Kapitalizm ve demokrasi arasındaki ilişki, siyaset biliminin ve ekonomi politiğin en çok tartıştığı, “zoraki bir evlilik” olarak nitelendirilen karmaşık bir süreçtir. Bu iki kavram özünde farklı mantıklara dayanır: Kapitalizm mülkiyet ve kâr odaklı bir eşitsizliği barındırırken, demokrasi eşitlik ve ortak karar alma ilkesini savunur.
Bu ilişkiyi ve “ideal” olanı birkaç temel başlıkta inceleyebiliriz.
1-Kapitalizm ve Demokrasi İlişkisinin Dinamikleri:
Kapitalizm ve demokrasi arasındaki etkileşim hem birbirini besleyen hem de birbiriyle çatışan unsurlar içerir.
Karşılıklı Destek:
Tarihsel olarak bakıldığında, serbest piyasanın gelişimi bireysel özgürlükleri ve mülkiyet haklarını ön plana çıkarmış, bu da otoriter yapıların çözülmesine yardımcı olmuştur. Ekonomik gücün dağılması, siyasi gücün de tekelleşmesini zorlaştırır.
Temel Çelişki (Eşitsizlik Sorunu):
Kapitalizm, doğası gereği kaynakları yeteneğe, sermayeye veya şansa göre eşitsiz dağıtır. Demokrasi ise “bir kişi, bir oy” prensibiyle herkesin siyasi gücünü eşit sayar. Ekonomik gücü elinde tutanların siyaseti finanse etme, dijital gözetim veya yönlendirme kapasitesi, demokratik eşitliği gölgeler.
Sınıf Çatışması:
Sermayenin devlet üzerindeki hegemonyası ve eşitsizlik arttıkça, halkın talepleri ile sermayenin çıkarları çatışmaya başlar.
2-İdeal Bir Model Var mı?
Siyaset felsefesinde bu ikilinin en uyumlu çalıştığı “ideal” formlara dair farklı yaklaşımlar mevcuttur:
Sosyal Demokrasi (İskandinav Modeli)
Şu an için “en az sorunlu” görülen model budur. Kapitalizmin verimliliğini kullanırken, güçlü bir sosyal devlet aracılığıyla oluşan eşitsizlikleri törpüler.
Özelliği: Yüksek vergiler, güçlü sendikalar ve geniş kamu hizmetleri.
Amacı: Ekonomik bağımlılığı azaltarak bireyi gerçek anlamda özgür ve demokratik bir katılımcı yapmak.
Liberal Demokrasi
Mülkiyet haklarını ve bireysel özgürlükleri merkeze alır. Devletin ekonomiye müdahalesini minimumda tutarak demokrasinin korunacağını savunur. Ancak bu modelde, sermaye birikiminin yarattığı “lobi gücü” demokratik kurumları aşındırma riski taşır.
Ekonomik Demokrasi,(Katılımcı Model)
Sadece sandığa gitmeyi değil, iş yerinde ve üretim süreçlerinde de demokratik yönetimi savunur. Sermayenin otoritesini sınırlayarak, demokrasiyi ekonomik alana yaymayı hedefler.
Güncel Tehdit
Güncel tehditleri de 3 ana başlıkta toplamak mümkün.
Tekno-Feodalizm ve Hegemonya:
Makalelerimde sürekli altını çizdiğim üzere, günümüzde bu ilişki yeni bir evreye evrildi. Gözetim Kapitalizmi ve büyük teknoloji şirketlerinin devlet mekanizmalarını aşan gücü, klasik demokrasi anlayışını sarsıyor.
Veri Hegemonyası:
Artık sadece sermaye değil, “veri” üzerinden kurulan bir tahakküm var.
Demokrasinin Araçsallaşması:
Algoritmalar aracılığıyla kitlelerin manipüle edilmesi, seçme iradesini teknik bir yönlendirmeye dönüştürebiliyor.
Note Kapitalizm ve demokrasi arasındaki denge, ancak güçlü bir hukuk devleti ve sermayenin siyaseti finanse etmesini engelleyen şeffaf mekanizmalarla korunabilir. Aksi takdirde, demokrasi bir “biçimden” ibaret kalıp, özünde bir oligarşiye dönüşme riski taşır.
Hikmet Karakus
