Cumhuriyet Halk Partisi’nin genel başkanı çıkıp da,
“Yedek parti var ama butlan için değil, parti kapatılırsa diye var”
diyorsa;
orada artık sıradan bir siyasi gaf değil,
doğrudan doğruya tarih bilincinin çöküşü vardır.
Çünkü CHP,
sıradan bir seçim organizasyonu değildir.
CHP; bu devletin kuruluş kodudur.
Lozan’dan devrim yasalarına,
laiklikten ulusal egemenlik fikrine kadar Cumhuriyet rejiminin siyasal omurgasıdır.
Dolayısıyla CHP’nin “kapatılması” ihtimali üzerinden konuşmak,
bir parti tabelasının kapanmasını değil,
Cumhuriyet’in tarihsel meşruiyetinin hedef alınmasını tartışmak anlamına gelir.
Bunu anlaması gereken ilk kişi de,
o partinin genel başkanıdır.
Ama bugün görüyoruz ki,
Özgür Özel CHP’yi tarihsel bir kurucu özne gibi değil,
hukuki risk taşıyan sıradan bir siyasi şirket gibi yönetiyor.
Sanki yüz yıllık Cumhuriyet mirasından değil de,
yarın vergi soruşturması yiyebilecek bir holding iştirakinden söz ediyor.
Asıl problem tam da burada başlıyor.
Çünkü büyük siyasi hareketler,
kriz anlarında “yedek tabela” konuşmaz.
Meşruiyet konuşur.
Direnç konuşur.
Tarihsel iddia konuşur.
Bir kurucu partinin lideri çıkıp:
“Olur da kapatılırsak alternatifimiz hazır”
diyemez.
Bu cümlede mücadele yoktur.
Bu cümlede siyasal özgüven yoktur.
Bu cümlede tarihsel ağırlığı taşıyabilecek zihinsel kapasite yoktur.
Tam tersine,
olağanüstü bir küçülme psikolojisi vardır.
Daha vahimi ise şu:
Bu söylem,
CHP’nin tarihsel ağırlığını büyütmüyor;
aksine sıradanlaştırıyor.
Çünkü Cumhuriyet’i kurmuş bir partinin lideri,
partisinin kapatılmasını teknik bir risk yönetimi maddesi gibi konuşuyorsa,
orada artık siyaset değil,
kurumsal panik vardır.
Ve toplum şunu sorgulamaya başlar:
Bu insanlar gerçekten CHP’nin neyi temsil ettiğini biliyor mu?
Çünkü CHP’nin kapatılması demek,
Türkiye’de yalnızca bir partinin kapanması değildir.
Cumhuriyet’in kurucu hafızasının hedef alınması demektir.
Ama görüyoruz ki,
Özgür Özel bu tarihsel derinliği kavrayacak yerde,
konuyu günlük politik ajitasyon seviyesine indiriyor.
İşte asıl trajedi budur.
“PARTİ KAPATILIYOR” RETORİĞİ: SİYASAL ACZİN KORKU PROPAGANDASI
Bugün CHP yönetiminin en dikkat çekici refleksi şudur:
Ne zaman kurultay tartışmaları konuşulsa,
ne zaman şaibe iddiaları gündeme gelse,
ne zaman belediye-siyaset-sermaye ilişkileri sorgulansa,
ne zaman delegasyon yapısı eleştirilse,
konu bir anda “CHP’yi kapatacaklar” duygusal eşiğine çekiliyor.
Bu bilinçli bir siyasal yöntemdir.
Çünkü korku,
siyasette yalnızca iktidarların kullandığı bir aparat değildir.
Muhalefet de kendi iç denetimini bastırmak için korku üretir.
Bugün yapılan tam olarak budur.
“Bizi eleştirmeyin çünkü parti saldırı altında.”
“Kurultayı sorgulamayın çünkü Cumhuriyet tehlikede.”
“Yönetimi tartışmayın çünkü düşman CHP’yi kapatacak.”
Bu söylem,
demokratik hesap vermekten kaçmanın en konforlu yoludur.
Çünkü insanlar korktuğu anda sorgulamayı bırakır.
Ve ne yazık ki CHP yönetimi,
partinin tarihsel ağırlığını büyütmek yerine,
onu bir psikolojik seferberlik aparatına dönüştürüyor.
Oysa ortada çok temel bir soru var:
Gerçekten bir “parti kapatma” süreci mi var,
yoksa mutlak butlan tartışmasının yaratacağı siyasi hasarı bastırmak için büyütülen bir mağduriyet atmosferi mi var?
Çünkü dikkat edin:
Siyasi söylem sürekli bilinçli biçimde dramatize ediliyor.
Sanki Türkiye’de yarın tanklar CHP Genel Merkezi’nin önüne dayanacakmış gibi bir atmosfer kuruluyor.
This one,
siyasal mücadele değil;
tabanı korku üzerinden konsolide etme operasyonudur.
Ve işin ironik tarafı şu:
CHP’nin tarihsel geleneği,
tam tersine korkuya karşı siyaset üretme iddiası taşırdı.
Bir zamanlar CHP,
devlet kuran bir siyasal aklı temsil ediyordu.
Bugün ise kriz yönetimini sosyal medya refleksiyle yapan bir kadro görüntüsü veriyor.
Kurucu parti refleksiyle davranmak yerine,
gündem mühendisliğiyle ayakta kalmaya çalışan kırılgan bir yönetim psikolojisi sergileniyor.
Çünkü özgüveni olan siyasi hareketler,
kendilerini sürekli “mağduriyet senaryosu” üzerinden tarif etmez.
Kendini sürekli “kapatılabilir” gören bir siyasal akıl,
aslında kendi zihninde çoktan küçülmüş demektir.
İşte Özgür Özel yönetimindeki temel problem budur:
CHP’yi büyüten tarihsel iddiayı değil,
günü kurtaran duygusal mobilizasyonu merkeze koymak.
Ve bunun sonucu olarak CHP,
Cumhuriyet’in kurucu partisinden çok,
kriz iletişimi yapan bir medya organizasyonuna benzemeye başlamıştır.
Asıl tehlike de budur.
KURUCU AĞIRLIĞI TAŞIYAMAYAN SİYASAL AKIL VE KAÇINILMAZ ÇÖKÜŞ
Siyasette bazı koltuklar vardır;
sadece seçim kazanarak oturamazsınız.
O koltukların tarihsel bir ağırlığı vardır.
Bir hafızası vardır.
Bir temsil kapasitesi vardır.
Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanlığı da tam olarak böyle bir makamdır.
Çünkü o koltuk,
sıradan bir parti yöneticiliği değildir.
O makam;
Cumhuriyet’in kurucu iradesini,
laik hukuk düzenini,
modernleşme fikrini,
ulusal egemenlik anlayışını,
yüz yıllık siyasal hafızayı temsil eder.
Dolayısıyla CHP Genel Başkanı olan kişi,
yalnızca bugünün siyasi krizlerini değil,
o tarihsel ağırlığı da taşımak zorundadır.
Ama bugün görüyoruz ki,
Özgür Özel’in siyasal refleksi,
bu ağırlığı taşımaya yetmiyor.
Çünkü kurucu parti liderliği;
panik diliyle yapılmaz.
Mağduriyet ajitasyonuyla yapılmaz.
“Yedek parti kurduk” gibi cümlelerle hiç yapılmaz.
Tam tersine;
soğukkanlılık,
tarih şuuru,
kurumsal vakar,
ve siyasal özgüven gerektirir.
Siz düşünün:
103 yıllık bir partinin genel başkanı,
partisinin kapatılması ihtimalini normalleştiriyor,
sonra da bunu stratejik hazırlık gibi sunuyor.
This one,
siyasal liderlik değil;
zihinsel geri çekiliştir.
Çünkü kurucu partiler kendilerini “yedeklemez.”
Kurucu partiler kendilerini savunur.
Toplumsal meşruiyetlerini büyütür.
Tarihsel ağırlıklarını hissettirir.
Bugün CHP yönetiminde gördüğümüz ise tam tersidir.
Tarihsel ağırlığı büyüten bir siyasal akıl değil,
günü kurtarmaya çalışan kırılgan bir yönetim psikolojisi vardır.
Ve ne yazık ki bu psikoloji,
partiyi büyütmüyor;
küçültüyor.
Because it is a political movement,
önce zihinsel olarak küçülür.
Sonra toplumsal olarak küçülür.
Bugün CHP tabanında büyüyen huzursuzluğun temel nedeni de budur.
İnsanlar yalnızca siyasi hata görmüyor;
aynı zamanda temsil krizini görüyor.
Çünkü CHP seçmeni,
karşısında tarihsel ağırlığının farkında olan bir liderlik görmek istiyor.
Ama karşılaştığı şey,
sürekli gündem yöneten,
kriz savuran,
duygusal mobilizasyon yapan,
her tartışmayı “rejim saldırısı” seviyesine taşıyan bir siyasal dil.
Ve bu dil,
uzun vadede CHP’ye güç kazandırmaz.
Tam tersine,
partinin tarihsel ciddiyetini aşındırır.
It is necessary to speak frankly:
Republican People's Party,
korku siyasetiyle yönetilemez.
CHP;
“kapatılıyoruz” psikolojisiyle değil,
Cumhuriyet’i kurmuş bir siyasal iradenin özgüveniyle yönetilmek zorundadır.
Eğer bir genel başkan,
liderlik ettiği partinin tarihsel anlamını kavrayamıyorsa;
o koltuğun ağırlığını taşıyamıyor demektir.
Ve eğer bir genel başkan,
CHP gibi kurucu bir partiyi,
“yedeklenebilir” sıradan bir organizasyon seviyesine indiriyorsa;
orada artık sadece siyasi hata değil,
temsil yetersizliği vardır.
Bu yüzden bugün tartışılması gereken yalnızca bir cümle değildir.
Tartışılması gereken şey,
Özgür Özel’in CHP’nin tarihsel ağırlığını gerçekten içselleştirip içselleştiremediğidir.
Ve görünen tablo şudur:
Cumhuriyet Halk Partisi’nin tarihsel ağırlığını taşıyamayan,
kurucu partinin anlamını kavrayamayan,
kriz anlarında siyasal özgüven yerine korku dili üreten bir genel başkan,
o makamı temsil edemez.
Özgür Özel istifa etmelidir.
