Zeka, yeni bir durumla karşılaştığında doğru değerlendirme yapabilme ve gerektiğinde yön değiştirebilme becerisidir. Bilgiyi yerinde kullanabilmektir. Hata yaptığını fark edip düzeltebilmektir.
Bu birey için geçerlidir.
Toplumsal zeka ise bir grubun birlikte doğru karar üretebilme kapasitesidir. Mesele tek tek insanların ne kadar zeki olduğu değil, o zekaların birlikte nasıl çalıştığıdır.
Psikoloji şunu gösterir. İnsan kendini güvende hissettiğinde daha iyi düşünür. Tehdit algısı arttığında muhakeme daralır, kişi savunmaya geçer. Sosyoloji de benzer bir noktaya işaret eder. Dışlanma korkusu varsa insanlar çoğunluğa uyma eğilimi gösterir. Böyle bir ortamda zeki insanlar bile susmayı tercih edebilir.
Toplumsal zeka, insanların rahatça konuşabildiği, itiraz edebildiği ve hatayı dile getirebildiği ortamlarda gelişir. Konuşmanın bedel gerektirdiği yerlerde ise kararlar dar bir çevrede şekillenir ve ortak akıl zayıflar.
Demokrasi bu zemini sağlayan yapıdır. Demokrasi yalnızca sandıktan ibaret değildir. Bilginin serbest dolaşması, eleştirinin meşru kabul edilmesi, farklı görüşlerin temsil edilmesi ve kararların denetlenebilmesidir. Bu unsurlar çalıştığında ortak düşünme kapasitesi artar.
Bilgi akışı sınırlı olduğunda sağlıklı değerlendirme yapmak zorlaşır. İtiraz mekanizması zayıfsa hatalar geç fark edilir. Kararlar geri alınamıyorsa sistem öğrenemez. Oysa zeka, hatayı fark edip yön değiştirebilme yeteneğidir. Bu yetenek toplumsal düzeyde ancak açık ve denetlenebilir süreçlerle mümkün olur.
Gelişmişlik ve medeniyet de bu noktada anlam kazanır. Gelişmiş toplumlar yalnızca ekonomik olarak güçlü oldukları için ilerlemez. Karar süreçleri daha sağlıklı olduğu için ilerler. Hatalar erken fark edilir, kaynak israfı azalır, politikalar gerektiğinde düzeltilir. Bu süreklilik istikrar üretir.
Medeniyet, farklı fikri tehdit olarak görmemekle ilgilidir. Güç karşısında susmamakla ilgilidir. Çoğunluk yanıldığında düzeltme cesareti gösterebilmekle ilgilidir. Bu kültür yerleştiğinde toplumsal zeka güçlenir.
Siyasette eleştiri düşmanlık gibi algılanmaya başladığında, kurumlarda hata gizlendiğinde toplumsal zeka zayıflar. İnsanlar konuşmamayı seçer. Sessizlik arttıkça karar kalitesi düşer.
Kurumların dayanıklılığı, hatayı rapor edebilme ve farklı görüşü karar sürecine dahil edebilme kapasitesine bağlıdır. Aksi halde yapı ayakta görünür ancak iç direnci azalır.
Toplumsal zeka bir toplumun görünmeyen karar kapasitesidir. Demokrasi bu kapasitenin çalışmasını sağlar. Gelişmişlik ve medeniyet ise bu kapasitenin süreklilik kazanmış halidir.
Sonuçta belirleyici olan şudur. Yanlış bir karar alındığında bunu konuşabiliyor muyuz ve düzeltebiliyor muyuz.
Bu soruya verilen yanıt, toplumsal zekanın düzeyini gösterir.
