HALKWEBAuthorsKapanan Bir Kapının Ortaya Çıkardığı Siyasi Gerçek

Kapanan Bir Kapının Ortaya Çıkardığı Siyasi Gerçek

Bu tablo güçlü bir siyasi organizasyonun değil, kendi içinde güvensizlik yaşayan ve neyi nasıl yöneteceğini bilemeyen bir yapının görüntüsüdür.

0:00 0:00

Üç gün önce TBMM koridorunda oluşan birkaç saniyelik tek bir görüntü üzerinden, saatlerce konuşulan siyasi bir konu ortaya çıktı.

İşte siyasette bazen tek bir görüntü, saatlerce yapılan açıklamalardan çok daha derin siyasi gerçekleri anlamamıza neden olabiliyor.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel ile Bülent Arınç arasında yapılan gizli ve özel görüşmeye Gökhan Günaydın’ın alınmaması, tam da bu durumu gösteren bir olay oldu. Siyasi kamuoyunda yalnızca bu toplantıda nelerin konuşulduğu değil, Günaydın’ın neden dışarıda bırakıldığı ve bunun arkasında yatan siyasi gerçekler de yoğun biçimde tartışılmaya başlandı.

Bende bu makalede, Gökhan Günaydın’ın söz konusu toplantıya neden dahil edilmediği ve bu durumun CHP içindeki siyasi dengeler açısından ne anlama geldiğini değerlendirmeyi hedefledim.

CHP Grup Başkanı ve İstanbul Milletvekili Gökhan Günaydın, Özgür Özel ile Bülent Arınç arasında gerçekleşen görüşme sırasında odadan çıkarıldığı ya da daha kibar bir ifadeyle “Gökhan sen dışarıda bekle, biz özel görüşeceğiz” denilerek kapıda bekletildiği yönündeki iddialara ilişkin bir televizyon programında açıklama yaptı.

Günaydın açıklamasında şöyle dedi:

“Beni hiçbir toplantıdan hiç kimse çıkartmadı ve çıkaramaz. Girmem gereken toplantıya girerim. Sayın genel başkanı karşıladık, Bülent Bey’in odasına kadar götürdük. Onlar içeride görüşme yaparken biz de arkadaşlarımızla sohbet ettik. ‘Alınmamış’, ‘çıkartılmış’ gibi iddialar doğru değil.”

Ancak açık konuşmak gerekirse bu açıklamanın gerçeği yansıtmadığı CHP kulislerinde ciddi şekilde konuşuluyor.

Hatta bırakın odadan çıkarılmayı, iddialara göre Günaydın odaya dahi alınmamış ; toplantıya girme fırsatı bile verilmemiş. Kamera görüntülerinden de bu zaten anlaşılıyor

Burada asıl dikkat çekici olan nokta şudur:

Gökhan Günaydın sıradan bir parti yöneticisi değil. Kendisi CHP’nin TBMM Grup Başkan Vekili . Bu görev, parti içi hiyerarşide ve Meclis çalışmaları bakımından son derece kritik bir pozisyondur. TBMM İçtüzüğü açısından bakıldığında bile grup başkanlığı ciddi idari ve siyasi ağırlığı olan bir makamdır.

Ancak böylesine önemli bir konumda bulunan bir isim, CHP Genel Başkanı ile bir AKP’nin kurucu figürlerinden olan Bülent Arınç arasındaki görüşmeye dahi kabul edilmiyorsa, burada doğal olarak şu soru ortaya çıkar:

Bu toplantı TBMM çatısı altında AK Partiye ait bir salonda gerçekleşti . Haliyle bu toplantı hiç bir şekilde iki hemşeri siyasetçinin arasında yapılan özel bir toplantı olarak kabul edilemez. Bu toplantı partilerin kurumsal temsiliyeti kapsamında yapılan bir toplantı olmasına rağmen Gökhan Günaydın neden toplantıya alınmadı ?

Bu durum ,“Gökhan Günaydın’a güvenilmiyor mu?” sorusunu gündeme getiriyor.

Özellikle de parti içinde konuşulan iddialara bakılırsa, iki hemşeri arasında yapılan bu görüşmede konuşulanların Ekrem İmamoğlu’na aktarılmasının istenmediği yönünde yorumlar yapılıyor.

Kamuoyunun gözü önünde, CHP açısından son derece hassas bir dönemde gerçekleşen böyle bir görüşmede, insan ister istemez şu soruyu soruyor:

Bu toplantıda ne konuşuldu?

Görünen o ki Bülent Arınç bir tür köprü rolü üstlenmiş durumda. Bunun aksini iddia etmek pek gerçekçi görünmüyor. Bir temas var, bir arayış var ve belli ki kapalı kapılar ardında yürütülen bir siyasi trafik söz konusu.

Fakat bu toplantı siyasetin doğası gereği şu soruları da beraberinde getiriyor:

Bu görüşmeler sırasında bir pazarlık mı yürütülüyor?

Bu toplantıda AK Partiden sadece Bülent Arınç’ mı vardı ? Başka bir AK partili var mıydı ?

Birileri siyasi olarak harcanıyor mu?

Yoksa birileri korunup birileri gözden mi çıkarılıyor?

Gökhan Günaydın’ın bu görüşmedeki pozisyonuna bakıldığında, parti kamuoyunda oluşan algı şu:

Sanki masada olan bitenden özellikle uzak tutulmuş bir isim görüntüsü ortaya çıkmış durumda.

Televizyon programında Günaydın her ne kadar “kuyruğu dik tutmaya” çalışsa da kullandığı şu sözler dikkat çekici:

“Beni hiçbir toplantıdan hiç kimse çıkaramaz. Girmem gereken toplantıya girerim.”

O halde sorulması gereken sorular da son derece basit:

Bu toplantıya girmeniz gerekmiyor muydu?

Eğer girmeniz gerekmediyse ,sebepleri nelerdir ?

Toplantının özel yapılacağı size önceden söylendi mi?

Söylendiyse nedenini sordunuz mu?

Toplantıda ne konuşulduğunu sonrasında öğrenebildiniz mi?

Bu soruların hiçbirine tatmin edici bir cevap verilemediği sürece ortaya çıkan tablo şu oluyor:

CHP Grup Başkanı olan bir siyasetçi, kendi partisinin kritik bir görüşmesinin dışında bırakılmıştır.

Kulislerde konuşulanlara göre Günaydın’ın bu duruma ciddi şekilde bozulduğu ve yakın çevresine de serzenişte bulunduğu iddia ediliyor.

Sonuçta gerçek şu:

Siyasette “ben istediğim toplantıya girerim, kimse beni dışarıda bırakamaz” demekle işler yürümüyor.

Bugün CHP içinde herkesin bildiği bir gerçek var:

O da Ekrem İmamoğlu’nun siyasi ağırlığıdır.

Silivri’de bulunan İmamoğlu yarın bir talimat verse, parti içinde pek çok kişinin bunu sorgusuz yerine getireceğini herkes biliyor. Bu nedenle kamuoyuna verilen görüntü ile parti içindeki gerçek güç dengeleri arasında ciddi bir fark olduğu açıkça görülüyor.

İşin en acı tarafı ise şu:

CHP bugün öyle bir noktaya gelmiş durumda ki, basit bir siyasi görüşmeyi bile şeffaf ve kurumsal bir çerçevede yapmayı beceremiyor. Bir AKP’li siyasetçiyle yapılacak sıradan bir temas bile parti içinde gizlenen, bazı yöneticilerin kapı dışında bırakıldığı kapalı bir görüşmeye dönüşüyor.

Bu tablo güçlü bir siyasi organizasyonun değil, kendi içinde güvensizlik yaşayan ve neyi nasıl yöneteceğini bilemeyen bir yapının görüntüsüdür.

Şeffaf olması gereken bir siyasi temasın dahi bu kadar tartışma yaratması, CHP yönetiminin kurumsal siyaset üretme kapasitesinin ne kadar zayıfladığını da gösteriyor.

Sonuçta ortada inkâr edilse de değişmeyen bir gerçek var: CHP bugün basit bir siyasi görüşmeyi bile kurumsal ve şeffaf bir şekilde yönetemeyen bir görüntü veriyor. Bir partinin grup başkanının dahi dışarıda bırakıldığı bir görüşme, ister istemez parti içindeki güç dengelerini ve güven sorununu gözler önüne seriyor. Bu tablo yalnızca bir toplantı tartışması değildir; aynı zamanda CHP’nin bugün nasıl yönetildiğinin de açık bir göstergesidir.

Ve insan ister istemez şu soruyu soruyor:

Cumhuriyet Halk Partisi örgütü bunları hak ediyor mu?

OTHER ARTICLES BY THE AUTHOR