HALKWEBAuthorsHastalıkla Savaşmak mı, Yoksa Sistemi Yeniden Kurmak mı

Hastalıkla Savaşmak mı, Yoksa Sistemi Yeniden Kurmak mı

Tıp hala temkinli. Olmak zorunda. Ama yön değişimi bazen en büyük ilerlemedir.

0:00 0:00

Tıp uzun yıllar boyunca hastalıkla savaştı.
Bir şey fazlaysa azalttı. Eksikse yerine koydu. Aşırı çalışan bir sistemi baskıladı.

Bu kötü bir yaklaşım değildi. Aksine modern tıbbın başarısı buradan geldi. Antibiyotikler, tansiyon ilaçları, insülin… Hepsi sorunu hedef alıp müdahale etme mantığıyla çalıştı.

Ama bazı hastalıklar var ki, bu yöntemle tam düzelmiyor.

Alzheimer bunlardan biri.

Yıllardır amiloid plakları hedefliyoruz. Beyinde biriken proteini azaltmaya çalışıyoruz. Mantık basit. Birikim varsa temizleyelim. Fakat plak azalınca her zaman hafıza düzelmiyor. İşte burada insan durup düşünüyor;

Sorun gerçekten sadece o protein mi?

Massachusetts Institute of Technology’de yapılan bazı deneylerde 40 Hz denilen belirli bir beyin ritmini artıran ışık ve ses uyarılarının Alzheimer farelerinde amiloid yükünü azalttığı gösterildi. İnsanlarda yapılan erken çalışmalarda ise bu uygulamanın güvenli olduğu ve gerçekten o ritmi artırabildiği görüldü.

Bu henüz bir tedavi değil. Ama bir soru işareti ve başlangıç.

Belki mesele yalnızca proteini temizlemek değil.
Belki mesele, bozulan uyumu yeniden kurmak.

Çünkü beyin sadece kimyasal bir organ değil. Aynı zamanda elektrikle çalışan bir ağ. Nöronlar ritim içinde ateşlenir. Hafıza ve dikkat bu senkron sayesinde oluşur. Eğer o ritim bozulursa, sistem dağılır.

Belki Alzheimer yalnızca “plak hastalığı” değildir. Belki bir senkron kaybıdır.

Transcranial Magnetic Stimulation depresyonda kullanılıyor.
Focused ultrasound ile beynin derin bölgeleri ameliyatsız hedeflenebiliyor.

Ortak fikir şu;
Bazı hastalıklarda artık sistemi susturmak değil, sistemi yeniden ayarlamak hedefleniyor.

Kalp ritimle çalışır. Ritmi bozulursa aritmi olur.
Metabolizma gün ışığına göre ayarlanır. Saat bozulursa her şey dağılır.
Beyin de ritimle çalışır. O ritim kaybolursa hafıza da kaybolabilir.
20. yüzyıl molekülleri hedef aldı.
21. yüzyıl belki ağları hedef alacak.

Belki sorun fazla olan bir madde değil, kaybolmuş bir uyumdur.
Belki bazı hastalıklarda gerçek devrim yeni bir ilaç değil, bozulan sistemi yeniden kurabilmektir.

Tıp hala temkinli. Olmak zorunda.
Ama yön değişimi bazen en büyük ilerlemedir.

Hastalıkla savaşmak mı?
Yoksa sistemi yeniden kurmak mı?

Belki cevap, ikisini birlikte yapabilmektir.

OTHER ARTICLES BY THE AUTHOR