HALKWEBAuthorsNegatif Siyasetin Cazibesi

Negatif Siyasetin Cazibesi

Siyaset, yalnızca iktidar mücadelesi değildir. Aynı zamanda bir ahlak, sorumluluk ve gelecek meselesidir.

0:00 0:00

Günümüz dünyası tuhaf bir çelişkiyle ilerliyor. Bilgiye erişimin bu denli kolay, iletişimin bu kadar hızlı olduğu bir çağda; derin düşünce geri çekiliyor, ideolojiler ya unutturuluyor ya da bilinçli biçimde itibarsızlaştırılıyor. Okumak yorucu, dinlemek sabır istiyor, anlamak ise neredeyse gereksiz bir çaba gibi sunuluyor. Bunun yerine kısa cümleler, sert sloganlar, basit karşıtlıklar ve kolay düşmanlar tercih ediliyor. Bu zeminde yükselen siyaset biçimi olan negatif siyaset daha belirginleşiyor.

Negatif siyaset, bir gelecek tasavvurundan çok bir karşıtlık dili üzerine kurulu. Ne yapılacağına değil, neye karşı olunduğuna odaklanıyor. İnşa etmekten çok yıkmayı, ikna etmekten çok itibarsızlaştırmayı, anlamaktan çok dışlamayı besliyor. En önemli özelliği ise; karmaşık sorunlara basit cevaplar vermesi. Yanıtlar çoğu zaman yanlış olsa da basitlik hem siyasetçiler hem de sabırsızlaşmış toplumlar için kısa vadede işe yarar görünüyor.

Bugün sıkça “ideolojiler öldü” deniyor. Oysa ideolojiler kendiliğinden ölmez; ya dönüştürülür ya da bilinçli biçimde değersizleştirilir. Çünkü ideoloji, düşünmeyi gerektirir. Kavramlarla, ilkelerle, tutarlılıkla uğraşmayı zorunlu kılar. Negatif siyaset ise bunların tam tersini ister. Düşünce değil refleks üretir. İlke değil, anlık pozisyon alır. Tutarlılık değil, fayda gözetir.

Bu nedenle ideolojisizlik, aslında tarafsızlık değil; fikirsizliğin siyasallaşmasıdır. İlkesizliğin normalleşmesi, “duruma göre konuşmanın” erdem sayılmasıdır. Böyle bir zeminde siyaset, bir değer mücadelesi olmaktan çıkar; algı yönetimi ve kriz fırsatçılığına dönüşür.

Negatif siyasetin yükselişi, yalnızca siyasal aktörlerin tercihiyle açıklanamaz; aynı zamanda toplumsal zihniyet dönüşümünün bir sonucudur. Negatif siyasetin beslendiği en önemli kaynaklardan biri, düşünce yorgunluğudur. İnsanlar artık uzun metinlere, karmaşık analizlere, çok boyutlu tartışmalara tahammül edemiyor. Bunun birçok nedeni var: hız, ekonomik baskı, güvencesizlik, sürekli kriz hâli… Ama sonuç değişmiyor. Derinlik kayboldukça, yüzeysellik güç kazanıyor.

Bu durum, siyasal aklın da dönüşmesine yol açar. Düşünen yurttaş yerini tepki veren seçmene bırakır. Siyasal özne, rasyonel muhakeme yerine duygusal reflekslerle hareket eder. Negatif siyaset bu zeminde etkinleşir; çünkü düşünmeyi değil, hissetmeyi hedefler. Korku, öfke ve tehdit algısı, rasyonel tartışmanın yerini alır. Bu süreçte siyaset, bir anlam üretme alanı olmaktan çıkar; bir duygu yönetimi tekniğine dönüşür Kavramlar yerini sloganlara bırakmıştıe. Sloganlar ise düşünmek için değil, tepki üretmek için vardır. “Biz ve onlar” ayrımı bu yüzden bu kadar yaygın

Negatif siyaset yalnızca dil üretmez; aynı zamanda kadro üretir. Bu tür siyasetin en tehlikeli sonuçlarından biri, yönetimde sıradanlaşma ve negatif seleksiyondur. Yani liyakatin değil sadakatin, yeteneğin değil uyumun, bilgeliğin değil yüksek sesin tercih edilmesi. Kendini sürekli tehdit altında hissettiği için; çevresini benzer düşünenlerle (veya hiç düşüncesi olmayanlarla) doldurur. Zamanla yönetim kadroları daralır, tek tipleşir ve vasatlık kurumsallaşır. Derinlikli düşünen, itiraz eden, soru soran insanlar bu sistemde risk olarak görülür. Negatif siyaset, sorgulamadan hoşlanmaz. Çünkü sorgu-eleştiri, en yararlı (!) alan olan karşıtlık anlatısını zayıflatır.

Bu sıradanlaşma yalnızca devlet yönetiminde değil; sivil toplumda, akademide, medyada ve hatta gündelik hayatta da hissedilir. Ortalama olan yüceltilir, farklı olan olumlu tipler törpülenir. Uzmanlık yerine “bizdenlik” öne çıkar. Böylece toplum, kendi potansiyelini adım adım tüketir.

Negatif siyaset, uzun vadeli emek süreçlerine tahammül göstermez. Çünkü emek, zaman ister; zaman ise sabır. Oysa negatif siyaset, hızlı sonuçlar ve anlık başarılar üzerine kuruludur. Biraz da günümüzde yaygın olan kolay kazanma kültürüyle uyumludur. Toplumsal düzeyde emeğin değersizleşmesi, siyasal düzeyde de politikaların yüzeyselleşmesine yol açar. Günü kurtaran çözümler, yapısal sorunların üzerini örter. Krizler çözülmez; yönetilir. Sorunlar giderilmez; ertelenir. Bu yaklaşım, siyasal sorumluluğu bugünden geleceğe devreder. Sonuçta geleceğin birikmiş sorunlarla karşılaşması kaçınılmazdır

Bu zihniyet yalnızca ekonomik alanda değil, siyasal alanda da belirleyicidir. Seçimden seçime konuşan, krizden krize yöneten, kalıcı çözüm üretmek yerine anlık memnuniyet sağlayan bir siyaset tarzı hâkim olur. Bedeli ise her zaman geleceğe ödenir.

Negatif siyaset bireyi yalnızlaştırır. Toplumu ortak değerler etrafında buluşturmak yerine; parçalar, kutuplaştırır, karşı karşıya getirir. Çünkü toplumsallık uzlaşma ister, empati ister, ortak akıl ister. Negatif siyaset ise bunları zayıflık olarak görür.

Therefore “toplum” kavramı giderek yerini “crowds”a bırakır. Yan yana ama birlikte olmayan insanlar çoğalır. Dayanışma yerine rekabet, paylaşım yerine kıyas, birlikte düşünme yerine karşıtlık öne çıkar. Sonuçta siyaset, toplumu temsil eden bir alan olmaktan çıkar; toplumun sinir uçlarıyla oynayan bir gösteriye dönüşür.

Negatif siyaset neden bu kadar yaygın? Çünkü kısa vadede işe yarıyor. Hızlı mobilizasyon sağlıyor, duyguları harekete geçiriyor, karmaşık sorunları basitleştirerek yönetilebilir kılıyor. Ama tam da bu yüzden tehlikeli. Çünkü uzun vadede kurumsal çöküşe, toplumsal güvensizliğe ve siyasal tükenmişliğe yol açıyor. Sürekli kriz diliyle yönetilen toplumlar, bir süre sonra krizlere duyarsızlaşır. Sürekli düşman üretilen sistemlerde, sonunda herkes potansiyel düşman hâline gelir. Bu da siyasal alanı daraltır, nefessiz bırakır.

Negatif siyaset bir kader değil; bilinçli bir tercihtir. Hem yönetenler hem de yönetilenler tarafından yapılan bir tercih. Sabretmemeyi, düşünmemeyi, sorgulamamayı seçtiğimiz ölçüde bu siyaset biçimi güç kazanır. Kolay cevaplara razı oldukça, zor sorular hayatımızdan çekilir.

Oysa siyaset, yalnızca iktidar mücadelesi değildir. Aynı zamanda bir ahlak, sorumluluk ve gelecek meselesidir. Negatif siyaset bu üç alanı da zayıflatır. Ahlakı araçsallaştırır, sorumluluğu öteler, geleceği bugüne feda eder.

Bizim için önemli olan şudur: Negatif siyaset kaçınılmaz değildir. O, hem yönetenlerin hem de yönetilenlerin tercihleriyle güç kazanır. Düşünmekten vazgeçildiğinde, sorgulama yük olarak görüldüğünde, sabır zayıflık sayıldığında negatif siyaset doğal bir sonuç gibi sunulurBugün belki ideolojiler yorgun, düşünce geri planda, toplumsallık zayıf. Ama bu durum kalıcı olmak zorunda değil. Negatif siyasetin karşısına çıkabilecek tek şey; yeniden düşünmeyi, dinlemeyi ve birlikte konuşmayı göze alan bir toplumsal iradedir. Bu kolay bir yol değildir. Sabır ister, emek ister, zaman ister. Ama başka bir yol da yoktur. Çünkü negatif siyasetle yönetilen toplumlar, eninde sonunda kendi kendilerini tüketirler. Geriye sadece gürültü kalır; anlam değil. Bugün uygulanmakta olan Negatif Siyaset günü kurtardığı, (öyle sanıldığı için) cazip görünüyor. Asıl soru şudur: Biz, geleceğin tüketileceğini göz ardı ederek gürültüyle oyalanmayı mı seçeceğiz, yoksa yeniden anlam üretmenin zahmetine katlanmayı mı?

OTHER ARTICLES BY THE AUTHOR