HALKWEBAuthorsSokrates Hala Yargılanıyor

Sokrates Hala Yargılanıyor

Demokrasi sandıkta başlamaz. Hoşuna gitmeyen bir fikri duyduğunda verdiğin tepkiyle başlar.

0:00 0:00

Baldıran bir bedeni ortadan kaldırdı.
Ama rahatsız eden hakikat hala aramızda.

MÖ 399. Atina’da bir mahkeme kuruluyor.
Sanık Sokrates.
Suçlama tanıdık; Gençleri bozmak, düzeni sarsmak.
501 kişi oy veriyor. Karar çok az farkla çıkıyor. Ölüm.

Ama o gün yargılanan sadece bir adam değildi.
Bir toplum, kendisini rahatsız eden bir zihni ortadan kaldırıyordu.

Sokrates bilgi vermiyordu.
İnsanların bildiğini sandığı şeyleri kurcalıyordu.
“Adalet nedir?” diye soruyor, verilen cevabı adım adım açıyordu.
Konuşma ilerledikçe insanlar bilmedikleriyle yüzleşiyordu.

İnsan bunu kolay kabul etmez.
“Bilmiyorum” demek ağırdır.

O yüzden çoğu zaman düşünmeyiz.
Huzursuzluğu bastırırız.
Konuyu değiştiririz.
Görmezden geliriz.
Ya da o huzursuzluğu hatırlatan kişiyi değersizleştiririz.

Tarih bunu defalarca gösterdi.

Önce soru soran rahatsız eder.
Sonra etiketlenir.
“Tehlikeli.”
“Bozucu.”
“Etkiliyor.”

Ardından karar verilir.
Ve herkes rahatlar.

Bugün gerçekten çok farklı mı?

Bir cümle kuruluyor.
Ne dediğine bakmadan kimin söylediğine bakıyoruz.
Dakikalar içinde hüküm veriyoruz.
Fikir tartışılmıyor, kişi tartışılıyor.

Bu, modern zamanın en hızlı yargısız infazı.

Kimse kimseyi öldürmüyor belki.
Ama insanlar artık konuşmadan önce kendini tartıyor.
“Bunu söylersem ne olur?” diye düşünüyor
ve çoğu zaman susuyor.

Şimdi dürüst olalım.

Biz gerçekten doğruluğu mu tartışıyoruz?
Yoksa rahatsız olduğumuz her şeyi
“düzeni bozacak” diye kenara mı itiyoruz?

Çünkü bu daha kolay.

Söyleyeni küçültürsün,
söz de küçülür.
Ve sen rahat edersin.

Demokrasi sandıkta başlamaz.
Hoşuna gitmeyen bir fikri duyduğunda verdiğin tepkiyle başlar.

Özgürlüğün de ölçüsü, ne söyleyebildiğin değil, söylediğinde
neyle karşılaştığındır.

Bir toplumun medeniyet seviyesi
kaç kişinin konuştuğuyla değil,
kaç kişinin sustuğuyla anlaşılır.

Şimdi kendine sor.
Hiç sırf tepki almamak için sustun mu?
Doğru bildiğin bir şeyi yuttuğun oldu mu?

Eğer olduysa,
Sokrates o kadar uzak değil.

Sokrates’te de, Uğur Mumcu’da da değişen bir şey yoktu.
Fikirlerine tahammül edemediler, bedenlerini ortadan kaldırdılar.

Peki ne oldu?

Ne Sokrates’in soruları sustu,
ne Uğur Mumcu’nun ortaya koydukları kayboldu.

Aksine, her susturulan ses
daha fazla insanın zihninde yankılandı.

“Dün sabaha değin araştırarak yazdığım hiçbir konuyu yalanlayamadınız.
Öyleyse vurun, parçalayın.
Her parçamdan benim gibiler, beni aşacaklar doğacaktır.”

Öyle de oldu.
Onların bedenlerini ortadan kaldırdılar.
Ama fikirlerini öldüremediler.

Bu vesileyle düşüncelerinden ötürü susturulanları saygıyla anıyorum.
Uğur Mumcu’yu, Çetin Emeç’i, Ahmet Taner Kışlalı’yı, Hrant Dink’i, Musa Anter’i ve yüzlerce gazeteciyi, yazarı, filozofu, düşünürü…

Fikirlere tahammül etmeyi öğrenin.
Susturduğunuz her fikir, sizin acziyetinizdir.
Karşıtına katlanamayan zihin güçlü değil, korkaktır.
Herkesin sustuğu yerde düşünce değil, teslimiyet vardır.

Peki şimdi… sıradaki kim?

OTHER ARTICLES BY THE AUTHOR