HALKWEBAuthorsOkulda Demokrasi ve İnsan Hakları Eğitimi

Okulda Demokrasi ve İnsan Hakları Eğitimi

Okullarda demokrasi eğitiminin verilebilmesi için önce ülkenin demokrasiyle yönetiliyor olması, sonra merkezi ve taşra örgütleriyle milli eğitim bakanlığında demokrasinin sindirilmiş olması yanında okul yöneticilerin demokrasinin erdemini bilen kişilerden seçilmesi zorunludur.

0:00 0:00

Bu haftaki konumuzu okullarımızda demokrasi ve insan hakları eğitiminin durumu ve önemi olarak seçtik. Çağdaşlaşma yolunda attığımız adımların daha etkili olabilmesi konusunda eğitim etkinlikleri çok etkili görülmektedir. Demokrasi ve insan hakları konusunda eğitim sistemimizin kat etmesi gereken çok yolu olduğu bilinen bir gerçektir. Ancak üçüncü dünya ülkelerine kıyasla önemli mesafe aldığımızı da kabul etmeliyiz.

Günümüzde çeşitli alanlarda yaşanılan sorunların temelinde, kavramların gelişigüzel kullanılmaları ve bunun yarattığı tehlikeli sonuçlar bulunmaktadır. Kavramların belirli bir bilimsel temellendirmeden yoksun olarak gelişigüzel kullanılması, sadece günlük hayatın pratiğinde değil aynı zamanda farklı bilimsel disiplin alanlarında yapılan akademik araştırmalarda da karşımıza çıkmaktadır. Oysa kavramların bilimsel bilgiyle temellendirilmesi ve kavramlar arasında doğru bağlantıların kurulabilmesi, dünyada yaşanmakta olan birçok sorunun doğru değerlendirilmesine ve böylece sorunların hızlı çözümüne ışık tutabilecektir. İşte burada asıl ihtiyaç duyulan, insan denilen varlığı, olayları ve durumları felsefî bir bakış açısıyla ve doğru değerlendirebilecek bilim insanlarının ve yurttaşların sayısının artmasıdır (Düger, 2017).

Demokratik sistemin temel değerlerinden biri, tartışmaların barışçıl yöntemlerle çözülmesidir. Toplumların hayatı, çıkarların ve fikirlerin çatışmalarıyla doludur. Ancak demokratik sistem, bu çatışmaları güç veya emir yerine barışçıl yollarla çözme özelliği taşımaktadır (Büyükkaragöz, 1989; Büyükkaragöz & Kesici, 1998).

Duman’a (2004) göre, bir kültür, bir yaşam tarzı ve bir düşünüş şekli olarak ifade edilen demokrasi, temelde herkesin bir gerçeği olduğunu kabul eden bir düzeni temsil eder. Demokrasi, bireylerin bir arada nasıl yaşamaları gerektiğiyle alakalı bilişsel ve duyuşsal hayata dayalı eylemsel bir kavramdır.

Günümüzde demokrasi eğitimi, kişilerin yaşantıları aracılığıyla demokratik davranışları öğrenmelerini amaçlayan bir süreç olarak bilinmektedir. Kişilerin insan haklarına duyarlı olan, bu değerleri içselleştiren, demokrasi ilkelerine bağlı ve aktif kişiler olarak yetişmelerini amaçlamaktadır. Dünya genelinde, tarihsel süreç içerisinde demokratikleşme isteği farklı coğrafyalarda ortaya çıkmıştır. Ülkemizde de demokratikleşme süreci Tanzimat fermanıyla başlamış ve şu anda devam etmektedir. Ancak mevcut demokratik eğitimin yeterli seviyede olduğunu söylemek oldukça güçtür.

Okullarda verilen örgün eğitimin en önemli işlevlerinden biri, demokratik tutum ve davranışlar gösteren, demokrasiye içten inanan, kısaca demokrasiyi bir yaşam tarzı olarak benimseyen kişiler yetiştirmektir. Eğitim sistemimizde tüm eğitim-öğretim faaliyetlerin bu tür hedefler temel alınarak düzenlenmesine önem verilmelidir (Yağcı, 1998). Yurttaşlık eğitiminin amacı kişilerin demokratik bir düşünce tarzını benimsemiş ve insan haklarına saygılı olmalarının sağlanmasıdır (Düger, 2017).

Demokrasiyle eğitim arasındaki ilişkiyi ilk defa J. Dewey (1916) ‘Demokrasi ve Eğitim’ başlıklı eserinde eğitimin, kişinin yaşam biçimine yön vermesi ve bu amaca dönük bazı yöntemleri kullanmasının gereğini vurgulamıştır. Dewey, okulda elde edilen bilgilerin, etkinliklerle veya mesleklerle bağlantısının kurulması yanında yaşamla bütünleşen bir ortamda verilmesiyle bunun toplumsal yaşama yön verebileceğini savunmuştur (Geray, 1993).

Eğitim sistemi ve okullardan sürekli değişen dünyada özgür, eleştirebilen, sorumluluk sahibi, toplumsal sorunlara karşı duyarlı, demokratik değerleri içselleştirmiş kişiler yetiştirilmesi beklenmektedir. Demokrasi ve eğitim ilişkisi üzerinde durulan oldukça geniş ve karmaşık bir konudur. Genel olarak bakıldığında demokrasi bilinci, okulda başlar görüşü ağırlıktadır. Demokrasi bilincinin kişilere kazandırılmasında okul dediğimiz eğitim kurumları büyük bir öneme sahiptir. Bu sebepten dolayı da demokrasi kültürünün okullarda yaşatılması gerekmektedir (Şişman ve diğ., 2010).

Demokrasi eğitimi, demokratik tutum ve davranışları benimsemiş, bağımsız araştırmacı, iyi ilişkiler kurabilen, kendi kararlarını kendisi alabilen demokrat ve saygılı kişiler yetiştirmeyi hedeflemektedir (Karasar, 1999). Bu eğitim, kişilerin insan hak ve özgürlerini bilen, demokrasiyi benimsemiş, demokrasiye saygı duyan ve onu savunan etkin yurttaşlar hâline getirilmesini amaçlamaktadır.

Okullarda demokrasi eğitiminin verilebilmesi için önce ülkenin demokrasiyle yönetiliyor olması, sonra merkezi ve taşra örgütleriyle milli eğitim bakanlığında demokrasinin sindirilmiş olması yanında okul yöneticilerin demokrasinin erdemini bilen kişilerden seçilmesi zorunludur.

Demokratik eğitimin amacı olarak; tüm kişileri eşit kabul ederek insanlığa yakışan bir toplumun meydana getirilmesine katkıda bulunabilecek kişiler olabilmeleri için gereken yetenek ve tutumları geliştirmelerine yardımcı olabilecek bir süreç içerisine çekebilmektir (Varol ve diğ., 2004). Bu ancak çağdaş anlamda vatandaşlık bilincine sahip ve insan haklarına saygılı toplumların oluşabilmesi için öncelikle ailede, daha sonra okullarda bireysel temelde kazandırılacak eğitim-öğretim yaklaşımları ile olanaklı olacaktır (Başaran, 2007).

Demokratik kişiler yetiştirmede sınıf ortamı oldukça etkilidir. Demokratik sınıf ortamı, demokratik tutum ve davranışların gelişmesini etkileyen en önemli faktördür (Varol ve diğ., 2004). Eğitim ortamlarının demokratik bir yapıda olması, eğitim ve öğretimin amaçlarının istenilen hedefler doğrultusunda gerçekleştirilmesi ve özellikle demokratik tutum ve davranışların öğrencilere kazandırılmasında eğitim ortamlarının önemli bir araç olduğu kabul edilmektedir. Demokratik bir eğitim ortamı oluşturmada öğretmen yeterlilikleri de önemlidir (Yeşil, 2009). Bu konuda öğretmenler, öğrencilerine hem demokratik davranış sergileme yönünden iyi bir rol model olmalı hem de demokrasi bilinci aşılamalıdırlar.

Demokrasi insana değer veren, kurum kuruluş ve devlet politikalarının şekillenmesinde insanların eşit haklara sahip olduğu inancına dayalı olan yönetim biçimidir. Demokrasi; yönetenlerin veya yönetime gelecek olanların halkın oy verme yeterliğine sahip kesimi veya temsilcileri tarafından seçildiği ve denetlendiği; devlette ve toplumsal yapıda herkesin eşit olduğu yönetim anlayışının adıdır.

Demokrasi ve insan hakları kavramları hem birbirine çok yakın hem de doğrudan birbirleriyle bağlantılı kavramlardır. Bir siyasal yönetim biçimi olarak demokrasi insan haklarının gerçekleştirildiği yönetimsel düzeni temsil etmektedir. İnsan hakları ise demokrasinin düşünsel temelini oluşturmaktadır. Demokrasiler çağlar boyunca devam eden, günümüzde daha ileri aşamalarda sürdürülerek geliştirilen insan hakları düşüncesinin temelleri üzerinde doğmuş ve zamanla yükselerek çağdaş rejimler haline gelmişlerdir. Nasıl ki insan hakları düşüncesi demokrasinin düşünsel temelini oluşturmakta ve genel çerçevesini çizmekteyse, demokrasiler de insana ve insanlığa bağlı temel hakların gerçekleştirildiği ve güvence altına alındığı siyasal düzen ve yönetim biçimlerini simgeler. Bu açılardan her iki kavramın birbirine olan bağlılıkları sarsılmayacak derecede güçlüdür (Cılga, 2006).

İnsan haklarının korunması, geliştirilerek kişilerde insan hakları bilincinin oluşturulması demokrasiyle mümkün olacaktır. Demokrasinin temel koşulu olan eşitlik, çoğulculuk, özgürlük gibi insanı merkeze alan ilkeler, insan hakları kavramında varlık bularak ona değer katan başlıca kavramlardır. Demokrasinin gelişmesi, doğrudan insan haklarının gelişim alanını etkileyecektir. İnsan hakları konusunda kişilerde bir bilinç oluşturulmak isteniyorsa öncelikli olarak demokrasinin alanının genişletilmesi gerekmektedir. İnsan hakları kavramının anlam kazanmasında demokrasinin bütün kurum ve kuruluşlarında yerleşmesi sağlanarak kişiler tarafından içselleştirilmesi önemlidir.

Demokrasi kavramının gelişmesi ve ilerlemesi insan hakları bilincinin gelişmesi ve kurumsallaşmasında önemli bir etkiye sahip olacaktır. İnsan hakları bilincinin oluşmasında ve bu bilincin gelişmesinde insanın kendisini tanıması en önemli unsurdur. Kendini tanıyan kendini bilen herkes insan haklarının doğal savunucusudur. İnsan hakları insanın doğası gereği sahip olduğu haklarıdır. Bu haklar hiçbir kurum güç tarafında insana ödül gibi sunulmuş haklar olarak algılanmamalıdır. Bu haklar insanın değerli ve onurlu bir varlık olmasından dolayı sahip olduğu haklardır (Gül, 2013).

İnsan hakları ve demokrasi kültürü ve çocuk hakları ile ilgili konularda sağlanan gelişmeler günümüzde çağdaş toplum olmanın temel göstergelerindendir. Türkiye’de bu konularla alakalı gelişmelerin sağlanması için öncelikle zihniyet değişikliğine, yapısal bazı değişiklere ve uygulama değişikliğine ihtiyaç vardır. İnsan hakları ve çocuk haklarıyla ilgili toplumdaki herkesin bilgi edinme ve eğitim görme hakkı bulunmaktadır. Eğitim gören kişilerin çalışmaları, demokrasi ve insan hakları kültürün gelişmesine katkı sağlayacaktır. Çocuklara bu konularla alakalı uygun eğitim vermek, uygun ortamlar oluşturmak çağdaş toplum yaratma konusunda önemli görülmektedir.

Sürdürülebilir bir demokrasi için okullarda verilen yurttaşlık ve demokrasi eğitimi önemli görülmektedir. Dünyada ekonomik, siyasal ve toplumsal alandaki değişimler, son yirmi-otuz yıldır birçok ülkenin vatandaşlık eğitiminin hedefi, içeriği ve veriliş biçiminde yeni eğitim politikaları geliştirmesine yol açmıştır. Bu sebeple demokrasiyle yönetilen ülkelerde, etkin ve demokratik yurttaşlık eğitimi tek yol olarak benimsenmektedir (Ersoy, 2016).

Koçoğlu’na (2012) göre, ülkemizde insan hakları ve demokrasi kavramları çok önemli bir yere sahiptir. Bu sebeple insan haklarına ve demokrasiye gereken önemi veren yurttaşların yetiştirilmesi gerekli görülmektedir.

İnsan hakları; ırk, dil, din ve cinsiyet ayrımı gözetmeksizin her insanın, sadece insan olması sebebiyle doğuştan sahip olduğu tüm insanlar için geçerli olan evrensel haklardır. Bu hakların korunması, saygı duyulması, duyarlı olunması ancak kişilere yeterli eğitimin verilmesiyle sağlanacaktır. İnsan hakları aynı zamanda toplumdaki tüm vatandaşlar arasındaki eşitliğin, demokrasi bilincinin, insan onurunun, özgürlüğün teminatıdır. İnsan hakları geçmişten günümüze kadar çetin mücadeleler geçirerek önemli aşamalardan geçmiş, uluslararası sözleşmeler ve uygulamalar açısından ciddi gelişmeler kaydedilmiştir. Ancak insan hakları ihlalleri konusunda yasal girişimler, denetim mekanizmaları olsa da, kimi durumlarda uygulamalarda sıkıntılar yaşanmıştır. Bu nedenle insan hakları kültürü oluşturmada asıl önemli olan nokta; demokratik, çağdaş bir hukuk devleti meydana getirmektir (Koçoğlu, 2012).

Demokrasi eğitimi konusunda öğretmenlerin hizmet öncesi ve hizmet içi eğitimlerinde demokrasi ve insan haklarına yönelik zorunlu dersler görmeleri gerekmektedir. Hizmet içi eğitimlerde öğretmenlere insan hakları ve demokrasi konusunda bilgiler verilmeli, okul ortamının demokratik davranışların öğretilmesi konusundaki önemine dikkat çekilmelidir (Kaldırım, 2005).

Demokrasiyle yönetilmekte olan toplumların demokrasi eğitimi yoluyla demokrasiyi yaşatacak insanlar yetiştirmeyi amaç haline getirmesi gerekir. Demokrasi eğitimi; kişileri insan hak ve özgürlüklerini iyi bilen, benimseyen, savunan, saygı duyan ve etkin olan yurttaşlar haline getirmeyi amaçlamaktadır (Gülmez, 2014). Türkiye yüzyılı maarif programında konuya gereken önemin verilmiş olması sevindiricidir. Ancak uygulamada anti demokratik ve insan haklarını ihlal eden uygulamaların sınırlı da olsa devem ediyor olması hoş görülemez.

Eğitimin her kademesinde görev alan öğretmenler; öğrencilerine karşı daima hoşgörülü, haklarına ve öğrencilere saygılı, tarafsız, tartışmaya açık, yardımcı, tutarlı demokratik davranışlar içinde ve yol gösterici olmalıdır. Eğitimin her kademesinde özellikle de yarının öğretmenlerini yetiştiren yükseköğretim kuramlarındaki öğretim üyelerinin demokratik bir ortamı oluşturarak ders işlemeleri ve böylece öğrencilerin de demokratik tutum, anlayış ve davranışlar geliştirmeye çalışmaları, ülkemizde hem demokrasinin geleceği açısından hem de toplumun kalkınması ve ilerlemesi açısından da önemli görülmektedir (Yağcı,1998).

Özellikle okul içerisinde öğretmenler, öğrencilerin demokrasi kültürünü özümsemelerinde oldukça önemli figürlerdir. Bu anlamda, öğretmenlerin öğrencilerine demokratik değerleri aktarması ve onlarda demokratik davranışları teşvik etmesi, onların sosyal gelişimlerine olumlu bir katkılar sunmaktadır. Günümüzde okullarda öğrencilere kazandırılan bilgi ve becerilerin yanında, bu kazanımların sağlandığı “ortam” ile eğitim sürecindeki “iletişim şekli” de oldukça önemli sayılmaktadır. Demokrasiyi bir yaşam tarzı olarak benimseyen toplumların bu yaklaşımı özellikle okul ortamında uygulamaları gerekmektedir (Özçelik, 2024).

Güzel ülkemizde; demokrasi bilincine sahip, demokratik anlayış, tutum ve davranışları benimsemiş, insan haklarına saygılı, hem kendi haklarını bilen hem de başkalarının haklarını gözeten vatandaşlar yetiştirmeyi başarabilirsek toplumumuzu çağdaş uygarlık düzeyinin ötesine taşıyabiliriz. İnsan haklarının ve demokrasinin tüm boyutlarıyla öğretildiği, yaşatıldığı ve sürdürüldüğü bir ülkenin yurttaşları olabilmek açısından her birimizin üzerine düşen görev ve sorumluluklardan kaçarak çağın ötesinde bir uygarlık geliştirme şansımız yoktur.

OTHER ARTICLES BY THE AUTHOR