HALKWEBAuthorsAynalı Odalardaki Kirli Nefes: Masa, Kasa ve Nisa Sınavında Ağır Hezimet

Aynalı Odalardaki Kirli Nefes: Masa, Kasa ve Nisa Sınavında Ağır Hezimet

Medya dünyasından taşan yozlaşmanın Bebek Otel soruşturmasıyla karanlık bir suç sarmalına dönüşmesi, muhafazakâr mahallenin gölgesinde büyüyen bir hezimeti fısıldıyor: "Masa, Kasa, Nisa" sınavında kaybedilen ahlak, bugün lüks odalarda birer şantaj ve dijital kölelik aracına mı dönüştü?

0:00 0:00

Medya dünyasında bir magazin figürü gibi parlatılan yozlaşmanın, Bebek Otel soruşturmasıyla aralanan o karanlık perdeye, yani gerçek bir suç sarmalına evrilmesi; aslında muhafazakâr iktidarın gölgesinde büyüyen korkunç bir hezimeti fısıldıyor. Masa, Kasa ve Nisa sınavında kaybedilen ahlak, bugün lüks odalarda birer şantaj ve dijital kölelik aracına mı dönüştü?

Türkiye artık öyle dosyalar, öyle görüntüler ve öyle hikâyelerle yüzleşiyor ki; en iyimserimiz bile artık “Yok canım, bu kadar da olmaz” diyemiyor. Bebek Otel soruşturmasıyla ortaya saçılan rezaletler, sızan ifadeler ve o karanlık dünyadan gelen sarsıcı itiraflar bizi hayrete düşürürken; aslında adını koyamadığımız o toplumsal çürümenin zirve (pik) noktasını yaşıyoruz. Bir dönemin “ahlak”, “değer” and “onur” kavramlarının siyasetin merkezinde olduğu o günlerden; bugün aynalı odalara, lüks villalardaki uyuşturucu partilerine, bahis ve kumar ağlarına, kara para akışlarına savrulduk.

Peki, bu gürültülü çöküşün hikâyesi nasıl yazıldı? Kültürel yozlaşma mı? Ahlaki erozyon mu? Uzun süreli iktidarın çürütücü etkisi mi? FETÖ’den kalan çifte hayat kültürü mü? Yoksa siyasetin bizzat ürettiği çarpıklık mı? Hepsi doğru. Hepsi acı.

Şekilsel Başarı, Ruhi Boşluk

Kültürel iktidarı kurma iddiası, ne yazık ki maneviyattan ziyade binalara ve fiziksel sembollere odaklandı. Kampüslerde yükselen devasa yapılar dışarıdan bir başarı gibi sunulsa da, o yapıların temsil ettiği değerlerle bağdaşmayan bir sınıfın türemesi asıl mağlubiyettir. Mesele binaların yükselmesi değil, o binaların gölgesinde liyakat yerine sadakat adı altında suç ortaklığına sapanların çoğalmasıdır. Kültürel iktidar yerine yeni bir mahalle oluştu: Hesap sorulamazlık kibrine bürünmüş, gücü ahlakın üzerinde tutan bir zümre.

Tam da burada durup sormak gerek: Tüm bunlar yaşanırken ülkede 23 yıldır muktedir olan muhafazakâr iktidar ve bu iktidarın gölgesinde gelişen muhafazakâr mahalle aktörlerinin bu tabloda başrolde olması sadece bir tesadüf mü? Bir nesli ihya etme iddiasıyla yola çıkıp, lüks suitlerde imha olan bir ahlakın sorumluluğu kimin omuzlarındadır?

FETÖ Mirası: Çifte Hayat Kültürü

Bu çöküş gökten inmedi. FETÖ, muhafazakâr toplumda “çifte hayatı” normalleştirdi: Dışarıya başka, içeriye başka bir yüz; gizli evler, gizli ilişkiler, sembolik dindarlık ve tamamen araçsallaştırılmış bir ahlak… Bugün ortaya çıkan birçok uygulama, bu zehirli mirasın tortusudur. Bir zamanlar mütevazı olmak erdemken, bugün bu “çifte hayat” meraklısı yeni sınıf için mütevazılık bir “başaramamışlık” göstergesine dönüştü. Maskeler takıldı, değerler sadece birer paravan yapıldı.

Bataklığın Beş Atlısı ve Dijital Şantaj Düzeni

Son günlerde ardı ardına gelen operasyonlar; uyuşturucu, fuhuş, yasadışı bahis, kumar ve kara para trafiğinin nasıl iç içe geçmiş bir suç sarmalı kurduğunu gösteriyor. Bu sarmalın en korkunç boyutu ise VIP mekânlarda ve otel odalarında kurulduğu iddia edilen gizli kamera düzenekleridir.

Eğer bu vahim iddialar doğruysa, o odalarda kimlerin kayda alındığı, bu kayıtlarla nasıl bir “dijital kölelik” kurulduğu ve bu yolla siyasetten ticarete nasıl bir güç devşirildiği sorusu hayati bir önem kazanmaktadır. Yasaklı maddelerle iradelerin kırıldığı, gizli kayıtlarla geleceklerin ipotek altına alındığı bu tablo, toplumun üzerine çöken bir kâbustur.

Masa, Nisa, Kasa: Kaybedilen Büyük Sınav

Muhafazakâr mahallenin temel mottolarından biri olan, Erbakan Hoca’nın o tarihî uyarısıyla hafızalara kazınan “Masa, Nisa, Kasa” sınavının, bu aynalı odalarda ağır bir hezimetle kaybedildiği artık inkâr edilemez bir gerçektir. İktidara yakınlığın ürettiği bu yeni sınıf; gücü (masa), şehveti (nisa) ve kontrolsüz serveti (kasa) birer ahlak pusulası değil, birer tüketim nesnesi haline getirdi.

Bu sınavın kaybedildiği gerçeğini, hiçbir başarı alanı bir “şal” gibi örtemez. Savunma sanayiindeki atılımlar ya da köprüler; aynalı odalardaki o kirli nefesi temizlemeye yetmez. Artık sadece kral çıplak değil, o kralı alkışlayan soytarılar da üryandır (çıplaktır). Makyaj dökülmüş, hakikat tüm çıplaklığıyla ortada kalmıştır.

O Kirli Nefes: Hem İronik Hem Gerçek

İşte o maskelerin ardındaki asıl gerçek, bugün alıp verilen o kirli nefestir. Bu kirlilik sadece mecazi bir ahlak çöküntüsü değil; uyuşturucu batağına saplanmış bir bünyenin o kendine has, ağır ve rahatsız edici fiziksel kokusudur. Malumdur; uyuşturucu kullananın nefesi kokar, geniz yakar, etrafındakileri huzursuz eder. Bugün mahallenin “elit” diye pazarlanan bazı figürlerinden yayılan bu nefes; hem ironik bir şekilde o karanlık partilerin kokusunu taşıyor hem de gerçek anlamda toplumu boğuyor. Aynalı odalarda, lüks villalarda alınıp verilen bu kirli nefes artık sokağa taştı ve bizzat iktidarı zehirleyen bir nefese dönüştü.

2026: Büyük Arınma Miladı

Bu operasyonlar sadece polisiye bir temizlik değil, topyekûn bir toplumsal arınma olarak anlam kazanmalıdır. Burada muhafazakâr kesime büyük bir görev düşüyor: Tarafgirlik duygusuyla bu kirli tabloyu, iktidarın başarılı olduğu diğer alanlarla örtmeye çalışmamalıdır. Aynı şekilde muhalefet de bu temizlik sürecine âmâsız, fakatsız destek vermeli; milletin bu kanserli hücrelerden temizlenmesine katkı sunmalıdır.

Toplumsal çürüme, her türlü silahtan daha tehlikelidir; gerçek beka sorunu tam olarak budur. Mahalleyi ahlakla savunuyor gibi görünenler, aynalı odalarında hâlâ kendi yansımasını alkışlıyor olabilir; ama artık o yansıma toplumu boğmaya başladı. Artık iktidar ve muhalefet ayrımı yapmadan, bütün toplum kesimleri aklını başına almalıdır. Zira vücudun bir yerinde başlayan çürümenin, önlem alınmazsa tamamını saracağı açıktır.
Biliyoruz ki aynalar kırıldığında sahte ışıklar sönecek ve geriye sadece hakikatin ferahlığı kalacaktır. 2026, bu büyük ahlaki arınma için bir milat, geri dönüşü olmayan bir temizlik sayfası olmalıdır.

OTHER ARTICLES BY THE AUTHOR