Devlet harcamalarındaki verimlilik ile sosyal güvenlik sistemi arasındaki makasın ne kadar açıldığını görmek mümkün.
Türkiye’deki kamu harcamalarındaki “israf” kalemleri (verimsiz yatırımlar, yüksek maliyetli kamu-özel işbirliği projeleri, lüks tüketim ve vergi afları) ile emekli maaş yükünü kıyasladığımızda karşımıza çıkan tabloyu şu başlıklarla analiz edebiliriz:
1-Sosyal Güvenlik Sisteminin Büyüklüğü:
Türkiye’de yaklaşık 16 milyon emekli bulunmaktadır. 2024 ve 2025 projeksiyonlarına göre emekli maaş ödemelerinin toplam yıllık maliyeti, GSYH’nin (Gayri Safi Yurt İçi Hasıla) yaklaşık %6-7’sine tekabül etmektedir.
2-“İsraf” Olarak Tanımlanan Temel Kayıplar:
Biz İktisatçıların ve denetleme raporlarının sıklıkla işaret ettiği yıllık kayıp kalemleri şunlardır;
🔺Kamu-Özel İşbirliği (KÖİ) Garanti Ödemeleri:
Köprü, otoyol ve şehir hastaneleri için verilen hazine garantileri yıllık milyarlarca dolara ulaşmaktadır.
🔺Kur Korumalı Mevduat (KKM):
Merkez Bankası ve Hazine’ye olan toplam maliyeti, bir yıllık emekli maaş artışlarını defalarca karşılayabilecek düzeydedir.
🔺Vergi Harcamaları (İstisna ve Muafiyetler): Büyük sermaye gruplarına sağlanan vergi afları ve vazgeçilen vergiler, bütçede devasa bir delik açmaktadır.
🔺Yolsuzluk ve Kayıt Dışı Ekonomi:
Şeffaf olmayan ihale süreçleri ve verimsiz kaynak kullanımı.
3-Oransal Karşılaştırma:
Yapılan bağımsız iktisadi araştırmalar (örneğin; vergi afları, lüks kamu harcamaları ve KÖİ projelerindeki aşırı maliyet artışları toplandığında), bu toplamın yaklaşık %30 ile %40’ı arasındaki bir tasarrufun, mevcut emekli maaşlarının tamamını karşılayabileceğini veya en düşük emekli maaşını refah seviyesine çekebileceğini göstermektedir.
Daha çarpıcı bir ifadeyle:
Türkiye’de sadece vazgeçilen vergi gelirlerinin (vergi afları ve istisnaları) yarısı bile, tüm emekli maaşlarının yıllık finansman yükünün önemli bir kısmını (yaklaşık %40-50’sini) tek başına karşılayabilir.
“Tekno-feudalizm” and “Üretim Manifestosu” metinlerinde belirttiğim, sermayenin devlet üzerindeki hegemonyası, kaynağın üretimden ve emekten ziyade ranta ve finansal araçlara aktarılmasına neden oluyor. Emeklilerin yaşadığı ekonomik darboğaz, aslında bir kaynak yokluğundan ziyade, bir tercih ve bölüşüm sorunudur.
