HALKWEBAuthorsSevgi, Kendinden Başlayan Büyük Devrim

Sevgi, Kendinden Başlayan Büyük Devrim

Sevgi, insanın kendi varlığıyla yaptığı en büyük anlaşmadır, o anlaşma bozulduğunda insanın bütün evrenle olan bağıda kopar.

0:00 0:00

Herkesin 14 Şubat sevgililer günü olarak eteğindeki taşları dökünce, bu konuda birşeyler karalamak istedim.

Sevgi, insanın kendi içinde yanan ilk kıvılcımdır, dışarıya taşan her ışık önce içeride doğar, içeride büyür, içeride hakikatini bulur. Bugün toplumun önüne konulan, adına “Özel Gün” denilen, duygularımızı yönlendiren, bizi belirli kalıplara sıkıştıran, tüketimle beslenen ve manipülasyonla büyütülen bütün o günlerin ardındaki gerçekliği anlamak için önce kendimize dönmek gerekir. 14 Şubat Sevgililer günü, Anneler Günü, Babalar Günü, Çocuklar Günü ve saymakla bitmeyen bu günlerin hepsi, egemen güçlerin toplumu şekillendirmek için kullandığı görünmez birer araçtır. Biz ise çoğu zaman bu araçların kutsallığına inanarak, kendi değerlerimizi onların belirlediği tarihlere teslim ederiz.

Benim için her gün değerlidir, günün anlamını belirleyen şey takvim değil, benim kendi içimde kurduğum gerçek bakış açısıdır. Yılın 365 günü, günün her saati, hayatın gerçeği olduğu kadar, içindeki her olay ve olguda benim için değerlidir. O değerleri kendi düşünce dünyamda tartar, kendi vicdanımda anlamlandırırım, hiçbir güç bana hangi günün kutsal olduğunu dikte edemez.

Çünkü yaşamın içinde bize zorla kabul ettirilmiş, duygularımızı yönlendiren, bizi tüketim çarkına bağlayan ve manipülasyonla büyütülen sayısız gün vardır. Bu günlerin gerçekten Sevgiyi, Bağlılığı, Saygıyı temsil edip etmediği, yoksa sadece duygularımızı kabartıp birilerinin kasasına günlük hasılat olarakmı döndürdüğü sorusu insanın içini derinden sarsar. Bu soruya gerçek bir cevap bulmanın yolu, önce kendimize dönmekten geçer. Kendimizi ne kadar sevdiğimizi, sevgiyi nasıl kavradığımızı, sevginin bizdeki karşılığının ne olduğunu dürüstçe sorgulamaktan geçer. Çünkü kendini sevmeyen birinin dışarıya taşıdığı sevgi eksik olur, kırık olur, manipülasyona açık olur. Kendini bilmeyen, kendi içindeki ışığı görmeyen birinin sevgisi dışarıda bir gölge gibi dolaşıri var gibi görünür ama hakikati yoktur. Sevgi önce içeride doğar, dışarıya taşan herşey o içsel doğumun bir yansımasıdır.

Hayat dediğimiz o büyük güç, sevgiyle var olan ve dört anasırın, Ateşin, Havanın, Suyun ve Toprağın, bizi var eden gerçeğiyle bütünleşen bir olgudur. Ateş-İradeyi, Hava-Nefesi ve sözü, Su-Aklı ve sezgiyi, Toprak-Emeği ve kökleri temsil eder. Bu dört unsurun bir araya gelişi, insanın hem maddi hem manevi varlığını kuran temel taşlardır. Biz insan olarak bu bütünlüğü sahiplenmek istiyorsak, önce hayatın bir ve bütün içindeki temsilini anlamalı, sonrada bu temeli oluşturan unsurlar arasındaki sevginin yerini kavramalıyız. Çünkü sevgi, bu unsurların birbirine bağlandığı görünmez köprüdür, Ateşi-Yakar, Suyu-Akıtır, Toprağı-Bereketlendirir, Havayı-Nefes kılar. Sevgi olmadan hiçbir unsur kendi anlamına kavuşamaz, hiçbir varlık kendi bütünlüğünü tamamlayamaz. Sevgi, varoluşun harcıdır, o harç olmadan hiçbir yapı ayakta durmaz.

Çünkü sevgi, Bir ve Bütün dediğimiz evrenin özüdür. Evrenin bütünlüğünü oluşturan Doğa-İnsan ilişkisinin hem kaynağı hemde sonucudur. Doğa-İnsan çelişkisi dediğimiz o büyük dönüşümün sebep ve sonuçlarınıda ancak sevginin içinden okuyabiliriz. Eğer bu gerçekten koparsak, hiçbir şey kendi gerçekliğiyle buluşamaz. Savunduklarımız, inandıklarımız, değer verdiğimizi sandıklarımız bile bir manipülasyondan ibaret hale gelir. Sevgi, insanı Evrene bağlayan en güçlü bağdır, o bağ koptuğunda insan hem kendinden hemde kendi gerçeğinden uzaklaşır. Sevgi, insanın içindeki tanrısal kıvılcımı evrenin sonsuzluğuna bağlayan bir ışıktır, o ışık söndüğünde insan karanlıkta yönünü kaybeder. Sevgi, insanın hem köküdür hem gövdesi hemde göğe uzanan dalıdır, o dal kırıldığında insanın bütünlüğüde kırılır.

Bugün birçok insan Sevgililer Gününü, Anneler Gününü veya başka özel günleri tek bir güne sıkıştırıp öne çıkarıyorsa, orada o günün gerçek anlamı kalmaz. Çünkü sevgi bir güne sığmaz, Anne bir güne sığmaz, insanın içindeki kutsal olan hiçbir şey bir güne sıkıştırılamaz. Bu tür günler çoğu zaman sadece bir adres gösterir. “Büyük indirim var, koşun, ihtiyacınızı karşılayın.” Bu, sevginin değil, tüketimin dilidir. Sevginin kutsallığıyla hiçbir ilgisi yoktur. Sevgi, bir reklam afişine, bir kampanya sloganına, bir alışveriş çağrısına indirgenemez. Sevgi, insanın ruhunda doğan ve insanın ruhunda büyüyen bir gerçekliktir, dışarıdan satın alınıp satılmaz. Sevgi, bir mağaza rafında bulunmaz, sevgi, insanın kendi içindeki derin kuyudan çektiği sudur.

Kadın bir doğum kapısıdır, var eden, büyüten, taşıyan, dönüştüren bir tanrıçadır. Toplumun yarısı kadındır, diğer yarısını doğuranda yine kadındır. Hayat var oldukça Anne vardır, hayatın her saniyesi değerli olduğu için Annede her saniye değerlidir. Çünkü o, bizi var edenin yeryüzündeki temsilidir. Sevgide ondan doğar, onunla yaşar, onunla nefes alır. Bu yüzden hem sevgiyi hem anneyi tek bir güne sıkıştırmak, gerçeğin ruhuna aykırıdır. Sevgi benim için kutsal bir ibadettir, ben var olduğum sürece bu ibadetim devam edecektir. Onu ne bir metaya, ne bir kişiye, nede herhangi bir şeye bağışlayamam, çünkü sevgi bağışlanacak değil, yaşanacak bir gerçektir. Sevgi, insanın kendi varlığına duyduğu saygının en saf halidir, o saygı olmadan insan kendi aynasında bile kendine bakamaz.

Ben hep varım, sevgi de hayatın temelidir ve hep var olacaktır. Hayatımın öteki yarısı olan can yoldaşım, hayatımın içinde hep sevgiyle vardır ve bu ibadet hem benim içindir hemde hayatımın diğer yarısı olan can yoldaşım içindir. Sevgi, iki insanın birbirine tutunması değil, iki ruhun aynı gerçeklikte buluşmasıdır. Doğum kapısı olan tanrıçamı, beni var eden Annemi bir gün değil, bir ömür ruhumda taşırım. Başkalarının kasasını doldurmak için kurulmuş pazarlara desteğim asla olmayacak. Kimsenin reklamını yaparak kendi değerlerimi küçültmem, çünkü benim değerlerim benim hakikatimdir ve hakikat hiçbir zaman indirime girmez. Sevgi bir ömürdür, bir güne sığmaz, bir kampanyaya sığmaz, bir etiketin altına yazılamaz. Sevgi, insanın kendi varlığıyla yaptığı en büyük anlaşmadır, o anlaşma bozulduğunda insanın bütün evrenle olan bağıda kopar.

OTHER ARTICLES BY THE AUTHOR