HALKWEBAuthorsBaşı Öne Eğmeyen Tek Şey: Dürüstlük

Başı Öne Eğmeyen Tek Şey: Dürüstlük

Modern çağ, dürüstlüğü safdillikle karıştırmayı sever. Oysa dürüst olmak saf olmak değil, bedel ödemeyi göze almaktır.

0:00 0:00

Bir insanı fiziken beğenmek kolaydır.
“Güzel” dersiniz ve geçersiniz. Bu, estetik bir refleks, anlık bir izlenimdir. Zamanla değişir, hatta silinir. Yüz yaşlanır, beden yorulur, bakış soluklaşır. Ama bir insana “güzel insan” demek, zamana dirençli bir niteliktir. Çünkü o, görünüşe değil, özüme dair bir yargıdır.
Güzel insan olmak bütünlük ister.

Parçalı değildir. Duruşu ayrı, sözü ayrı, kalbi ayrı işlemez. Yüreğiyle düşündüğü, düşündüğüyle davrandığı nadir bir ahlaki uyumu temsil eder. Aristoteles’in “erdem” dediği şey tam olarak budur: alışkanlık hâline gelmiş doğru davranış.

Güzel insan yüreğiyle güzeldir.
Merhameti gösteriş için taşımaz. Acıyı istismar etmez, iyiliği pazarlamaz. İncitmemek onun için bir strateji değil, bir yaşam biçimidir. Gücü varken zalimleşmeyen, haklıyken bile ölçüyü kaçırmayan insandır.

Duruşuyla güzeldir.
Kalabalıkların yönüne göre şekil almaz. Popüler olanın peşinden sürüklenmez. Bugün alkışlananı, yarın linç edilenle birlikte terk etmez. Çünkü onun pusulası dışarıda değil, içeridedir. Bu yüzden yalnız kalmayı göze alabilir.

Namusuyla güzeldir.
Namus; sadece bedensel bir sınır değildir, ahlaki bir hafızadır. Emanete ihanet etmemektir. Sözünü, sevgisini, dostluğunu ucuzlatmamaktır. Arkasından konuşmamaktır. Güvenilir olmaktır. Bir insanın en sessiz ama en ağır yüküdür namus.

Şerefiyle güzeldir.
Şeref, kimse bakmıyorken de doğru kalabilmektir. Menfaat kapıyı çaldığında kapıyı açmamayı bilmektir. Kaybetmeyi göze alıp kendini kazanmaktır. Günümüzde en pahalı erdemlerden biridir; çünkü satılabilir olanlar çoğaldıkça, satılamayanlar azalır.

Karakteriyle güzeldir.
Karakter, kriz anında ortaya çıkar. Korku varken, baskı varken, çıkar varken… İnsan orada kim olduğunu ele verir. Maskeler düşer, rol biter. İşte o anda eğilmeyenler, gerçek anlamda ayakta kalanlardır.

Başı öne eğmeyen tek şey dürüstlüktür.
Para eğilir. Ünvan eğilir. Makam eğilir. Güç eğilir.
Kalabalıklar eğilir.
Ama dürüstlük eğilmez. Eğilirse artık adı değişir; kurnazlık olur, ikiyüzlülük olur, pragmatizm olur ama dürüstlük olmaz.

Modern çağ, dürüstlüğü safdillikle karıştırmayı sever.
Oysa dürüst olmak saf olmak değil, bedel ödemeyi göze almaktır. Ve bu çağda bedel ödemeye niyeti olmayan çoktur. Herkes doğruyu ister ama kimse doğru kalmanın yükünü taşımak istemez.

Bu yüzden “güzel insan” sayısı azalıyor.
Çünkü güzel insan olmak cesaret ister.
Yalnız kalmayı, dışlanmayı, kaybetmeyi göze almayı ister.
Ama insanlığın ilerlemesi de hep bu azınlık sayesinde olmuştur.
Bir gün herkes aynaya bakar.
Yüzüne değil; yaptıklarına.
Sözlerine değil; susuşlarına.
Kazandıklarına değil; vazgeçtiklerine.
İşte o gün,
güzel görünmek değil,
güzel insan olmak ağır basar.
Ve geriye sadece şu kalır:
Başı öne eğmeyen tek şeyin,
hâlâ dürüstlük olup olmadığı…

OTHER ARTICLES BY THE AUTHOR