HALKWEBAuthorsGüneşten gelen sessiz bir destek, D Vitamini

Güneşten gelen sessiz bir destek, D Vitamini

D vitamini adında “vitamin” sözcüğü geçse de, klasik vitaminlerden farklı bir konumdadır.

0:00 0:00

Siyasetin yaşamın her noktasında var olan sorunlara çözüm üretmek için var olduğuna inandığım için ve bir Biyokimya Uzmanı olarak bu yazımda pek çok soruna neden olan ama çözümü çok ucuz ve kolay olan bir vücut gereksinmeden, D vitamininden söz edeceğim.

Son yıllarda özellikle sağlığına önem veren yaş almış kişiler arasında en sık duyulan kavramlardan biri D vitamini oldu. Kan tahlillerinde karşılaşılan düşük değerler, “bende de eksik çıktı” cümlesi, eczanelerde artan takviye kullanımı, gündemdeki bu maddenin önemini düşündürüyor. Gerçekten, D vitamini bu kadar önemli mi? Yoksa çoğu kez kapitalizmin esiri olan modern tıbbın abarttığı geçici bir başlık mı? Bir biyokimya uzmanı olarak yanıtım net: D vitamini, herkes için yaşamsal öneme sahip, ancak doğru anlaşılması gereken bir maddedir.

D vitamini adında “vitamin” sözcüğü geçse de, klasik vitaminlerden farklı bir konumdadır. Çünkü insan bedeni bu maddeyi yalnızca takviye almak zorunda değildir; güneş ışığıyla temas ettiğinde kendi kendine üretebilir. Bu yönüyle D vitamini, insanın doğayla, özellikle güneşle kurduğu ilişkinin biyokimyasal sonucudur. Modern dünyada güneşten uzaklaşan yaşam biçimleri ise bu doğal üretimi giderek azaltmaktadır.

Biyokimyasal olarak D vitamini, vücutta hormon benzeri davranışlar sergiler. Hücrelerin çekirdeğinde bulunan özel alıcılara bağlanarak birçok genin çalışmasını etkiler. Bu nedenle yalnızca tek bir organa değil, kemikten kasa, bağışıklıktan sinir sistemine kadar pek çok alana etki eder. D vitamininin yalnızca kemik üzerine etkin olduğunu düşünmek, bu geniş etki alanını gözden kaçırmak olur.

En bilinen görevi, kalsiyum ve fosfor dengesini sağlamaktır. Bağırsaklardan kalsiyum emilimini artırır ve kemiklerin sağlam kalmasına katkıda bulunur. Eksikliği durumunda kemikler zayıflar; çocuklarda raşitizm, yetişkinlerde kemik erimesi riski artar. Ancak D vitamininin önemi burada bitmez. Kas hücrelerinde de D vitamini alıcıları bulunur. Bu nedenle kas gücü, denge ve hareket kabiliyeti üzerinde doğrudan etkilidir. Özellikle ileri yaşlarda D vitamini eksikliği, düşmelerin ve kırıkların önemli nedenlerinden biridir.

Bağışıklık sistemi açısından D vitamini, dengeleyici bir rol üstlenir. Vücudu enfeksiyonlara karşı savunurken, bağışıklık sisteminin aşırı tepkiler vermesini de önlemeye yardımcı olur. Sık enfeksiyon geçiren, çabuk yorulan bireylerde D vitamini eksikliği daha sık görülür. Bu durum, özellikle kış aylarında daha belirgin hale gelir.

D vitamini eksikliği çoğu zaman sinsi ilerler. Belirtiler özgül değildir; halsizlik, kas ağrıları, kemiklerde sızlama, isteksizlik, sık hastalanma gibi şikâyetler başka nedenlere bağlanabilir. Bu nedenle eksiklik uzun süre fark edilmeden devam edebilir. Oysa basit bir kan testiyle bu durum anlaşılabilir.

D vitamini düzeyini değerlendirmede kullanılan temel test, kanda bakılan 25-hidroksi D vitamini ölçümüdür. Bu test, vücuttaki D vitamini depoları hakkında güvenilir bilgi verir. Ancak burada önemli bir nokta vardır: Test sonucunu yalnızca bir sayı olarak değil, kişinin yaşı, kilosu, yaşam biçimi ve eşlik eden hastalıklarıyla birlikte değerlendirmek gerekir. Aynı değer, farklı kişilerde farklı sonuçlar doğurabilir.

Eksikliği uzun süre devam eden D vitamini, zamanla ciddi bedeller ödetir. Kemik kırıkları, kas zayıflığı, düşmeler, bağışıklık sorunları ve yaşam kalitesinde belirgin düşüş bunların başında gelir. Bu bedeller, çoğu zaman yaşlanmanın doğal sonucu gibi algılanır; oysa önemli bir kısmı önlenebilir niteliktedir.

D vitamininin sağlanmasında en temel kaynak güneştir. Güneşten gelen ultraviyole B ışınları, ciltte D vitamini sentezini başlatır. Ancak burada önemli bir yanlış anlaşılma vardır. Her güneşli an D vitamini üretmez. Günün belirli saatlerinde, güneşin gökyüzünde daha dik olduğu zamanlarda, saat 11.30 -14.00 arasında, bu etki daha belirgindir. Cam arkasından gelen güneş ışığı ise bu süreci başlatmaz. Bu nedenle açık havada, doğrudan güneşle temas gerekir.

Güneşin yararını artırmak için ölçülülük esastır. Ne tamamen kaçınmak ne de kontrolsüzce maruz kalmak doğrudur. Kısa süreli, 15-20 dakikalık, düzenli ve bilinçli güneş teması, D vitamini üretimi için yeterlidir. Güneşi tümüyle zararlı ilan etmek, bedeni bu doğal kaynaktan mahrum bırakır. Öte yandan uzun süreli ve korunmasız maruziyetin cilt açısından riskler taşıdığı da unutulmamalıdır. Burada doğru yaklaşım, dengeyi gözetmektir.

Beslenme, D vitamini konusunda destekleyici bir rol oynar; ancak tek başına yeterli değildir. Yağlı deniz balıkları, balık yağı, yumurta sarısı ve karaciğer D vitamini içeren besinler arasındadır. Ancak bu besinlerle günlük ihtiyacın tamamını karşılamak çoğu zaman mümkün olmaz. Bitkisel besinlerde etkin D vitamini bulunmaz. Bu durum, özellikle vejetaryen ve vegan bireyler için dikkat edilmesi gereken bir noktadır.

Güneş ve beslenmenin yetersiz kaldığı durumlarda ilaçlar, yani D vitamini takviyeleri devreye girer. Ancak burada en sık yapılan hata, kontrolsüz ve yüksek doz kullanımına yönelmektir. D vitamini yağda çözünen bir maddedir ve vücutta birikebilir. Gereğinden fazla alındığında böbrek taşı, damar sertliği ve kalp ritim sorunları gibi ciddi sonuçlar doğurabilir. Bu nedenle D vitamini, “ne kadar çok o kadar iyi” anlayışıyla kullanılmamalıdır.

Takviye kullanımında dikkat edilmesi gereken bir diğer nokta da D vitamininin tek başına çalışmadığı gerçeğidir. Magnezyum, D vitamininin aktifleşmesi için gereklidir. Kalsiyumun doğru yere yönlendirilmesinde ise K2 vitamini rol oynar. Yani D vitamini, bir metabolik denge içinde anlam kazanır.

Sonuç olarak D vitamini, modern yaşamın bize unutturduğu basit bir gerçeği hatırlatır: Sağlık, doğayla kurulan ilişkiyle başlar. Güneşten kopuk, kapalı ve hareketsiz bir yaşam, bedelde kendini eksikliklerle gösterir. D vitamini bu eksikliklerin en sessiz ama en yaygın olanlarından biridir. Onu doğru anlamak, doğru kullanmak ve abartmadan ciddiye almak, sağlıklı bir yaşamın önemli adımlarından biridir.

OTHER ARTICLES BY THE AUTHOR