HALKWEBAuthors6 Şubat: Doğanın Değil, İktidarın Enkazı

6 Şubat: Doğanın Değil, İktidarın Enkazı

Unutmak, suça ortak olmaktır. Hatırlamak ise direniştir. Biz, 6 Şubat’ı bir “kaza” gibi geçiştirmeyeceğiz. Çünkü bu felaket, doğanın değil, iktidarın enkazıdır.

0:00 0:00

6 Şubat 2023, takvim yapraklarına sadece büyük bir deprem günü olarak değil; Türkiye’nin yönetim krizinin, çürümenin ve iktidar kibirinin çıplak gerçeği olarak kazındı. Saat 04.17’de yer sallandığında, yalnızca binalar değil, yıllardır saray duvarlarının arkasında parlatılan “güçlü devlet” masalı da paramparça oldu. O gece, doğanın yıkıcı gücü kadar, iktidarın ihmali, liyakatsizliği ve rant düzeni de yüzümüze çarptı.

Bu deprem bir kader değildi. Fay hatları belliydi, bilim insanları yıllardır uyarıyordu, raporlar masaların üzerinde tozlanıyordu. Ama AKP iktidarı için bilim, mühendislik ve kamu yararı hiçbir zaman öncelik olmadı. Öncelik; inşaat patronlarının karı, seçim öncesi dağıtılan imar afları ve “nasıl olsa bir şey olmaz” rahatlığıydı. Sonuç? On binlerce can, enkazın altında kaldı.

Depremin ilk saatlerinde ortada olmayan bir devlet gördük. Koordinasyon yoktu, plan yoktu, hazırlık yoktu. AFAD’ın çaresizliği, Kızılay’ın skandalları, bürokrasinin ağır aksak işleyişi, iktidarın yıllardır inşa ettiği çürümüş düzenin fotoğrafıydı. İnsanlar yardım beklerken dondu, aç kaldı, seslerini duyuramadı. Ve bu çaresizliğin üstüne bir de “Her şey kontrol altında” yalanı eklendi.

Saraydan yapılan açıklamalar gerçeklikle bağını koparmıştı. “Asrın felaketi” denildi; oysa asrın felaketi doğa değil, bu ülkeyi yöneten zihniyetti. Müteahhitlerle kol kola yürüyenler, kaçak yapılara göz yumanlar, imar aflarını oy devşirme aracı olarak kullananlar bugün hâlâ hesap vermedi. Bazıları bir iki günlüğüne gözaltına alındı, sonra yine sistemin içinde kayboldu. Çünkü bu düzen, suçluyu koruyan bir düzen.

Depremin ardından kurulan geçici yaşam alanları, konteyner kentler, yetersiz barınma koşulları iktidarın insana verdiği değeri bir kez daha gösterdi. İnsanlar aylarca belirsizlik içinde yaşadı. Söz verilen kalıcı konutlar ya gecikti ya da göstermelik kaldı. Buna karşılık, aynı iktidar yeni ihaleler dağıtmaktan geri durmadı. Acı bile ranta çevrildi.

En acısı ise hafızamızın hedef alınmasıydı. Yas tutulması gereken günlerde şov yapıldı, hesap sorulması gereken yerde unutturulmak istendi. Eleştirenler “provokatör” ilan edildi, yardım çağrıları “yalan” denilerek bastırıldı. Çünkü bu iktidar, yüzleşmekten korkuyor. Gerçekle yüzleşmek, kendi suçuyla yüzleşmek demek.

6 Şubat bize şunu gösterdi: Türkiye’de insanlar depremden değil, kötü yönetimden ölüyor. Fay hatlarından daha tehlikeli olan şey, hesap vermeyen bir iktidardır. Liyakatsizlikten, denetimsizlikten, keyfiyetten beslenen bir sistemdir. Ve bu sistem var oldukça, her büyük sarsıntı yeni bir felakete dönüşecektir.

Bugün hâlâ binlerce insan yerinden edilmişken, kentlerimiz yaralıyken, aileler parçalanmışken iktidarın rahatlığı kabul edilemez. 6 Şubat yalnızca bir matem günü değil; bir yüzleşme çağrısıdır. Sorumluların adalet önüne çıkarılması, imar politikalarının kökten değişmesi, kamu yararının yeniden tesis edilmesi zorunluluktur.

Unutmak, suça ortak olmaktır. Hatırlamak ise direniştir. Biz, 6 Şubat’ı bir “kaza” gibi geçiştirmeyeceğiz. Çünkü bu felaket, doğanın değil, iktidarın enkazıdır.

Ve biz biliyoruz ki; gerçek adalet gelene kadar, bu enkazın altında kalan yalnızca beton değil, vicdan da olacaktır.

OTHER ARTICLES BY THE AUTHOR