Eski bayramlar şen şakrak, millet coşku içindeydi. Bayramları , Cumhuriyet Halk Partisi’nin onurlu ve tertemiz liderleriyle gururla, coşkuyla kutlardık.
Bülent Ecevit tertemiz bir adamdı; tek bir evi, tek bir arabası vardı, ömrünü öyle bitirdi. Hiçbir yolsuzluk, hiçbir şaibe lekesi bulaşmadı.
Deniz Baykal “En büyük sermayem kızım” der, övünürdü. Şaibe kokusu bile almadı. İtham edildikçe bütün bankalara yazı yazdı, cevapları açıkladı ve “CHP Genel Başkanı’na iftira atanların alnını karışlarım” diye kükredi.
Altan Öymen mütevazı, dürüst, lekesiz bir gazeteciydi.
Hikmet Çetin kariyeri boyunca şaibe nedir bilmedi.
Kemal Kılıçdaroğlu’na “Bay Kemal” diye dalga geçtiler, yıprattılar; ama ne rüşvet, ne yolsuzluk, ne tek bir şaibe iddiası çıkmadı.
Ama şimdi utanç verici bir manzara var:
Özgür Özel…
CHP’nin son genel başkanı, artık bir skandal fabrikası haline geldi. Alkol bağımlılığı dedikoduları, mezar başında rakı içen rezil görüntüler, değerlere tüküren saygısızlık, libidosu tavan yapmış özel ilişkiler, Beşiktaş’ta yıkım kararı olan arsalarla rant yeme girişimleri, Manisa’da 20 milyon dolar rüşvet iddiası… Yetmezmiş gibi Türkiye’nin en büyük yolsuzluk davasında savunma avukatlığı yaparak çamuru bizzat sıvıyor. Her tarafı kirli, çamurlu, pis; ama ağzını açıp tek kelime edemiyor, derin bir sessizlikle örtbas etmeye çalışıyor.
CHP siyaseti ahlak, dürüstlük ve şeffaflık demektir. Özgür Özel ise bu mirası ayaklar altına almış, sadece kendisine yapışan iğrenç iddialarla ayakta durmaya çalışıyor.
Ya bütün bu pisliklerden, şaibelerden, rüşvet iddialarından kendini acilen ve tamamen temizler… ya da bu lekeyle birlikte siyasi olarak çöker, biter, tarihin çöplüğüne atılır.
It's time to choose: Cleanup or extinction. There is no middle ground.
