Anadolu’nun kadim toprakları, yüzyıllar boyunca farklı toplulukların bir arada yaşadığı, kaynaştığı ve ortak bir kültür oluşturduğu bir coğrafya olmuştur. Bugün kimlikler üzerinden yapılan tartışmalar ise çoğu zaman bu ortak geçmişi göz ardı etmektedir.
Malazgirt Savaşı ile birlikte Anadolu’nun kapıları Türklere açılmış ve bu topraklar yeni bir medeniyetin merkezi hâline gelmiştir. Bu süreç yalnızca bir fetih değil, aynı zamanda farklı toplulukların birleşerek ortak bir hayat kurmasının başlangıcı olurken, farklı Türk boylarının oluşmasının da başlangıcı olmuştur.
Anadolu’da tarih boyunca birçok Türk boyu yaşamıştır. Ancak önemli olan, bu unsurların zaman içinde nasıl bir arada yaşadığı ve nasıl ortak bir kültür oluşturduğudur.
Anadolu’nun farklı bölgelerinde görülen geleneksel yaşam biçimleri, aslında toplumlar arasındaki derin bağları ortaya koymaktadır. Göçebe ve yarı göçebe yaşam tarzı, kıl çadırlar, hayvancılık, yayık ayranı gibi unsurlar; Yörük kültürü ile Doğu ve Güneydoğu’daki aşiret kültürü arasında büyük benzerlikler olduğunu göstermektedir.
Siirt’in Eruh, Kurtalan, Pervari ve Şirvan ilçelerinde bu yaşam tarzının izlerini bugün bile görmek mümkündür. Bu durum, kültürel ortaklığın yalnızca geçmişte kalmadığını, hâlâ canlı olduğunu ortaya koymaktadır.
Nevruz, Anadolu’da geniş bir coğrafyada kutlanan önemli bir gelenektir. Baharın gelişini simgeleyen bu bayram; birlik, dayanışma ve yenilenme duygularını temsil eder. Farklı toplulukların aynı ritüellerle bu günü kutlaması, ortak kültürel hafızanın güçlü bir göstergesidir.
Tarih boyunca bu coğrafya üzerinde çeşitli hesaplar yapılmış, toplumlar arasındaki bağları zayıflatmaya yönelik söylemler ortaya atılmıştır. Ancak bu tür yaklaşımlar, sahadaki gerçeklikle her zaman örtüşmemektedir.
Çünkü Anadolu’nun gerçeği; ayrılık değil, birlikte yaşama kültürüdür. İnsanlar yüzyıllar boyunca aynı sofrayı paylaşmış, aynı zorluklara karşı birlikte mücadele etmiştir.
Bu topraklarda yaşayan insanların ortak noktası, paylaşılan tarih ve kültürdür. Kimlikler üzerinden ayrım yapmak yerine, bu ortaklığı anlamak ve korumak daha büyük bir önem taşımaktadır.
Anadolu’nun gücü, farklılıkların çatışmasında değil; birlik içinde var olabilme iradesindedir. Ve bu irade, geçmişten bugüne bu toprakların en sağlam temelidir.
Kürtlerin kökeni ve Türklerle olan tarihsel ilişkisi konusunda farklı görüşler bulunmaktadır. Gerçek yaklaşımı ortaya koyarak hareket edecek olursak Kürtler ile Türkler arasında tarihsel süreç içerisinde kültürel etkileşimler ve ortak yaşam tecrübeleri bulunduğunu, bu nedenle güçlü bir toplumsal yakınlık olduğu ortadadır. Bu yakınlık nasıl ki zamanında Türk boyları hep birebiriyle savaşmış ve üstünlük sağlayan İmparatorluk kurmuştur.
Ezelden beridir birçok Türk boyu oluştuğu gibi Kürlerde bu boylardan bir tanesidir.
Zaten tarihsel kökene baktığımıza Türklerinde Kürlerinde kökü Ural-Altay’lar uzandığını görürüz.
Kürtler ve Türkler arasındaki ilişki “tek millet” şeklinde kesin çizgiyle ortaya koymak gerçeği ortaya koymaktadır.
Yıllardır ülkemiz üzerinde emelleri olan İsrailiyat zihniyetli fitneciler; Türkler ve Kürler tek millettir. Zamanla Türkiye üzerinde büyük emelleri olanlar nasıl Alevi-Sünni, Sağ-Sol oyunlarını hâkim kılarak ülkemizi bölmeye çalıştıysa işte bu büyük oyunlardan biri de özde kardeş olan Türk Kürt ayrımcılığı yapmalarıdır.
Sağcı solcu diyerek ülkeyi birbirine düşürdü. Aynı karından doğan iki kardeş birbirini vurdu. Lakin sonra bakıldı ki büyük bir oyunun içinde olduğumuzu fark ettik. Ama iş işten geçmişti.
Diğer taraftan Müslüman olan; aynı Allah’a, aynı kitaba, aynı dine inan kardeşler Alevi Sünni diye ayrıldı ve büyük bir oyunun içine düşürüldü.
Bu iki yaklaşımında fitne tohumları olduğu ortaya bariz döküldü.
İşte İsrailiyat kafalı ajanslar aynı oyunu Kürtle Türk üzerinde oynamaya çalışıyor. Yani iki kardeşi birbirine düşürmeye çalışıyor. Net olarak söylüyorum. Kürtle Türk özbe öz kardeştir. Birdir beraberdir.
Nasıl ki Azerbaycan Türkleri, Tatlar, Alevi Türkleri, Kıpçaklar, Tahtacı Türkmenler, Yörükler, Kınıklar, Peçenekler, Sarıkeçili, Karakeçililer, Tekeli, Tekem Türkleri, Karesioğulları, Germiyanoğulları… Gibi Kürtler de Türklerin bir koludur. Kürtler de Yörükler gibi aynı kültürün parçasıdır. Yörüklerle Kürtler kardeştir. Ayrıştırmaya çalışan, aralarına fitne tohumu ekmeye çalışan zihniyet İsrailiyat fitne merkezidir.
Kürtleri farklı bir milletmiş gibi göstererek ideolojik anlamlar yükleyerek bölgeye nifak sokmaya çalışan İsraliyat ajansları çok iyi bilsinler ki Kürtler bir Türk boyudur; Türkler ve Kürtler Ural-Altay kökenli olup Oğuz boylarıyla ilişkilendirilir. Bu çerçevede Türkler ve Kürtler tek millet olarak değerlendirilir.
Malazgirt Savaşında Anadolu’ya beraber girmişlerdir. Burada net olarak ele alacağımız konuların biride Malazgirt’ten önce Anadolu’da Bizans İmparatorluğu yaşamaktaydı. Bu nedenle Anadolu’da daha önce yaşadığını iddia eden topluluklar, Türk veya Kürt değil, tarihsel olarak Bizans (Hristiyan) halklarıyla ilişkilidir.
Nasıl ki Türklerde Sarıkeçili, Karakeçili, Tekeliler vb. boylar varsa, Kürtlerde de benzer aşiret yapıları bulunmaktadır.
Anadolu ve çevresinde yüzyıllardır yaşayan Kürtler ve Türkler, güçlü bir etkileşim kurmuş Türk topluluğudur. Tarih boyunca aynı şehirlerde, aynı yaylalarda ve aynı devlet yapıları içinde yaşamış olmaları, aralarında doğal bir kültürel yakınlık olduğunun da işaretidir.
Göçebe ve yarı göçebe yaşam biçimi, aşiret düzeni, hayvancılığa dayalı ekonomi ve benzer sosyal gelenekler bu ortak yaşamın en belirgin izleridir. Kıl çadır kültürü, misafirperverlik anlayışı ve halk müziğindeki benzer ezgiler bu etkileşimin günlük hayattaki yansımalarıdır.
Güneydoğu veya Doğu Anadolu Bölgelerimizin hangi iline, ilçesine yolunuz düşerse mutlaka kıl çadırlar olduğunu görürsünüz. Bölgede kıl çadırlar vardır. Yayık ayranlar vardır. Akdeniz ve Ege Yörük kültürünün aynısı orada da mevcuttur. Türk kültürü orada da hâkimdir.
Diğer taraftan Nevruz Türklük bayramıdır. Ağırlık Alevi Türkmenleri, Yörükler, Tahtacılar ve Kütler kutluyor. Buda aynı milletin bir parçası olduğu vurgusunu günlendiriyor. Ayrıca aynı gün ve aynı şekilde kutladıkları gözlerden kaçmamalıdır.
Kürtler ve Türkler Arasındaki Ortak Tarihsel ve Kültürel Özellikler
• Aynı coğrafyada (Anadolu, Mezopotamya, İran platosu) yüzyıllardır birlikte yaşamışlardır.
• Göçebe / yarı göçebe yaşam tarzı uzun süre her iki toplulukta da görülmüştür.
• Aşiret (klan) ve akrabalık temelli sosyal yapı yaygındır.
• Hayvancılık ve tarım temelli ekonomi tarih boyunca ortaktır.
• İslam kültürü içinde birlikte yaşamış ve ortak dini gelenekler geliştirmişlerdir.
• Selçuklu ve Osmanlı İmparatorluğu gibi devlet yapıları içinde birlikte bulunmuşlardır.
• Askerî ve idari sistemlerde birlikte görev alma (sipahi, yerel yöneticilik vb.) görülmüştür.
• Komşuluk ve etkileşim nedeniyle kültürel alışveriş (yemek, müzik, giyim) olmuştur.
• Benzer halk gelenekleri (düğün, misafirperverlik, töreler) gelişmiştir.
• Nevruz her iki toplulukta da farklı yorumlarla ama ortak kültürel unsur olarak kutlanmıştır.
Kısaca olaya kuşbakışı baktığımızda gördüğümüz, Kürtler Türklerin kolundan olup öz ve öz Türk ve kardeş iki millet olduğu ortadadır.
