HALKWEBAuthorsKüresel Sistemin Savaş Alanları: Teknoloji, Veri, Gözetim ve İdeolojik Hegemonya

Küresel Sistemin Savaş Alanları: Teknoloji, Veri, Gözetim ve İdeolojik Hegemonya

Küresel sermayenin yeni savaş alanlarını anlamak, hem bugünü çözmek hemde geleceğin mücadele stratejisini kurmak için zorunludur.

0:00 0:00

Bugünün dünyasında savaş yalnızca tanklarla, uçaklarla, füzelerle yürütülmüyor. Asıl savaş, görünmez alanlarda, veri akışlarında, algoritmalarda, dijital altyapılarda, finansal sistemlerde, iletişim ağlarında ve ideolojik aygıtlarda yaşanıyor. Bu nedenle küresel kapitalizmin yeni savaş alanlarını anlamadan, ne Ortadoğu’daki çatışmaları nede dünya siyasetindeki büyük kırılmaları kavramak mümkündür.

Ekonomik, ticari ve teknolojik savaşın yeni cephesi, klasik gümrük tarifeleri yada ambargolarla sınırlı değil. Bugün yarı iletkenler, yapay zeka altyapıları, 5G/6G iletişim ağları, nadir toprak elementleri, veri merkezleri, Dijital platformlar ve ödeme sistemleri, küresel kapitalizmin sinir sistemini oluşturuyor. ABD’nin Çin’e yönelik çip kısıtlamaları, Huawei ve ZTE gibi şirketlere uygulanan yaptırımlar, Tayvan’ın yarı iletken üretimindeki kritik rolü, banka ödeme sisteminden dışlama tehditleri, Rusya’ya yönelik finansal abluka, Çin’in kendi Dijital para birimiyle dolar hegemonyasını kırma girişimi gibi daha çok alan ifade etmek mümkün. Bunların her biri, küresel sermaye döngüsünün yeniden kurulması için verilen büyük ölçekli savaşın parçalarıdır.

Bu savaş tanklarla değil, algoritmalarla, veri merkezleriyle, fiber optik kablolarla, uydularla, yapay zeka modelleriyle, finansal akışlarla ve siber saldırılarla yürütülüyor. Enerji hatları kadar veri hatlarıda savaşın konusudur, petrol kadar yarı iletkenlerde kritik ve askeri üsler kadar Dijital gözetim merkezleride belirleyici rol oynuyor. Bu nedenle Küresel sermayenin beslendiği savaşlar, görünürde sessiz ama etkisi çok daha derin olacak. Bir ülkenin elektrik şebekesini çökerten bir siber saldırı, Bankacılık sistemini felç eden bir algoritma, Seçim sürecini manipüle eden bir veri operasyonu, Toplumun davranışlarını yönlendiren bir yapay zeka modeli, bunların her biri, modern savaşın yeni silahlarıdır.

Küresel sistemin sermaye döngüsü artık yalnızca mal ve para akışları üzerinden işlemiyor, bilgi, veri, algoritma ve güvenlik üzerinden yeniden örgütleniyor. Finansal piyasalar, algoritmik işlemler, yüksek frekanslı Ticaret, gölge Bankacılık, vergi cennetleri, kripto varlıklar ve Merkez Bankası dijital paraları, Ulus-Devlet sınırlarını aşan ama devlet aygıtlarını kendi hizmetine koyan yeni bir sermaye egemenliği yaratılıyor. Bu yeni egemenlik biçimi, klasik kapitalist birikim modellerinden farklı olarak, hem maddi üretimi hemde toplumsal yaşamın tüm alanlarını veri akışları üzerinden kontrol eden bir yapıya sahip.

Bu dönüşüm, Ulus-Devletin tarihsel rolünü aşındırırken, küresel sermaye fraksiyonlarının Devlet aygıtlarını kendi çıkarlarına göre yeniden şekillendirmesine olanak tanıyor. Devletler, halkın değil, sermayenin güvenliğini sağlamakla yükümlü mekanizmalara dönüşüyor. Bu nedenle uluslararası ilişkiler, klasik diplomasi olmaktan çıkıp Jeoekonomi, Jeoteknoloji ve Biyopolitika (Entübe edilerek ölüme karar verme) ekseninde yeniden tanımlanıyor. Göç rejimleri, vize politikaları, sağlık krizleri, pandemiler, iklim felaketleri, su ve gıda güvenliği gibi alanlar, sermaye birikim rejiminin yönetim araçlarına dönüşüyor.

Bu yeni düzenin ideolojik cephesi ise “Kültürler Çatışması” söylemiyle yönetiliyor. Medeniyetler çatışması, yüzeyde kültürel farklılıkların kaçınılmaz bir çatışmaya yol açarak, toplumda sürekli Kaos gündemde tutulacak. Bu Kaos ve sürekli çatışma esas olarak, sınıf çatışmasını, sömürüyü, emperyalist tahakkümü ve küresel sermaye fraksiyonlarının çıkar savaşlarını görünmez kılmak için kullanılan bir perde işlevi görecek. Bu söylem, halkların ortak çıkarlarını parçalamak, sınıfsal dayanışmayı zayıflatmak ve ezilenlerin öfkesini gerçek hedeflerden uzaklaştırmak için üretilmiş bir ideolojik sis perdesidir. Küresel sistemin yeni siyasi ve ideolojik boyutları üç eksende birleşiyor.

1. Baskıcı Neoliberal güçler. Seçimlerin sürdüğü ama tüm kurumların sermaye çıkarlarına göre yeniden dizayn edildiği, medya tekelleşmesinin, yargı siyasallaşmasının, sendikaların zayıflatılmasının ve muhalefetin kriminalize edilmesinin normalleştiği bir rejim.

2. Irkçı ve Sağ Popülist Güçler. Yoksullaşan kitlelerin öfkesini sermayeye değil, göçmenlere, azınlıklara, kadınlara, LGBTİ+’lara ve hayal ürünü yaratılan “Dış Güçlere” yönlendiren ideolojik kanal. Halkın öfkesi yukarıya değil, yanındaki komşuya yönlendirilir.

3. İlerlemeci-Liberal Güçler. Çok kültürlülük, temsil ve çeşitlilik söylemini öne çıkaran ama sınıfsal eşitsizliklere dokunmayan, sistem içi meşruiyet alanı yaratan ideolojik bir uygulamayı yaygınlaştırmak.

Bu üç eksen birlikte işlediğinde, küresel sistem hem baskıcı hem özgürlükçü görünen, hem milliyetçi hem kozmopolit bir hegemonya kuruyor. Bu çelişkili görünen ama gerçekte birbirini tamamlayan ideolojik biçimler, sermaye düzeninin krizlerini yönetmek, halkların öfkesini yönlendirmek ve toplumsal muhalefeti etkisizleştirmek için kullanılıyor. Bugünün dünyasında savaş yalnızca cephelerde değil, zihinlerde, ekranlarda, veri akışlarında, algoritmalarda ve ideolojik aygıtlarda yaşanıyor. Bu nedenle küresel sermayenin yeni savaş alanlarını anlamak, hem bugünü çözmek hemde geleceğin mücadele stratejisini kurmak için zorunludur.

OTHER ARTICLES BY THE AUTHOR