HALKWEBAuthorsBeyaz Uykuyu Bölen Doğu Ekspresi, Kars'ta...

Beyaz Uykuyu Bölen Doğu Ekspresi, Kars’ta…

Şehirler, içerisinde yaşayan toplumların kültürel zenginlikleri ve değerler toplamının yaşandığı mekansal kimlik alanlarıdır.

0:00 0:00

Beyaz, Uykusuz Uzakta…
Kars çocuklarında Kars’ı
ölüleri yağan karda
donmuş gözlerimin arası…

Cemal Süreyya “Kars’ı da Kars’ı görmeden, Paris’te yazdım. İşin tuhafı, yurda döndüğümde teftiş göreviyle hemen gönderildiğim yer de Kars oldu” der…

Bu satırları karşımda Kars’ın kardan şalını boydan boya sarındığı bir fotoğrafa bakarak yazıyorum.

Şehirler, içerisinde yaşayan toplumların kültürel zenginlikleri ve değerler toplamının yaşandığı mekansal kimlik alanlarıdır.

Serhat bir şehir olan Kars; Milat öncesi zamandan itibaren bir yerleşim yeri olması hasebiyle, köklü bir kent geçmişine sahiplik eder. Çeşitli bölgelerden göç eden, farklı etnik kimliklere sahip insanın; birbirlerinin kültüründen geleneğinden örfünden etkilenirken, “barışcıl” bir yaşam tarzının sürmesi ile de örnek bir şehirdir.

Fıkralar bir terekeme, bir kürt, bir azeri diye başlayıp bu üç kimliğin olaylara yaklaşımını bakış açısını tariflerken;ortak hafıza “toyda” (düğünde) ve cenazede yan yana gelerek oluşur.

Kars, aşıklık geleneği ile de sözlü edebiyatın varlığına ve gelişmesine de katkılar sunmuş bir şehirdir.

Kars’ta şehrin yaşlıları, NAĞILLAR ( masallar) anlatır, aşıkları LEBDEĞMEZ ile dinleyenleri coşturur, Digor ilçesi ise Dengbej geleneğinin güçlü örnekleri ile varlığını sürdürür. “Aşık atışmaları” hazır cevaplığın ve ince zekanın güzel birer örneğidir.

Kars çok kimlikli, çok renkli bir kültür iklimidir. Kars deyince akla gelen ilk unsurlardan biride kış mevsimidir. Kasım ayından itibaren şehir, çetin geçen kışların ev sahibidir.

Hatırladığımda beni her daim gülümseten Kars’ta mevsime dair bir anımda: İstanbul’dan tatil için gelen, temmuz akşamında üşüyen bir misafirin, ev sahibine dönüp Kars’a yaz ne zaman gelecek, sorusuna ev sahibinin verdiği “Oğul yazı bilmem ama kışın gelmesine bir ay var” cevabıdır.

Kars’tan göçün nedenlerinin başında işte bu çetin geçen kış mevsimi gelir.

Geceleri soğukluğun termometrelerde – 20’lerde, – 25’lerde ölçüldüğü şehirde, soğuk yalnızca üşüyen el ayak, değil, hayvanın içeceği donan su, buz tutan, taşınacak yemin ağırlığıdır.

Kars çok yoğun iç göç vermiş; özellikle İstanbul, Ankara gibi büyükşehirlerimiz Kars’tan yoğun göç almıştır. Şehrin çeperlerine yerleşen, semt pazarlarında çalışan, doğduğu topraklardan uzağa düşen bu yüzden gurbet sıla açmazına düşen, hasretlik çeken insanlar…

Haydar Ergülen “Yalnızız Cemal Abi” şiirinde şöyle tarifler Kars’a uzaklığı;

“Bu rakıyı diyorum Cemal Abi
Bu rakıyı içmek seninle
Kars’a gitmek gibiydi,
Rakı uzun içilir, Kars’a uzun gidilirdi…

Bugünlerde de şiirdeki gibi Kars ‘a uzun gidiliyor, bu yolculuğun adı “Doğu Ekspresi”
Işıklı camlardan izlenen kar manzaraları ile başlayan merak, Çıldır’ ın donan yüzeyini görmek, Baltık Mimarisinin en güzel örneklerinden olan Kars’taki binaların kar yağışı altındaki büyülü manzarası ile bir kış masalına dönüştü…

Doğu Ekspresi yolcuları, Ani’de yaşamın iki yakasını görürken, bu iki yakası bir araya gelmeyen hayatın, bazen tek bir şehri görmekle bu denli güzelleşmesinin hayranlığı ile dönerler Kars’tan…

Doğu Ekspresi’nin ve Kars’a seyahat kültürünün kış turizmine etkileri elbette muazzam ama bence en büyük katkısı yıllarca hor bakılmış memleketin doğusunun ne büyük cevherler sakladığının anlaşılması…

Doğup büyüdüğüm, sonra uzağına düştüğüm yerdir Kars ve dönerken, gittiğim gibi olmadığım…

OTHER ARTICLES BY THE AUTHOR