Savaş…

İran bugün bu düzenin hedefinde olduğu için savunulmalıdır. Çünkü mesele yalnızca İran değil; emperyal düzenin savaş üzerinden kurduğu kan ekonomisidir.

0:00 0:00

Gerçekten bir dava mıdır, yoksa insanlığın yüzüne sürülmüş en büyük ahlaksızlık lekelerinden biri mi?
Bugün dünyaya bakınca cevabı bulmak zor değil. Çünkü savaşların büyük kısmı hakikat için değil; çıkar, güç ve para için çıkarılıyor.
“Kandan beslenen vampir” dediğinizde bazıları itiraz eder:
“Vampir zaten kan emer.”
Doğru… Ama mesele de tam olarak budur.
Savaşı çıkaranlar da kandan beslenir. Onlar için savaş; ideoloji, din veya güvenlik değil, bir düzenin devamıdır.
Savaşları çoğu zaman cephedeki askerler değil, masalardaki aktörler planlar.
O aktörler; sermaye sahipleri, silah lobileri ve emperyal güç merkezleridir.
Bir zamanlar dillere dolanan bir şarkı vardı:
“Neden geldin İstanbul’a?”
Bugün aynı soruyu sormak gerekiyor:
Neden geldin İran’a ey emperyalist ABD?
Bazıları bu savaşın arkasında başka gündemlerin gizlendiğini söylüyor. Örneğin yıllardır konuşulan Epstein dosyalarının gölgede bırakılması ihtimali…
Belki bu ihtimal vardır. Ancak asıl görülmesi gereken çok daha büyük bir gerçek var:
Savaşın ekonomik faydası.
Savaş demek; silah satışı demektir.
Savaş demek; savunma sanayine ayrılan bütçelerin katlanması demektir.
Savaş demek; korku üzerinden kurulan devasa bir para akışı demektir.
Ortadoğu’daki ve dünyadaki birçok ülke, savaşın büyümesiyle birlikte güvenlik kaygısıyla savunma bütçelerini artıracak. Sonra ne olacak?
ABD ve İsrail ile yapılan savunma sanayi anlaşmaları…
Yeni silah siparişleri…
Milyarlarca dolarlık sermaye transferi…
Conclusion.
Para yine aynı merkezlere akacak.
ABD ekonomisi rahatlayacak.
Silah endüstrisi altın çağını yaşayacak.
Üstelik mesele yalnızca silah değil.
Savaşın ardından yönlendirilen yeraltı ve yerüstü kaynakları, enerji hatları ve jeopolitik kontrol alanları da cabası…
Bu düzen kurulurken kimsenin umurunda olmayan şeyler de var.
Çocukların ölmesi…
Sivillerin bombalanması…
Şehirlerin yıkılması…
Gözyaşı, kan ve yıkım…
Çünkü bu düzenin aktörleri için bunlar sadece “yan etkidir.”
“Ahlaksızlığın belgesi olmaz” derler.
Ama bugün öyle bir çağdayız ki, dünyanın en büyük ahlaksızlıkları bile belgeleniyor. Skandallar, dosyalar, kayıtlar… Her şey ortada.
Buna rağmen ne utanma var ne de arlanma.
Bu yüzden mesele sadece bir ülke meselesi değildir.
İran bugün bu düzenin hedefinde olduğu için savunulmalıdır. Çünkü mesele yalnızca İran değil; emperyal düzenin savaş üzerinden kurduğu kan ekonomisidir.
Ama işin en acı tarafı da şudur:
Kendini Müslüman olarak tanımlayan bazı çevreler bile bu gerçeği görmek yerine çıkar hesaplarının peşinden gitmeyi tercih ediyor.
Oysa savaşın kazananı yoktur.
Kazanan sadece kanla beslenen vampirlerdir.

OTHER ARTICLES BY THE AUTHOR