HALKWEBAuthorsSeçimle Gelen Ağa

Seçimle Gelen Ağa

Kavga aşağıda sürerken, yukarıda hayat bambaşka akar.

0:00 0:00

Bu bir masal değil.
Çünkü masallar bittiğinde iyiler kazanır.
Bu ise sadece tanıdık bir hikâye.
Uzak sayılmayacak bir diyarda bir ağa vardır. Ama bu ağa başa zorla gelmemiştir. Seçimle gelmiştir. Köylüler seçmiştir onu. Üstelik defalarca. Ağanın elinde birçok köy vardır; toprak ondadır, ürün ondadır, karar ondadır.
Köylüler çalışır, ağa yönetir.
Ağa serttir.
Zorbaca davranır.
Ama akıllıdır.
Kendini destekleyen köylüye bonkördür. Onlara tarla verir, ihale verir, kapılar açar. Diğer köylüleri de onlara ezdirir.
Köylüleri kimliklerine göre böler: inanç, köken, yaşam tarzı…
Herkes birbirine bakar.
Kimse yukarıya bakmaz.
Kavga aşağıda sürerken, yukarıda hayat bambaşka akar.
Ağanın evi saray gibidir. Yüksek duvarlıdır; kapısında koruyucular bekler. İçeride yiyip içenler, gülenler vardır. Onlar “bizimkiler”dir. Işıklar hiç sönmez. Sofralar hiç boş kalmaz.
Bu köylerden birinde Adil adında bir adam yaşar. Okumuştur. Babası yoksuldur.
Toprağı bilir. Yoksulluğu bilir. Haksızlığı bilir.
Uzun zamandır bu düzenin neden böyle olduğunu düşünür. Sonunda çıkar ve der ki:
“Bu böyle gitmez.” Bağırmaz. Korkutmaz. Tehdit etmez.
Sadece şunu söyler:
“Ben o saraya taşınmayacağım. Herkes kendi evinde oturacak. Toprak adil bölüşülecek. Ceza da adil olacak, ödül de. Kardeşçe yaşayacağız. Çünkü hepimizin derdi aynı.”
Adalet kelimesi köy meydanında ilk kez bu kadar yüksek sesle söylenir.
Ve adalet, insanın aklına bir kez düştü mü, kolay kolay çıkmaz.
Adil’in sabrıyla, her köyden temsilci olacak şekilde bir masa kurulur. Bu masada birbirine hiç benzemeyen insanlar yan yana oturur. Masada her ideolojiden köylüler vardır. Birbirlerini tanısınlar, birbirlerini tamamlasınlar ve aynı zamanda birbirlerini denetlesinler diye…
Herkes “birlik” der. “Birlikte kazanacağız” derler. Köylüler ilk kez ağanın yenilebileceğine inanır. Sarayın ışıkları ilk kez biraz daha dikkatli yanar.
Ama masada uzun süre duramayan biri vardır: Kader.
Bir gün sandalyesini çeker. Masadan kalkar. Giderken yüksek sesle konuşur. Kapıyı sertçe kapatır. Döner mi, dönmez mi belli değildir. Köylüler şaşırır. Umut, ince bir yerinden çatlar.
Moraller bozulur.
Kör talih, en çok tam yaklaşmışken geri çekilir.
Köylü şaşkındır, kızgındır.
Ama her şeye rağmen Adil devam eder. Yavaş ama inatla.
Bu sırada ortaya birkaç farklı aday daha çıkar. Ne Adil’in tam karşısındadırlar ne de tam yanında. Beklerler. Son ana kadar beklerler.
Köylüler onları kilit sanır.
Onlar da bunun farkındadır.
Son gün gelir. Terazinin kefesine ağırlıklarını koyarlar. Ama o kefe, ağanın tarafıdır.
Bir de Adil’in etrafında dolaşanlar vardır. Yanında gibi görünürler. Meydanlarda konuşurlar. Tarlada çalışan köylülere el sallarlar. Ama geceleri başka hayaller kurarlar. Sarayın ışıkları gözlerinin önünden gitmez.
Bunlardan biri Maşallah’tır. Adil’in sevdiği, güvendiği biridir. Köylüler arasında sempatisi hızla yükselir.
Ama onun hayali köylülerle aynı sofraya oturmak değildir. O eşitliği değil, üstünlüğü ister. Bozuk düzeni değiştirmek değil; düzenin başına geçmektir hedefi.
“Bu düzen yıkılırsa,” derler kendi aralarında,
“biz istediklerimizi yapamayız. Gücü ele geçirmeliyiz. Köylü güçlüden korkar. Korktuğu için sever, saygı duyar.”
“Adil iyi adam…Ama bizi köylüyle eşitlemek istiyor.”
Ve elbette Şık Şık’lar vardır. Halk onlara bu ismi takmıştır. “Halk için, halka rağmen” sloganları atarlar. Sözde halkın iyiliği için, halk istemese bile ezenlerin karşısında ezilenlerin yanındadırlar.
Sürekli emekten ve halktan bahsederler.
Ama halkla yaşamazlar.
İlginç giyinirler.
İlginç konuşurlar.
Her yere girer çıkarlar.
Köylüye derler ki:
“Adil iyi adam, dürüst adam ama kazanamaz.”
Kimse sormaz: Niye?
Çünkü asıl soru sorulursa, cevap rahatsız edicidir.
Ve tam da o noktada, Adil’in dost bildikleri, yoldaş dedikleri devreye girer. “Kazanamaz aday” kara propagandasını usul usul yayarlar. Bu kötülüğü bilerek isteyerek tarlada ter içinde kalan köylülerin zihinlerine ekerler.
Çünkü köylüden alınan tarlaların yeniden köylüye dağıtılmasını kimse gerçekten istemez. Köylüden çalınan altınların tekrar köylüye verilmesi fikri; çeteleri ve o çetelerle gizli gizli altınları bölüşenleri ürkütmüştür.
Korku ideolojiden güçlüdür.
Çıkar ise dostluktan daha belirleyicidir.
And
Kazanmak…
Ne için?
Kime karşı?
Hangi bedelle?
Kim için?
Bunlar konuşulmaz.
Masadakiler masayla, yanındakiler koltukla, Şık Şık’lar hesapla uğraşırken, ağa bekler.
Sessizce.
Çünkü bilir:
Parçalanan umut birleşemez.
Şüphe, inancı kemirir.
İnancı kemirilen köylü sandığa giderken yalnızdır.
Seçim günü gelir.
Köylüler sandığa gider.
Kimi korkudan. Kimi alışkanlıktan. Kimi “en azından bildiğimiz” diyerek.
Kimi de son anda içine düşen “kazanamaz aday” şüphesiyle oy verir.
Ağa yine kazanır.
Ve…
Sarayın ışıkları daha parlak yanar.
Sofralar kurulur. Kapılar kapanır.
Adil köyüne döner. Sessizdir.
Masadan kalkanlar başka masalara bakar.
Maşallah mutludur.
Şık Şık’lar, yeni ağa olmaya en çok yakıştırdıkları Maşallah için köy köy gezer, sloganlar atarlar. Sandık daha soğumadan karşı devrim nutukları yükselmeye başlamıştır. Adil’e oy vermiş köylülerin oylarını küçümserler. Adil’e “niye yanlış yaptınız” diyenlere ise parmak sallar, tehditler savururlar.
Ve köylüler…
Ertesi sabah yine tarlaya iner. Çalışır, didinir. Ama tarlaların ekini günden güne azalır. Ağanın yanında duranlar keyiflidir. Maşallah’ın yanında duranlar ise onlardan bile daha keyiflidir.
Bu bir masal değil.
Bu, ağalık heveslilerinin yüzünden kaybedilen bir itirazın hikâyesidir. Çünkü bazıları düzeni değiştirmek isterken, bazıları yalnızca ağa ile yer değiştirmek istemiştir.
En acısı da şudur:
Adil’e oy veren köylüler kaybettikleri seçime değil, içlerinden eksilen inanca üzülmüştür.
Adil ise en çok karşısındakilerden değil, yanında sandıklarından yara almıştır.
Ve böylece, adalet bir anlığına mümkün görünmüşken; ellerin arasından kayan kum gibi dağılmıştır.
Geriye, gerçekleşmemiş bir ihtimalin sessizliği ve kırgınlığı kalmıştır. Ama ihtimal kaybolmaz.
Sadece ertelenir.
Ve bir gün, köylüler yukarıya bakmayı yeniden hatırlarsa, bu hikâye başka türlü yazılabilir.

OTHER ARTICLES BY THE AUTHOR