Sayın Mücella Yapıcı,
Son paylaşımınızı okudum.
Açıkçası uzun yıllardır kamuoyunda oluşan algı nedeniyle sizi, kent hakkı, kamu yararı ve şehircilik ilkeleri konusunda hassasiyet gösteren bir isim olarak tanımış ve bu nedenle saygı duymuştum. Ancak son açıklamanız, birçok kişi gibi bende de ciddi bir hayal kırıklığı yarattı.
Paylaşımınızda şöyle diyorsunuz:
“Sevgili Özgür Özel ve arkadaşları… İç işlerinize karışmak gibi olmasın ama kurun artık şu yeni partiyi… Kurultay da yapsanız bu insanlarla yürünmez artık… Bir an bile kaybetmeden çıkın yola… Size söz, ben bile gelip çalışacağım…”
Doğrusunu söylemek gerekirse ben de aynı kanaatteyim. Eğer Cumhuriyet Halk Partisi’nde yollar bu kadar ayrıştıysa, herkes kendi siyasi yolunu çizmelidir.
Belki de böyle bir ayrışma sonrasında Partisi’ne sahip çıkanlar enerjilerini yeniden ülkenin gerçek meselelerine, ekonomi politikalarına, hukuk devletine, sosyal adalete ve parti programlarının geliştirilmesine ayırma fırsatı bulurlar.
Ancak benim asıl dikkatimi çeken konu, sizin siyasi tercihinizden çok, yıllardır sessiz kaldığınız bazı meselelerdir.
Çünkü kamuoyunda sizi öne çıkaran şey herhangi bir siyasi aidiyet değil; şehircilik, planlama ve kamu yararı konusunda gösterdiğiniz duyarlılık olmuştur.
Bu nedenle size şu soruları sormak istiyorum:
Nişantaşı’ndaki Marmara Üniversitesi yerleşkesinin DAP Yapı’ya devredilmesine ve Şişli Belediyesi tarafından İnşaat ruhsatı verilmesine ilişkin herhangi bir değerlendirme yaptınız mı?
Mecidiyeköy’deki Profilo AVM arsasının üç kattan altı kata çıkarılmasını sağlayan, Şişli Belediyesi’nin parsel bazlı 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliği hakkında bir görüş açıkladınız mı?
Ruhsata aykırı yapı kullanma izinleri, imar kirliliği iddiaları, İmar A.Ş. hakkındaki tartışmalar ve Boğaziçi İmar Müdürlüğü’ne ilişkin kamuoyuna yansıyan iddialar konusunda bir tavır ortaya koydunuz mu?
Swiss Otel satışına ilişkin süreçlerde kamu yararı açısından bir değerlendirme yaptınız mı?
Tutuklu Şişli Belediyesi Başkanı Resul Emrah Şahan hakkında kamuoyuna yansıyan imar yolsuzluklarına ilişkin iddialar konusunda herhangi bir açıklamanız oldu mu?
Daha da önemlisi, son yıllarda Şehir Plancıları Odası ve Mimarlar Odası’nın İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin imar uygulamalarına karşı geçmiş dönemlere kıyasla daha edilgen bir pozisyona sürüklendiği yönündeki eleştirileri hiç değerlendirdiniz mi?
Genç bir şehir plancısının bana aktardığı bir değerlendirmede, Resul Emrah Şahan için İBB çevrelerinde “şehir plancıları çetesinin lideri” ifadesinin kullanıldığını duymuştum. Bu iddiaya katılırım ya da katılmam, bu ayrı bir tartışma konusudur. Ancak böylesine ağır eleştirilerin meslek çevrelerinde dolaşıyor olması bile cevaplanması gereken bir durum değil midir?
Yine aynı çevrelerde, meslek odalarındaki nitelikli mimarların, mühendislerin ve şehir plancılarının çeşitli imkânlarla İBB bünyesine alınarak odaların zamanla etkisiz hale getirildiği yönünde eleştiriler dile getirilmektedir. Bu konuda bugüne kadar herhangi bir söz söylediniz mi?
Ben şahsen Profilo AVM arsasına ilişkin plan değişikliği sürecinde elde ettiğim tüm bilgi ve belgeleri Şehir Plancıları Odası ile paylaşmama rağmen herhangi bir geri dönüş alamadım.
Üstelik Şişli Belediye Meclisi Üyesi olduğum dönemde CHP grup kararına rağmen söz konusu plan değişikliğine karşı oy kullandım ve ardından İdare Mahkemesi’nde iptal davası açtım. Daha sonra ilgili meslek odasına dava dosyasının bilgilerini ileterek davaya müdahil olmaları çağrısında bulundum. Buna rağmen ne dava süreciyle ilgilenildi ne de konuya ilişkin bir girişimde bulunuldu.
Bu nedenle bugün dönüp baktığımda şu soruyu sormadan edemiyorum:
Kent hakkı, şehircilik ilkeleri ve kamu yararı konusundaki hassasiyet neden yalnızca belirli siyasi dönemlerde ortaya çıkıyor?
Neden bazı projeler yıllarca mücadele konusu yapılırken, bazı projeler hakkında mutlak bir sessizlik tercih ediliyor?
Bence asıl cevaplanması gereken soru budur.
Türkiye’nin siyasi tarihinde gerçekten siyasi nitelik taşıyan davalar nedeniyle yargılanmış ve bu süreçleri onuruyla taşımış pek çok insan vardır. Siz de uzun yıllar Gezi Davası nedeniyle bu isimlerden biri olarak görüldünüz.
Ancak son dönemde ortaya koyduğunuz siyasi tavır, birçok insanın sizi yeniden değerlendirmesine neden oluyor.
Çünkü kamuoyu nezdinde güvenilirlik, yalnızca iktidara karşı çıkmakla değil; kendi siyasi çevresindeki tartışmalı uygulamalara da aynı ilkelerle yaklaşabilmekle mümkündür.
İnsanların gerçek duruşu, destekledikleri kişilerin eylemleri karşısındaki tavırlarında ortaya çıkar.
Bu nedenle sizin paylaşımınızdan çok, yukarıdaki sorulara vereceğiniz cevapları merak ediyorum.
Yours sincerely.
Av.Emin Vahap Şimşek
