HALKWEBAuthorsLodosun Terbiyesi

Lodosun Terbiyesi

Doğa afet değil; hafızadır. Kıyının nerede başladığını, suyun nereden akacağını, dalganın nereye vuracağını unutmaz.

0:00 0:00

Geçen hafta Bodrum’da lodos esti.
Ama öyle sıradan bir rüzgâr değil… Deniz kabardı, kıyı taştı, Gümüşlük’te, Yalıkavak’ta masalar sandalyeler suya karıştı. İşletmeler sular altında kaldı. Talimatlar verildi, hasar tespitleri yapıldı, “ah vah” sesleri yükseldi.

Benim aklıma tek bir soru geldi:
Bu yıkılan yerlerin kaçı gerçekten imara uygundu?

Denizle inatlaşmanın faturası ağır olur.
Kıyıyı doldur, dalganın önüne platform kur, dere yatağına masa at… Sonra da “doğal afet” de.

Doğa afet değil; hafızadır.
Kıyının nerede başladığını, suyun nereden akacağını, dalganın nereye vuracağını unutmaz.

Bazen belediyenin yapamadığını lodos yapar.
Çünkü deniz torpil geçmez.
Ruhsatı sorgulamaz ama sınırı hatırlatır.

Aynı tabloyu kısa süre önce Alanya’da, Dim Çayı’nda gördük. Dere yatağına kurulan o “şık” düzenekler, bir taşkında akıp gitti. O gün de konuşuldu, sonra unutuldu.

Bizim meselemiz hava değil, zihniyet.
Kısa vadeli kazancı, uzun vadeli planlamanın önüne koyan anlayış.
“Nasıl olsa bir şey olmaz” rehaveti.
Kıyıyı manzara değil metrekare olarak gören bakış.

Sonra bir lodos gelir.
Ve herkesi hizaya sokar.

Gelişmişlik; doğaya rağmen kazanmak değildir.
Doğayla birlikte var olabilmektir.

Aksi hâlde her fırtına bir ders,
her ders de pahalı bir faturadır.

OTHER ARTICLES BY THE AUTHOR