HALKWEBAuthorsKemal Kılıçdaroğlu'nun siyasetteki parolası: Arınma!

Kemal Kılıçdaroğlu’nun siyasetteki parolası: Arınma!

İlerleyen zamanlarda ise CHP’nin doğru yol haritasıyla yeni siyasi hedeflere yürüyeceği parola “Arınma” olacaktır.

0:00 0:00

Sayın Kemal KILIÇDAROĞLU’nun son dönemde Türkiye siyasetine kazandırdığı oldukça önemli ve dikkat çekici bir kavram var: “ARINMA”

Arınma kavramının içeriğine girmeden önce, bu kavramın çıkış noktalarını özenle belirtmek gerekir. Çok sağlam bir zemine oturan “Arınma” kavramı, içi de oldukça dolu bir sözcük olarak karşımızda duruyor.

Sayın Kemal KILIÇDAROĞLU’nun bu kavramı kullanmasının altında yatan neden;
38. Olağan Kurultay ve daha da öncesindeki Cumhurbaşkanlığı seçim sürecinden başlıyor. Çok daha öncesi de var, evet. Fakat yakın bir tarihi milat olarak belirtmek daha sağlıklı olur.
“ARINMA” kavramına zemin hazırlayan ilk ihanet olmasa da, artık kamuoyunda “aşikâr” hale gelen ilk olay Zoom toplantılarıydı.

Sonrasında Ekrem Bey ve Meral Hanım’ın —yargının Ekrem Bey aleyhine verdiği bir karara sevinerek— kucaklaşmasıydı. Bu kucaklaşma hemen basına servis edildi. Sayın Kemal KILIÇDAROĞLU’na Almanya’dan döner dönmez saldırmak için hazırda bekleyenlere malzeme hazır edildi. Otobüs üstüne çıkıp poz verildi, “Bakın KILIÇDAROĞLU yanımızda değil” imajı çizildi.

Ekrem Bey’in, Meral Hanım ile olan yakınlığı, CHP ile olan ilişkisinden çok daha ileri boyuttaydı.

Acaba hangi görev ve ajanda ile Meral Hanım 6’lı masayı tekmeleyip zehir zemberek açıklamalar yaptı?
Bu durumda Ekrem Bey’in rolü neydi?
Kim dağıttırdı o masayı?

Bu sorulara verilecek cevaplar, yani failler, Cumhurbaşkanlığı seçimini kaybettirenlerdi:
Meral Hanım ve Ekrem Bey.
14 Mayıs’ta (başta milletvekilleri) alacağını alan herkes kenara çekildi. 28 Mayıs’a kadar olan 14 günde ortadan kaybolanlar ve hâlâ kuyu kazmaya devam edenler de oldu.
29 Mayıs sabahı, seçimin üzerinden 12 saat bile geçmeden Ekrem Bey “safını” daha net bir şekilde belli etti ve ihanetin yeni yol haritasını çizdi: Değişim.

Yani Sayın Kemal KILIÇDAROĞLU’nun tabiriyle “ihanet zincirine tutunanların” başında gelenler ve “arınılması” gereken isimler yavaş yavaş daha belirgin hale geliyordu.
Artık bu ihanet havuzuna kendini “Değişimci” olarak adlandıran yeni isimleri eklemek gerekiyordu.
Süreç hızlandırıldı.
38. Şaibeli Kurultay için planlar yapıldı, start verildi.

Kurultay sürecinde ihanet havuzuna girmek isteyenler ödüllendirildi, istemeyenler maddi imkânlar ile teşvik edildi. Delegeler mal gibi alınıp satıldı. Kendisini satanlar da arınılacak olanlar listesinde yerini aldı. “Arınma” kavramının içi de dışı da iyice dolmaya başladı. Bu kavramın oturduğu zemin daha da netleşti.

Olağan Kurultay (Şaibeli Kurultay) sadece pavyon köşelerinde değil; tapu kayıtlarıyla, delegelerin yakınlarının SGK girişleriyle, banka hesaplarına aktarılan paralarla “satın alındı” “Değişimciler” tarafından.

Değişimciler tarafından satın alınan 38. Kurultay sonrasında yaşananlar ise “Arınma” kavramının zeminini tahkim eden en önemli gelişmelerdi.

Sayın Kemal KILIÇDAROĞLU sadece bunları yapanların değil, şunları da yapanlardan arınılması gerektiğini işaret etti:
Sistematik operasyonlar, iftira ve karalama kampanyaları; Halk TV ve Sözcü TV başta olmak üzere birçok medya organı eliyle başladı. Hem Sayın Kemal KILIÇDAROĞLU’na saldırdılar hem de algı ile CHP tabanına yalan ve manipülasyonları servis etmeye başladılar. Arınılması gereken medya da artık o tanımlamanın, o kavramın, Arınmanın içindeydi.

Umarım şu ana kadar yazdıklarımdan “Arınma” kavramından ne kastedildiği, kimlerin kastedildiği ve bu kavramın çıkış noktaları daha belirgin hale geliyordur.

Trol orduları kurularak özellikle Sayın Kemal KILIÇDAROĞLU ve “yol arkadaşlarına” ağza alınmayacak küfürler ettiler ve ettirdiler.

Ekrem Bey, Sayın Kemal KILIÇDAROĞLU’nun “merkep benzetmesi” yaptığı Fatih Altaylı ve Uğur Dündar’ın yanında aldı soluğu. Özellikle gidip ikisine de özel röportajlar verdi.

Yine Ekrem Bey, “Safları sıklaştırın” diyen KILIÇDAROĞLU’na “Benim safım belli” diyerek Sayın Kemal KILIÇDAROĞLU’nun Erdoğan ile olan mahkemesine hem gitmedi hem de kimlere hizmet ettiğini, kimin yanında olduğunu gösterdi.

İBB’deki ihaleleri beşli çetelere vererek, AKP müteahhitleriyle kol kola girerek, devlet bürokratlarına varana kadar sızmaya çalışarak, Süleymancı kadroları işe alarak aslında sermayenin ve tarikatların uşaklığına soyunduğunu da daha çok netleştirdi.
Sayın KILIÇDAROĞLU’nun “Alevi” kimliğine bile alçakça ve aşağılıkça saldırıp, Hacı Bektaş Veli anma etkinliklerinde önüne bir bardak su bile koymadılar. Alevilerin en önemli mabedinde KILIÇDAROĞLU’na Kerbela göndermesi yaptılar. Hz. Hüseyin’in safında olan KILIÇDAROĞLU’na karşı kendi saflarını açıkça belli ettiler.

Tüm bunları yapanlar, bunların yapılmasına çanak tutanlar, zemin hazırlayanlar, ihanet zincirinin halkası olanlar “Arınılacaklar” listesinde yerini aldılar.

Peki sadece bunlar mı?

Arınma kavramının içeriğinin ve oturduğu zeminin ne olduğunu göstermek benim için vicdani, ahlaki ve adaletli olmam gereken önemli bir görev.
Eklenmesi gerekenler de az değil. Daha çok var.

Genel Başkan olur olmaz gözlerini çizdirip, saçlarını jöleleyip, ekose ceketini sırtına geçirip soluğu AKP Genel Merkezi’nde alıp “yumuşama” hareketlerine girenlerden CHP’nin arınması gerekmez mi?

MİT ajanlarını CHP’ye doldurup partilileri MİT’çilere fişletenlerden CHP’nin arınması gerekmez mi?

ABD’de de TÜRGEV Vakfı önünde açıklama yapıp AKP’nin düzenini kollayanlardan CHP’nin arınması gerekmez mi?

Mesela 1 Mayıs’ta Saraçhane’de topladıkları halk polis jopu yerken oradan kaçıp, 2 Mayıs’ta Erdoğan’ın yanında soluğu alanlardan CHP arınmasın mı?

Ekrem Bey’in Oksijen gazetesinde Sayın Kemal KILIÇDAROĞLU için yazdıklarını okuyunca CHP’nin arınmasına gerek yok diyebilir miyiz?

103 yıllık CHP’nin milletvekilleri TBMM’de Erdoğan önünde ayağa kalkıp hazırola geçiyor ve alkış tutuyorlarsa bunlardan da arınılması gerekmez mi?

Gündüz vakti ışık açıp kapatanlardan, kırmızı kart gibi absürt bir eyleme imza atanlardan, her gün değişen boykot çağrılarını yapıp partiyi komik duruma düşürenlerden CHP değil de kim arınacak?

Sayın KILIÇDAROĞLU kaza yapınca bile bir “geçmiş olsun” demeyip, üstüne üstlük KILIÇDAROĞLU’nun korumalarının iaşelerini kesenlerden arınmasın mı CHP?

Sözünün itibarı kalmayınca ayak röntgeninin fotoğrafını yayımlamak zorunda kalan, CHP’nin öz evlatlarına “kurultay dilenmeyin” diyen şaibeli Genel Başkan’dan arınması için başka ne olması gerekir?

Kilis’te halkın önünde CHP milletvekilini fırçalayan, “Paşaları cezaevinden ben rica ettim, Erdoğan çıkardı” diyenlerden arınmaktan başka çaremiz var mı?

Aslında çok daha fazlası var CHP’nin arınması için.
Cümlelerimde üç beş örneğini verdiğim rezil tablo sanırım “Arınma” kavramının zeminini ve sebeplerini belirtmek için fazlasıyla yeterli olur.

CHP’nin 28 ayda geldiği durum ise şöyle:
CHP’nin mevcut yönetimi, belediyeleri ve hemen hemen tüm üst düzey bürokrat kadroları; rüşvetlerle, yolsuzluklarla, iş insanlarına şantajlarla, çökmeyle, irtikapla anılır hale geldi.
Casusluk faaliyetlerinden bilgi sızdırma yönündeki suçlamalara varana kadar utanç tablosu daha da genişledi.

Bu son paragraf bile Arınma kavramını belirli bir zemine oturtmak, sebebini açıklamak/ortaya koymak, içini doldurmak ve Arınma kavramını yüksek perdeden yinelemek için yeter de artar bile.

Bu kavramın içine giren; şaibeli Genel Başkan’dan belediye başkanlarına, milletvekillerine, bürokratlara kadar…
Medyadan iş insanlarına, trollere kadar kim varsa hepsi bu kavramın zemininin, sebebinin ve içeriğinin oluşturucusudur.

Yani “ARINMA” kavramı nedir?
Nasıl ortaya çıkmıştır?
Bu kavramın içeriğinde ne vardır?
Arınacak ve arınılacak olanlar kimlerdir?

Arınma kavramı durduk yere değil, bir ihanetin sonucu olarak ortaya çıkmıştır.
İhanete uğrayanların, ihanet edenlerden arınılması gerektiğini belirttiği; içi oldukça dolu, zemini oldukça sağlam bir kavramdır.

Burada belirtilen somut olayların mahkeme salonlarında sonuca ulaşmasını beklemek ise sadece malumun ilanını beklemekten öteye bir şey olmayacaktır.

İlerleyen zamanlarda ise CHP’nin doğru yol haritasıyla yeni siyasi hedeflere yürüyeceği parola “ARINMA” olacaktır.

Arınacak olan: CHP’dir.
Arınılacak olan: İhanet edenler ve şaibelilerdir.
Belirleyicisi: Sayın Kemal KILIÇDAROĞLU’dur.

Arınma kavramının içeriği budur ve Arınma için tek şart Kemal KILIÇDAROĞLU’dur.

ARINACAĞIZ… ARINACAĞIZ… ARINACAĞIZ…

OTHER ARTICLES BY THE AUTHOR