HALKWEBAuthorsKüresel Sistem Kana Doymuyor

Küresel Sistem Kana Doymuyor

Küresel sermaye savaş kışkırtıcılığını artırdıkça kendi sonunuda hazırlamaktadır.

0:00 0:00

Küresel sermayenin kendi iç hesaplaşmalarında Ortadoğu yeniden dizayn edilmesi gereken bir laboratuvar olarak görülüyor. Bu coğrafya tarih boyunca hem inançsal hem siyasal hemde sınıfsal kırılganlıkların iç içe geçtiği bir alan olduğu için, küresel güçlerin müdahalesine en açık bölgelerden biri haline gelmiştir. Bugün yaşanan çatışmalar yalnızca Devletler arası gerilimler değil, aynı zamanda yeni bir küresel paylaşım savaşının ilk perdesidir. Enerji kaynakları, stratejik geçiş yolları ve sermayenin pazar hakimiyetini genişletme zorunluluğu bu savaşın temel dinamiklerini oluşturuyor.

İran’a yapılan saldırılar, bölgedeki tarihsel Mezhep ayrışmalarının yeniden harekete geçirildiğini gösteriyor. Bu saldırılar sadece askeri bir hamle değil, aynı zamanda bölgenin Siyasal-Mezhepsel dengelerini yeniden şekillendirme girişimidir. Birçok İslam ülkesi tarihsel Mezhepsel hesaplar nedeniyle İran’ı yalnızlaştırmakta, bu yalnızlaştırma Küresel güçlerin bölgedeki etkisini artırmasına zemin hazırlamaktadır. Bu durum, Ortadoğu’nun kendi iç çelişkilerinin küresel sermaye tarafından nasıl kullanıldığının açık bir göstergesidir.

Sıffin’den Kerbela’ya uzanan tarihsel fay hattı, bugün hala Ortadoğu’nun siyasal yapısını belirlemeye devam ediyor. Muaviye ile Ali arasındaki Sıffin Savaşı’ndan Kerbela’ya, oradan Emevi saltanatının Siyasal-İslam anlayışına kadar uzanan bu tarihsel çatışma, yalnızca bir inanç ayrılığı değil, Siyasal-İktidarın meşruiyet mücadelesi ve devletleşme süreçlerinin yönünü belirleyen bir kırılmadır. Bugün İran’ın yalnızlaştırılması, birçok İslam ülkesinin mezhepsel pozisyon almaları, bu tarihsel bölünmenin hala canlı olduğunu göstermektedir. Sıffin’de başlayan Siyasal-Mezhepsel ayrışma, modern Ortadoğu Devletlerinin politikalarını belirlemeye devam etmektedir.

Küresel sermaye, Arap devletlerini kendi etki alanından uzaklaştırıp yeni bir küresel düzen kurmaya çalışırken, Ortadoğu bu yeni paylaşım savaşının ilk cephesi haline gelmiştir. Vekalet savaşları üzerinden yürütülen bölgesel çatışmalar, enerji kaynaklarının yeniden paylaşımı, kartellerin devletlerden daha belirleyici hale gelmesi ve ulusal egemenliklerin sermaye çıkarlarına göre şekillendirilmesi bu sürecin temel özellikleridir. Bu savaşın ikinci cephesinin Dördüncü paylaşım savaşının olacağı, Kıtalar savaşının devamı olacak, Afrika olacağı yönünde güçlü işaretler bulunmaktadır, çünkü küresel karteller kendi aralarındaki uzlaşır çelişkilerde birleşip, uzlaşmaz çelişkilerini ise işbirlikçileri üzerinden çözmek yada başka bir alan yaratılıncaya kadar buz dolabına koyarlar.

Arap devletlerinin hiçbirinin ulusal bir bütünlük oluşturamaması, bölgenin en büyük yapısal zaafıdır. Siyasal-İslam’ın devlet ideolojisi haline gelmesi, mezheplerin siyasal karar mekanizmalarını belirlemesi, Feodal-Teokratik sınıfsal yapısının modernleşememesi ve halkların ortak bir ulusal kimlik etrafında birleşememesi bu zayıflığın temel nedenlerini oluşturmaktadır. Bu nedenle Arap devletleri küresel güçler arasında sürekli yön değiştiren, dışa bağımlı ve içerde baskıcı, mazhepçi, totaliter siyasal yapılara dönüşmüştür. İran’ın yalnızlaştırılmasıda bu yapısal zayıflığın bir sonucudur.

Tekelci sermaye kandan beslenir. Kapitalizmin tarihsel işleyişi değişmemiştir, savaşlar sermayenin pazar hakimiyetini genişletmesinin ve siyasal devamlılığını sağlamasının en etkili aracıdır. Ortadoğu’da akan her damla kan, küresel sermayenin kasasına yazılan bir kazançtır. Savaş, sermaye için bir kriz değil, bir fırsattır.

Bu kana doymayan düzeni durduracak olan, sermaye güçlerinin kendi aralarındaki paylaşım kavgası değildir. Gerçek güç, işçi sınıfı, yoksul köylüler, emekçi halk tabakaları ve Anti-Demokratik uygulamalara karşı birleşen yığınlardır. Bu güç bir araya geldiğinde, bir avuç sermaye baronunun yığınlara karşı hiçbir tarihsel gücü kalmaz. Tarih, halkların örgütlü mücadelesinin karşısında hiçbir egemen sınıfın kalıcı olamadığını defalarca göstermiştir.

Küresel sermaye savaş kışkırtıcılığını artırdıkça kendi sonunuda hazırlamaktadır. Ezilen halkların sınıfsal ittifakı güçlendikçe, kana susamış sermaye düzeninin gerilemeside hızlanacaktır. Bu düzenin sonu, tamda en kanlı dönemlerinde görünür hale gelir, çünkü tarih, en karanlık anlarında bile halkların özgürlük arayışını büyüten bir yasaya sahiptir.

OTHER ARTICLES BY THE AUTHOR