HALKWEBAuthorsDevlet Arşivleri Açılırsa: Tarihsel Mitler ve Gerçekler Üzerine Bir Deneme

Devlet Arşivleri Açılırsa: Tarihsel Mitler ve Gerçekler Üzerine Bir Deneme

Arşivler açılırsa, bazı mitler çöker, bazıları güçlenir – ama tarih kitapları hemen değişmez.

0:00 0:00

Tarih, belgelerin gölgesinde şekillenir; ancak arşivler kapandıkça yorumlar çoğalır. Türkiye’de devlet arşivlerinin tamamen açılması, resmi anlatıları sorgulatabilir ve bazı “doğru bilinen yanlışları” düzeltebilir – ya da tam tersi, mevcut görüşleri pekiştirebilir. Bu, siyasi kutuplaşmanın yoğun olduğu bir ülkede, toplumsal algıyı derinden etkileyebilir. Örneğin, Osmanlı-Cumhuriyet geçişi gibi hassas dönemler, revizyonist tarihçiler tarafından sıkça tartışılıyor. Aşağıda, verdiğin örnekleri ele alarak, mevcut kaynaklara dayalı bir analiz yapacağım. Bu, resmi tarih tezleri ile muhafazakâr yorumları dengeli bir şekilde yansıtıyor; arşivler açılırsa neler değişebileceğini speküle ederek. Unutma, tarih nesnel değil, bağlamsaldır – yeni belgeler bile yorumlara tabi.

1. Atatürk ile II. Abdülhamid’in “Kanka” Olduğu İddiası
Bu iddia, son yıllarda muhafazakâr çevrelerde popülerleşti; Abdülhamid’in hatıralarında Atatürk’ten olumlu bahsedildiği savunuluyor. Örneğin, bazı kaynaklar Abdülhamid’in Mustafa Kemal’i “sıradan askerlere benzemeyen” biri olarak gördüğünü ve başarı için dua ettiğini aktarıyor.

Revizyonistler, Abdülhamid’in modern okulları kurduğunu ve Atatürk’ün bu sistemden yetiştiğini vurgulayarak ikisini “tamamlayıcı figürler” olarak sunuyor – sanki gizli bir ittifak varmış gibi.

Ancak resmi tarih ve akademik çalışmalar, tam tersini gösteriyor. Genç Mustafa Kemal, Harbiye yıllarında Abdülhamid yönetimine karşı muhalifti; İttihat ve Terakki ile bağlantılıydı, eleştirileri nedeniyle hapse atıldı ve Trablusgarp’a sürgüne gönderildi.

Atatürk’ün gençlik mücadelesi, Abdülhamid idaresine son vermeyi hedefliyordu. X platformunda da bu iddia alay konusu oluyor; kullanıcılar, Abdülhamid’in sansür ve baskı dönemini hatırlatarak “kanka”lık fikrini reddediyor.

Arşivler açılırsa ne olur? Belki gizli yazışmalar ortaya çıkarır, ama mevcut İngiliz ve Osmanlı belgeleri yakın bir ilişkiyi desteklemiyor. Eğer yeni kanıtlar “kanka”lığı doğrulamazsa, bu iddia mit olarak kalır; doğrulanırsa, Atatürk’ün erken dönem muhalefeti revize edilebilir. Sonuçta, toplumda kutuplaşma artar: Bir kesim “birlik” görür, diğer kesim “propaganda” der.

2. Vahdettin’in Kurtuluş Savaşı’na Destek Verdiği İddiası
Bu, en hararetli tartışmalardan biri. Revizyonistler, Vahdettin’in Atatürk’ü Samsun’a “vatanı kurtarmak için” gönderdiğini ve gizli bir planı olduğunu savunuyor. Nutuk’taki “Paşa, devleti kurtarabilirsin” sözü dayanak olarak kullanılıyor; bazı İngiliz belgeleri, Vahdettin’in milli mücadeleye yardım ettiğini ima ediyor.

X’te kullanıcılar, Vahdettin’in İngiliz baskısı altında ama aslında destekleyici olduğunu tartışıyor; bazıları “fetva bile yayınladı” He says.

Resmi tarih ise Vahdettin’i “hain” olarak resmediyor: Mondros sonrası İngilizlerle işbirliği yaptı, Kuvâ-yi Milliye’ye karşı fetvalar çıkardı (“katli vaciptir”), iç isyanları teşvik etti ve İngiliz gemisiyle kaçtı.Zafer sonrası kutlama bile göndermediği belirtiliyor. Reddit ve diğer platformlarda, “Atatürk’ü destek için gönderdi” iddiası “çarpıtma” olarak niteleniyor.

Arşivler açılırsa ne olur? Eğer gizli yazışmalar (örneğin, Vahdettin’in İngilizlere sığınma talepleri) daha fazla ortaya çıkarsa, destek iddiası zayıflar. Tersine, yeni belgeler gizli yardımları kanıtlarsa, Vahdettin “kurban” olarak yeniden yorumlanır. Bu, milli bayramlarda bile gerilim yaratır; bir kesim “hain” der, diğer kesim “stratejist”.

3. Atatürk’ün Karşı Çıktığı Ama Çoğunluk Nedeniyle Yapılan Kararlar
Bu örnek daha soyut; Atatürk genellikle meclis kararlarında liderdi, ama erken Cumhuriyet döneminde bazı anlaşmazlıklar yaşandı. Örneğin, 1920’lerde TBMM gizli oturumlarında, Atatürk’ün önerileri tartışıldı – bazılarında çoğunluk farklı yönde oy kullandı, gibi Kürt meselesi veya ceza yasaları.

Atatürk’ün 1920 açılış konuşmasında, İtilaf devletlerine karşı tutumu vurgulanıyor, ama meclis bazen daha uzlaşmacıydı.

Atatürk Aleyhine İşlenen Suçlar Kanunu gibi yasalar, onun hatırasını korumak için geldi, ama erken dönemde karşı çıktığı iddialar (örneğin, bazı ekonomik politikalar) tartışmalı.

X’te bu konu az; genellikle meclis konuşmaları alıntılanıyor, ama spesifik “karşı çıkma” örnekleri nadir.

Revizyonistler, Atatürk’ün “diktatör” imajını çizmek için bu anlaşmazlıkları abartıyor.

Arşivler açılırsa ne olur? Gizli oturum tutanakları, Atatürk’ün azınlıkta kaldığı kararları aydınlatabilir – örneğin, Kürt özerkliği tartışmaları. Bu, “demokratik meclis” imajını güçlendirir veya otoriterlik suçlamalarını artırır. Toplumsal etki: Etnik tartışmalar alevlenir, ama köklü bir değişiklik olmayabilir.

Sonuç: Ne Olur?

Arşivler açılırsa, bazı mitler çöker, bazıları güçlenir – ama tarih kitapları hemen değişmez. Toplumda kutuplaşma artar: Muhafazakâr kesim “Osmanlı restorasyonu” görür, seküler kesim “Cumhuriyet savunması” yapar. Eğitim sistemi etkilenir, belki yeni nesil daha eleştirel olur. Ancak, belgeler bile yorumlara tabi; İngiliz arşivleri gibi dış kaynaklar zaten açık ve mevcut görüşleri destekliyor. Tarih, öğrenmek için var – yanlış anlamalar düzeltilse bile, asıl soru: Bu bilgiyle ne yapacağız? Belki de birlik için bir fırsat, ama muhtemelen yeni tartışmaların kapısı.

OTHER ARTICLES BY THE AUTHOR