HALKWEBAuthorsOrtadoğu’nun Karanlığında Yeni Bir Işık: Rojava’nın Kadın Devrimi ve Masanın Doğuşu

Ortadoğu’nun Karanlığında Yeni Bir Işık: Rojava’nın Kadın Devrimi ve Masanın Doğuşu

Ortadoğu’nun kaderi artık tankların gölgesinde değil, masanın üzerinde, sözün gücünde, kadınların öncülüğünde yazılıyor.

0:00 0:00

Ortadoğu, bin dört yüz yıldır aynı karanlık döngünün içinde dönüp duruyor. 639 yılında başlayan Arap gericiliğini Siyasal-İslama dönüşen, Muaviye’nin Suriye valiliğiyle başlayan Emevi saltanatı, Yezid’in Kerbela’da açtığı kanlı sayfa, çağlar boyunca farklı maskeler takarak bugüne kadar aktı. İktidarlar değişti, rejimler çöktü, sınırlar yeniden çizildi, fakat halkları birbirine kırdırarak hükmetme siyaseti hiç bitmedi. Bu coğrafyada, hala aynı oyun sahnesi devam ediyor. Bir el silahı dağıtır, bir el Mezhep kışkırtır, bir el Kimlikleri birbirine düşürür.

Bugün Suriye’de dolaşan güçlerin kimlikleri farklı görünsede özleri hep aynıdır. Kaçakçılar, Dinci milisler, Irkçı-Kafatasçı çeteler, Sol görünümlü ihanet şebekeleri ve hepside kendi karanlığını büyütmek için bir düşman yaratıp etrafında birleşerek o düşmanlıkla nefes alıyorlar. Ortadoğu, o güçlerin bir Pazar’ı yerine dönüşmüş durumda, herkes kendi zehrini o Pazar’da satıyor. Ama bütün bu hengamenin ortasında bir gerçek varki, onu görmezden gelenler kendi körlüklerinin kurbanı oluyor.

Suriye’de yıllardır tezgahlanan Arap-Kürt çatışmasının planı çöktü gözüküyor. Çünkü artık eski Suriye yok. Suriye’nin bağrında yeni bir gerçeklik doğdu, ROJAVA. Bir zamanlar kimliği, dili, kültürü yasaklanan Kürt halkı, bugün Ortadoğu’nun en temel meselelerinin masada tartışıldığı bir özneye dönüşmüş durumda. Bu, sadece bir siyasal kazanım değil, yüzyılların inkarı ve kimliksizleştirmeninde kırıldığı tarihsel bir eşiğin adıdır. Kürtler artık masada, hemde kendi adıyla, kendi iradesiyle.

Milyonlarca Kürt, hem yaşadıkları coğrafyalarda hem diasporada ayağa kalktı. Diplomasi artık yalnızca sarayların loş odalarında değil, sokaklarda, meydanlarda, yürüyüşlerde, mitinglerde hayat buluyor. Silahlı mücadelenin yarattığı tarihsel birikim, bugün masaya taşınan siyasal bir kudrete dönüşmüş durumda. Bu kudreti göremeyen sağcı ve solcu kalemşörler ise bıyık altından gülerek, Kürtlerin yenildiğini sanıp şampanya patlatıyorlar. Irkçıların ve Yobazların tavrı anlaşılırda, peki kendini Sosyalist diye tanıtanların Kürt Halk düşmanlığını nereye koyacağız?

Onların derdi, kendi geçmişlerindeki kirli ilişkilerinin, çıkar hesaplarının, ihale kavgalarının üzerini örtmekdir. Onların boş sloganları, Dinci ve Irkçıların korkularıyla birleşiyor. Çünkü onlarda sistemin Aleviciliğini, Irkçılığını, sahte solculuğunu savunan bir avuç Marjinal Küçük burjuva yapılanmalarıdır. Onlar, Kürt Halk düşmanlığını ne geçmişinden ne bugünkü duruşlarından gizleyebiliyorlar. Onların Kürt Halk düşmanlığı Ümit Özdağın kulvarını güçlendiriyor. Suriye iktidarı ile Kürt güçleri arasında kısmen varılan anlaşmanın özünü kavrayamamalarıda bundan.

Çünkü ulusal sorunların silahtan masaya indiği tarihsel bir eşiği anlamak, dar bir zihniyetle mümkün değil. Bu masa, Ortadoğu’nun yeniden dizaynında belirleyici rol alacak. Kürt ve Filistin Halklarının Demokratik ve varoluşsal hakları ve onların tarihin derinliklerinde yaşanan sorunları bu masa olmadan, Ortadoğuda sorunlar çözülemez, küresel sermaye ile yerel işbirlikçiler arasındaki çelişkilerde burada görünür hale gelecek. Bütün bu tarihsel dönüşümün kalbinde bir gerçek daha varki oda, Rojava bir Kadın Devrimidir ve bu Devrim modeli, Kadının hem Sosyal, hem sınıfsal bir obje olduğu gerçeğidir.

Bu devrim, yalnızca bir savunma hattı değil, her türden eğemen güçlerin, Devletçi zihniyetinin köklerine yönelen toplumsal ve sosyal bir başkaldırıdır. Kürt kadınları ve Gençlerin yarattığı bu özgürlük deneyimi, Ortadoğu’nun karanlığında yeni bir ışık yakıyor. Silahın gölgesinden çıkıp müzakerenin ışığına yönelen bu süreç, halklara yeni bir imkanın, yeni bir geleceğin müjdesi oluyor. Ortadoğu’nun kaderi artık tankların gölgesinde değil, masanın üzerinde, sözün gücünde, kadınların öncülüğünde yazılıyor. Bu kez tarih, halkların lehine akmaya çok daha yakın gözüküyor.

OTHER ARTICLES BY THE AUTHOR