Derler ya, “Erkekler ağlamaz.”
İşte bu tabu, yıllarca duygularımızı yaşamamıza engel oldu. Oysa insan bazen doya doya ağlamak ister… Ya çok sevdiği birini kaybettiğinde ya da yaşam felsefesi hâline getirdiği değerlerinden, uğradığı haksızlıklar nedeniyle istemeye istemeye uzaklaştığında.
Çekilip bir köşeye, sesini içine bastırır; dişlerini, yumruğunu sıkarsın. Kimselere görünmeden, içten içe ağlarsın.
Gençliğinden bu yana emek verdiğin, bedelini ödediğin; “babandan sana miras kalan” yaşam tarzın, eş seçimin, aile hayatın… Hepsini bu öğreti doğrultusunda şekillendirdiğin dünya görüşün, ideolojin senin onurla taşıdığın kimliğin olur. Toplumda bu kimlikle anılırsın. İtirazların da savunmaların da bu doğrultuda olur. O kimliğin verdiği sorumluluk duygusuyla adım atarsın. Vebali de sevabı da senin omuzlarında taşıdığın apoletlerindir.
Sözde yaşayamazsın. Özünde yaşadığın içindir itirazın da savunman da.
CHP’li olmak tam da budur.
Seçimler kazanılır, kaybedilir… Ama o kimlik daima onurla taşınır; hiçbir menfaat ve çıkar beklemeden.
Bugün içinde bulunduğumuz durum, gerçek CHP’lilerin içten içe ağlamasına neden oluyor. İddianameler, tutuklanan belediye başkanları, istifa edenler… Mahkeme süreçleri, ortaya çıkan ifadeler… Dün kazandığımız seçimlerin kahramanları, bugün yargılandıkları dosyaların içeriğinde bulaştıkları kirli ilişkiler sarmalında çırpındıkça batan görüntüler veriyor. Ve olanları savunmak adına 103 yıllık Cumhuriyet Halk Partisi’nin düşürüldüğü durum, vicdanları yaralıyor.
Bu olaylara geleneklerinde olan “arın gelin” diyemeyen bir yönetim anlayışı… Kurultay süreci ve öncesinde “değişim” adıyla ortaya çıkıp vefanın ne olduğunu unutanlar… İhanete dönüşen tutum ve davranışlar…
13 yıl boyunca partinin Genel Başkanı olan Kemal Kılıçdaroğlu’nu sırtındaki hançerlerle baş başa bırakıp, trol ordularının sistematik saldırılarına ses çıkarmayanlar… “Cefakâr ve fedakâr yol arkadaşlarım” dediklerine uygulanan haksız, hukuksuz disiplin süreçleri ve gerçekleştirilen ihraç kararları… Ona inananları, sevenleri ve partinin bu sürecini içine sindiremeyenleri “Baba Ocağı”ndan söküp atmalar…
İçine sindiremezsin. Zoruna gider. Sıkarsın dişlerini ve bir köşede ağlarsın kimseler görmeden.
Kökünden koparılan bir dal misali; verdiğin emeğe, mücadelenin ağırlığına aldırış etmeden bir çırpıda silinirsin. Senin kadar partiye emek vermemiş birileri tarafından uğradığın bu haksız duruma kendini alıştırmak kolay değildir.
Onlar yaptıklarıyla utanmazken; kanun, yasa ve tüzük ayaklar altına alınırken gülenler şunu bilsin:
“İlle dostun gülü yaralar bizi.”
Mütevazılığımızı günü geldiğinde bizden beklemesinler.
O gün geldiğinde; kısa çöpün uzun çöpten hakkını aldığı gün, kara kaplı kitap açıldığı gün, tarihin hafızasına yazılanlar okunmaya başlandığı gün… Keserin dönüp sapı gösterdiği, hesabın döndüğü gün…
Bizlere bugün neler yaşattırmışsanız, yaşayacaksınız.
Ve gerçek CHP’liler, iktidar yolunda omuz omuza mücadele vermeye devam edecektir.
Murat Adiguzel

