HALKWEBAuthorsGramofon Avrat’tan Saç Örgüsüne

Gramofon Avrat’tan Saç Örgüsüne

Gramofon Avrat, geçmişte kadına biçilen metalaşmanın ve yok sayılmanın hikayesiydi. Saç örgüsü ise kadının varlığına, onuruna ve birlikte durma hakkına sahip çıkmanın sade bir ifadesi.

0:00 0:00

Sabahattin Ali’nin “Gramofon Avrat” öyküsünde bir kadın vardır. Adını bilmeyiz. Erkeklerin taktığı bir lakapla yaşar. Güzel sesi vardır ama başkalarının eğlencesine dönüşür. Bir insan gibi değil, bir eşya gibi görülür; sahnededir ama hikayenin sahibi değildir. Gramofon Avrat söyler, ama o söylemin içinde kendi duyguları ve düşünceleri yoktur; sesinde kendisi yoktur.

Sabahattin Ali yoksulluğu anlatır. Çaresizliği gösterir. Erkek egemenliğini gözümüzün önüne koyar. Kadın bedeninin nasıl geçim aracına dönüştürüldüğünü sade bir dille aktarır.

Aradan neredeyse yüz yıl geçti.

Bugün Rojava’da bir kadın savaşçının örgülü saçına yapılan aşağılamaya karşı kadınlar saçlarını örüyor. Ne pankart var ne slogan. Sessiz bir tepki bu. Sadece “buradayım” deme hali.

Sonrası tanıdık.

Saç ören kadınlara küfrediliyor. Aşağılanıyorlar. “PKK’lı” deniyor.

Dayanışma gösterdiğiniz anda etiket geliyor. Tartışma başlamadan bitiyor.

Ama burada durup bir ayrım yapmak lazım.

Rojava’daki fiili yapı, Suriye’nin üniter bütünlüğünü zorlayan, Arap nüfusun yaşadığı alanlara da yayılan ve fiilen devletimsi bir düzen kurma çabası içinde. Bunun kalıcı hale gelmesi Türkiye açısından güvenlik riski üretir. Bu kaygıyı yok saymak gerçekçi değil.

Devletler sembollerle değil, sahadaki yapılarla ilgilenir. Sınırın ötesinde PKK ile bağı olan, kendi yönetimini kurmuş bir yapının yerleşmesi yalnızca Ankara açısından değil, bu ülkenin bütünlüğünü ve birlikte yaşama iradesini önemseyen herkes için kaygı vericidir. Çünkü hemen sınırımızdaki böyle bir oluşum, içeride zaten kırılgan olan toplumsal dengeleri daha da hassas hale getirir, kimlik gerilimlerini besler ve ortak gelecek fikrini zayıflatır. Bu sadece güvenlik değil; toplumsal çözülme riski de üretir.

Ama bugün konuştuğumuz şey bu değil.

Bugün konuşulan, bir kadının saçının aşağılanmasına karşı verilen sessiz bir tepki.

Bu ikisini aynı dosyaya koyduğunuzda ne güvenliği güçlendirirsiniz ne de toplumu sakinleştirirsiniz. Sadece meseleyi daha da sertleştirirsiniz.

Rojava’da kadın sembol değil. Sahada. Politik. Örgütlü.

Belki de asıl rahatsızlık burada başlıyor.

Bugün sadece saç ören kadınlar değil; söz söyleyen, dayanışma kuran, bedenine sahip çıkan her kadın benzer baskıyla karşılaşıyor. Etiketleniyor, hedef gösteriliyor, susturulmak isteniyor.

Bu yeni bir durum değil.

Gramofon Avrat, geçmişte kadına biçilen metalaşmanın ve yok sayılmanın hikayesiydi.
Saç örgüsü ise kadının varlığına, onuruna ve birlikte durma hakkına sahip çıkmanın sade bir ifadesi.

Biri başkasının seçtiği şarkıları söyleyen bir hayatı anlatır.
Diğeri kendi sesini arayan kadınları.

Ve tam da bu yüzden rahatsız ediyor.

Çünkü burada korkulan örgüt değil.

Korkulan, kadınların birlikte konuşmaya başlaması.

Gramofon Avrat sustu.
Bugünün kadınları susmuyor.

Ve bu değişim kolay geri çevrilecek gibi durmuyor.

OTHER ARTICLES BY THE AUTHOR