HALKWEBAuthorsKorkunun Adı Diplomasi Değildir: “Ortadoğu'nun Çifte Standardı Ve Amerika Gerçeği”

Korkunun Adı Diplomasi Değildir: “Ortadoğu’nun Çifte Standardı Ve Amerika Gerçeği”

Bugün mesele İran değildir. Mesele, bağımsızlık ile bağımlılık arasındaki tercihtir.

0:00 0:00
Ortadoğu’da yine aynı senaryo sahnede. Bazı Arap ülkeleri hızlıca mikrofonların karşısına geçip İran’ı kınadı. Açıklamalar hazır, refleksler ezber. Ancak aynı ülkeler, bölgedeki gerilimin asıl kaynağı olan ABD’nin askeri varlığına ve İsrail’in saldırgan politikalarına karşı tek kelime edemiyor.
Bu artık diplomasi değil, açık bir bağımlılık düzenidir.
Gerçeği açık konuşalım:
Ortadoğu’da süregelen krizlerin, savaşların ve istikrarsızlığın en büyük aktörlerinden biri Amerika Birleşik Devletleri’dir. Irak’ta bir ülkeyi çökerten, Afganistan’da yirmi yıl süren bir yıkım bırakan, bugün de bölgeyi askeri üslerle çevreleyerek gerilimi sürekli canlı tutan bir güçten bahsediyoruz.
Ama asıl mesele daha derin…

Sömürgecilik Bitti mi, Şekil mi Değiştirdi?

Dünyada sömürgecilik bitti deniliyor. Bayraklar değişti, haritalar yeniden çizildi, ülkeler “bağımsız” ilan edildi. Peki gerçek bu mu?
Bugün büyük güçlerin küçük ve orta ölçekli ülkelerde askeri üsleri varsa, o ülkelerin ne kadar bağımsız olduğu sorgulanmalıdır.
Açık soralım:
  • Hangi ülkenin Amerika’da askeri üssü var?
  • Hangi ülkenin Rusya’da askeri varlığı var?
  • Hangi ülkenin Çin topraklarında üs kurmasına izin veriliyor?
Cevap çok net: Hiçbirinin.
Ama aynı Amerika, dünyanın dört bir yanında, özellikle Ortadoğu’da onlarca askeri üs bulunduruyor. Bu üsler sadece “güvenlik” için değil; aynı zamanda siyasi baskı, kontrol ve yönlendirme araçlarıdır.
Bu durumda şu gerçeği görmezden gelemeyiz:
Topraklarında yabancı askeri güç bulunduran ülkelerin tam bağımsızlığından söz etmek mümkün değildir.
Bu, klasik sömürgeciliğin modern versiyonudur.

İran Meselesi mi, Bağımsızlık Meselesi mi?

İran’ın hedef aldığı yerler ABD üsleri. Yani doğrudan kendisine yönelik saldırıların kaynakları. Buna rağmen İran’ı “saldırgan” ilan edip, o üslerin varlığını sorgulamamak ciddi bir çelişkidir.
Kur’an-ı Kerim bu noktada net bir ölçü koyar:
“Eğer onlar size saldırırlarsa, siz de onlara misliyle karşılık verin.” (Bakara 194)
Ve bir başka uyarı:
“Zulmedenlere meyletmeyin; sonra size ateş dokunur.” (Hud 113)
Bugün bazı yönetimler tam olarak bunu yapıyor. Güçlü olanın yanında durarak, adaleti geri plana itiyor.
Amerika’nın Ortadoğu Kayıtları
•Irak işgali: Bir ülkenin çöküşü
•Afganistan: 20 yıl süren yıkım
•Filistin: Koşulsuz İsrail desteği
Bu tablo ortadayken hâlâ tek taraflı kınamalar yapmak, gerçeği gizlemekten başka bir şey değildir.

Gerçek Bağımsızlık Cesaret İster

Bugün mesele İran değildir.
Mesele, bağımsızlık ile bağımlılık arasındaki tercihtir.
ABD’ye tek kelime edemeyen, İsrail’in saldırılarını görmezden gelen ama İran’ı kınayan her ülke aslında şunu ilan etmektedir:
Biz gücün yanındayız, adaletin değil.
Unutulmamalıdır ki:
Gerçek bağımsızlık, sadece bayrak taşımakla değil, gerektiğinde güçlüye karşı söz söyleyebilmekle olur.
“Özgür ol Bayram olsun”
OTHER ARTICLES BY THE AUTHOR