HALKWEBAuthorsKuvâ-Yı Milliye Mirası Ekspertiz Raporuna Sığar Mı?

Kuvâ-Yı Milliye Mirası Ekspertiz Raporuna Sığar Mı?

Vatandaşlık bir tapu işlemi, vatan toprağı bir emtia değildir: Ekspertiz raporlarıyla aklanan dövizlerin gölgesinde, eşit yurttaşlığın geleceği...

0:00 0:00

Türkiye bugün yalnızca ekonomik sıkıntılarla değil, eşit yurttaşlık ve kamu yararı açısından da ciddi bir sınavdan geçiyor. Milyonlarca yurttaş hayat mücadelesi verirken, vatandaşlık gibi temel bir bağın parası olana zahmetsizce sunulması, toplum vicdanında haklı bir rahatsızlık yaratıyor.

Ekonomik Gerekçe mi, Teselli İkramiyesi mi?

Taşınmaz alımı karşılığında vatandaşlık, ilk etapta “döviz girişi” gerekçesiyle savunuldu; ancak bugün bu iddianın toplumsal karşılığı zayıflamış durumda. Vatandaşlık, piyasa koşullarına göre pazarlanacak bir meta değil, eşit yurttaşlık temelinde kurulan kalıcı bir sözleşmedir.

Rakamlar da bu gerçeği doğruluyor: Uygulamadan elde edilen gelir, merkezi bütçe içinde binde birler seviyesinde, adeta bir “teselli ikramiyesi” hükmündedir. Buna karşılık; güvenlik, denetim ve toplumsal uyum risklerinin maliyeti hiçbir tabloda yer almıyor. Bugün belirlenen konut bedelleri kendi yurttaşımız için ulaşılmazken; bölgedeki kaynağı belirsiz servetler için en hızlı hukuki statü edinme yoluna dönüşmüştür.

Vatandaşlık Tapu Kaydı Değildir

Uluslararası suç dosyalarına yansıyan vakalar, bu kaygıların soyut olmadığını kanıtlıyor. Türkiye’de yaşamayan, toplumsal hayatımıza temas etmeyen kişilere bu statünün verilmesi, devlet ciddiyetiyle bağdaşmamaktadır. Burada mesele devlete karşı çıkmak değil, aksine devleti güçlü kılacak uyarıyı yapmaktır. Sosyal devlet adaleti gözetirken, ulusal devlet vatandaşlık bağını titizlikle korur.

Vatan toprağı, üzerinde sadece teknik kontroller yapılacak bir beton yığını; vatandaşlık ise rayiç bedeli üzerinden komisyon ödenecek bir emtia değildir. Vatandaşlık bir tapu işlemi, ekspertiz raporuyla ölçülecek bir değer hiç değildir.

Milli İrade ve İthal Seçmen Riski

Misak-ı Millî, bu sınırları masa başında değil; canlarıyla, kanlarıyla çizenlerin iradesidir. Toplum, bedelli askerliği dahi tam anlamıyla içselleştirememişken, parayla verilen yurttaşlığı kabullenemez. Hayatında bir kez olsun Türkiye’ye gelmemiş biriyle, cebindeki seferberlik emrini aynı kimlik altında paylaşmak, milletin vicdanına sığmaz.

Vatandaşlık yalnızca haklardan ibaret değildir; gerektiğinde sorumluluk üstlenmeyi, o gemiyi fırtınada terk etmemeyi gerektirir. %50+1 kuralının geçerli olduğu bir seçim sisteminde, bu yolla vatandaşlık alan tek bir kişinin dahi sadece havalimanına gelerek kullanacağı oy, ülkenin yönetimini ve geleceğini değiştirecek niteliktedir. Milli irade, “ithal sözleşmeli yurttaşların” kaderine terk edilemez.

Sözün özü: Kuvâ-yı Milliye’nin çocukları; ceplerinde kaç ülkenin pasaportunu taşıdığı bilinmeyen, ekspertiz raporlarıyla aklanan döviz sahipleriyle aynı yurttaşlık belgesini paylaşmak istemiyor.

OTHER ARTICLES BY THE AUTHOR