Tarih 1977… Yer, İstanbul’da bir otel odası. İsmi ‘Güneş’ ama Türk siyasetinin üzerine düşürdüğü gölge hâlâ geçmedi. 11 milletvekili, bir gecede saf değiştirip bakanlık koltuğuna oturduğunda, siyasi etik dediğimiz o zarif kavram ilk ağır darbesini almıştı. O gün “Güneş Motel” bir skandalın adıydı; bugün ise o skandal, siyasetin “kurumsal kimliği” haline geldi.
Bugün yaşanan belediye başkanlığı değişimlerine, parti atlamalarına bir isim bulamıyor musunuz? Ben söyleyeyim: “Ahlakın İflası, Çıkarların İhtisası!”
Dün bakanlık koltuğu için masaya oturanların yerini, bugün “akçeli işlerini” örtbas etmek, belediye bütçesindeki delikleri yamamak ve bel altı siyasi sıkıştırmalardan kurtulmak için “zırh” arayanlar aldı. Şimdiki “Güneş Motel”leri artık gizli de değil; büyük salonlarda, alkışlar eşliğinde, adına “hizmet aşkı” denilerek pazarlanıyor. Seçmenin iradesi, bir belediye binasının tabelasıyla birlikte hurdaya çıkarılıyor.
Ve bu tiyatronun en acı perdesi neresi biliyor musunuz?
Tüm bu kirli pazarlıkların, bu ilkesiz savrulmaların ve “gelen gideni aratır” dedirten yozlaşmanın faturası, ömrünü dürüstlük ve insan onuru mücadelesine adamış bir isme kesiliyor: Kemal Kılıçdaroğlu.
Siyasetin bu kurtlar sofrasında, elini masaya vurup “kul hakkı” diyen, “helalleşme” diyerek toplumun fay hatlarını birleştirmeye çalışan bir adamı, şimdi “hazır suçlu” ilan ettiler. CHP seçmeni dahil, herkes işine geldiği gibi bu karalama kampanyasına odun taşıyor. Olası bir seçim kaybının faturası şimdiden mühürlenmiş, adresi belli: Kemal Bey!
Neden mi? Çünkü dürüstlüğü karalamak, kendi kirliliğini aklamanın en kestirme yoludur. Kılıçdaroğlu’nu ve yol arkadaşlarını itibarsızlaştırmak, bugün yapılan o “pazarlıkçı” siyasete alan açıyor. Milliyetçi-muhafazakar seçmeni ikna etme zahmetine girmeyenler, halkın güvenini kazanmak yerine “arka kapı diplomasisiyle” koltuk koruyanlar, kendi beceriksizliklerini örtmek için o temiz duruşu lekeliyorlar.
Güneş Motel’in rövanşı mı bu? Hayır, bu bir rövanş değil; bu, o gün atılan zehirli tohumun bugün dev bir çınar gibi siyaseti sarmasıdır. Dün 11 vekil el değiştirmişti, bugün onur el değiştiriyor.
Siyasetin bu zifiri karanlığında, dürüstlüğü “başarısızlık” olarak yaftalayanlar bilsin ki; bir gün o “Güneş” yeniden doğduğunda, altında saklanacak bir otel odası bile bulamayacaklar.
Çünkü tarih, koltuk için eğilenleri değil, onuru için bedel ödeyenleri hatırlar!
