey hakiiim.

Dolayısıyla affa uğrayan fiilin hukuki sonuçları devam eder.

Olayımızda da Hamza’nın affa uğrayan suçunun süjesi sahte bir diplomadır ve bu diploma ile yeni suçlar işlemiştir.

Başka bir anlatımla; sahte Lise diplomasını bile isteye sonradan kaydolduğu Gazi Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu’na vererek yüz kızartıcı bir suç işlemiştir.

İşlenen suç resmi evrakta sahtecilik, nitelikli dolandırıcılıktır.

Dolayısıyla bu suçu işleyenlerin affa uğramış olsalar dahi milletvekili, banka yönetim kurulu üyesi vb. olmaları mümkün değildir.

Esasen, Hamza’nın sahte diplomasının gündeme gelmesi de hiçbir liyakati olmadığı halde Vakıfbank yönetim kuruluna atanmasından sonra olmuştur.

AKP’nin hukuk bürosuna dönüştürülen yargı bir de kalkmış “unutulma hakkı”ndan dem vuruyor.

Oysa sansürlenen haberlerin hiçbiri geçmişten beri yayınlanmış ve şimdi unutulması gereken türden erişimler değil. Tam tersine yıllardır, unutulan/unutturulan, sahtecilik suçunu sabit gören bir mahkeme kararının ve bu kararda belirtilen sahte lise diploması sayesinde alınan üniversite diplomalarıyla kamudan haksız kazanç sağlandığının ortaya çıkartılmasıdır.

Üzerinden kaç yıl geçerse geçsin mahkeme kararlarını yok saymak, unutmak/unutturmak mümkün müdür?

Öte yandan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 10’uncu maddesi ile Anayasanın 25 ve 26’ncı maddelerinde düzenlenen “Düşünce ve Kanaat Hürriyeti” ile “Düşünceyi Açıklama ve Yayma Hürriyeti” ilkeleri ne güne duruyor.

Kaldı ki; Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin çeşitli kararlarında da; “internet sitelerinin ifade ve bilgi edinme hürriyetinin kullanılmasına yönelik başlıca araçlardan birisi olduğu” kabul edilmekte ve bu nedenle; bir kişinin “unutulma hakkı”ndan bahisle herhangi bir gerekçe göstermeksizin başkalarının kendisi hakkında paylaştığı içeriğe müdahale ederek bunların silinmesini istemesi mümkün görülmemektedir.

Ayrıca Anayasanın “Basın Hürriyeti”ni düzenleyen 28’inci maddesine göre; “Basın hürdür, sansür edilemez.”

AİHM’nce de; “basının görevinin bilgi alma hakkı kapsamında olaylar hakkında doğru ve tarafsız bir şekilde kamuyu aydınlatmak olduğu, bu nedenle haber değeri olan ve kamuyu ilgilendiren hususların gerçekleri yansıtır şekilde, hukuka aykırı bir unsur barındırmaksızın habercilik ilkelerine uygun olarak haber yapılması halinde unutulma hakkı kapsamında haberin sildirilmesinin mümkün görülemeyeceği” benimsenmektedir.

Asgari hukuk eğitimi almış hiç kimse; Anayasa ve uluslararası sözleşmelerle üstün hak olarak kabul edilmiş haklar hiçe sayılıp, kendinden üstün bir mahkemenin kendinden fersah fersah kıdemli yargıçları tarafından verilen kararının sansürlenmesini kabul edemez.

Sonuç olarak; AKP’nin hukuk bürosuna dönüşmüş olan mahkemece verilen “erişimin engellenmesi” kararı nerden bakarsak bakalım hukuksuzdur, kanunsuzdur, keyfidir, ısmarlama bir karardır.

Bu kararın mahkeme salonunda yazıldığını bile sanmıyoruz.

Ama gerçekler inatçıdır.

Siz ne kadar saklarsanız saklayın, yok sayarsanız sayın, gerçeklerin eninde sonunda ortaya çıkma gibi huyu vardır.

Bu kararı verenlerin ileride bunun hukuki sorumluluklarıyla karşılaşacaklarını bilmeleri gerekir.

Yazarın Diğer Yazıları