HALKWEBYazarlarEN İYİ MUHALEFET, ETKİSİZ MUHALEFETTİR

EN İYİ MUHALEFET, ETKİSİZ MUHALEFETTİR

 

Bir iktidar için en rahat muhalefet, etkisiz muhalefettir.

Çünkü güçlü bir muhalefet soru sorar, hesap sorar, yanlışları ortaya çıkarır ve en önemlisi; eleştirdiği her konuda topluma bir alternatif sunar.

Bugün Türkiye’nin en büyük sorunlarından biri yalnızca iktidarın politikaları değil, bu politikalara karşı güçlü, tutarlı ve somut çözümler üretebilen bir muhalefetin ortaya çıkamamasıdır.

Ülke ağır bir ekonomik tablodan geçiyor.

Enflasyon, vatandaşın cebini her geçen gün biraz daha boşaltıyor. Hayat pahalılığı artık yalnızca dar gelirlinin değil, orta gelirlinin de en temel gündemi hâline gelmiş durumda.

Ancak iktidarın ekonomi politikalarında vatandaşın günlük hayatına doğrudan yansıyan kalıcı bir rahatlama henüz sağlanabilmiş değil.

Faiz, kur, enflasyon ve hayat pahalılığı arasındaki kısır döngü devam ediyor.

İşsizlik ise ayrı bir sorun.

Resmî veriler açıklanıyor ancak sokakta, evde ve iş arayan insanların yaşadığı gerçeklerle rakamlar arasındaki fark toplumun güvenini zedeliyor.

Bir ülkede insanlar iş bulamıyorsa, gençler geleceğini başka ülkelerde arıyorsa, emekliler temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanıyorsa, asgari ücretli ayın sonunu getiremiyorsa, orada yalnızca rakamları değil, uygulanan politikaları da sorgulamak gerekir.

Kadın cinayetleri sıradanlaşmış gibi.

Her olaydan sonra birkaç gün konuşuyor, ardından başka bir gündeme geçiyoruz.

Oysa devletin görevi yalnızca olay gerçekleştikten sonra açıklama yapmak değil, kadınların yaşam hakkını koruyacak önleyici mekanizmaları etkin biçimde işletmektir.

Çocuklarını okula gönderen aileler ise yeni eğitim döneminde kara kara düşünüyor.

Servis ücreti, kırtasiye, okul kıyafeti, kitap, beslenme…

Bir çocuğun eğitim masrafı, birçok aile için artık ciddi bir ekonomik yük hâline gelmiş durumda.

Annelerin çocukları doysun diye kendilerini tok göstermesi, babaların evdeki ekonomik sıkıntıyı çocuklarına hissettirmemek için türlü hesaplar yapması, bir ülkenin ekonomik tablosundan daha fazla şey anlatıyor.

İktidarın bu sorunlara karşı sorumluluğu açıktır.

Çünkü ülkeyi yöneten iktidardır.

Ekonomik politikanın sonuçlarından, eğitim sisteminden, güvenlikten, adaletten ve kamu yönetiminden öncelikle iktidar sorumludur.

Ancak burada bitmiyor.

Muhalefete düşen görev de yalnızca bu tabloyu anlatmak değildir.

Muhalefet, “Böyle olmaz” demekle yetinemez.

“Biz olsak nasıl yapardık?” sorusuna açık ve somut cevap vermek zorundadır.

İşte asıl sorun da burada başlıyor.

PARTİ KURMAK NEDİR?

Parti kurmak yalnızca bir tabela asmak değildir.

Bir genel başkan belirlemek, kongre yapmak, teşkilat açmak ve seçim dönemlerinde meydanlara çıkmak da tek başına siyaset değildir.

Bir siyasi partinin ülkenin temel sorunlarına ilişkin bir programı olmalıdır.

Örneğin ekonomi…

Muhalefet, enflasyonu hangi politikalarla düşüreceğini açıkça anlatmalıdır.

Kamu harcamalarında israfın nasıl önleneceğini, vergi sisteminin nasıl daha adil hâle getirileceğini, üretimin nasıl artırılacağını, çiftçinin ve sanayicinin nasıl destekleneceğini ortaya koymalıdır.

Sadece faiz eleştirisi yapmak yetmez.

Üretimi artıracak, ithalat bağımlılığını azaltacak, tarımı ve sanayiyi yeniden güçlendirecek gerçekçi bir ekonomik program ortaya koymak gerekir.

İşsizlik konusunda da aynı durum geçerlidir.

Gençlere “İş bulacağız” demek yerine; hangi sektörlerde istihdam yaratılacağı, mesleki eğitimin nasıl güçlendirileceği ve yatırım ortamının nasıl iyileştirileceği anlatılmalıdır.

Mülteci ve sığınmacı meselesinde de günübirlik açıklamalarla siyaset yapılamaz.

Türkiye’nin güvenliğini, ekonomik gerçeklerini, toplumsal huzurunu ve uluslararası yükümlülüklerini birlikte gözeten; kayıt dışılığı önleyen ve geri dönüş süreçlerini uluslararası hukuk çerçevesinde planlayan açık bir politika ortaya konulmalıdır.

Eğitimde ise ailelerin üzerindeki ekonomik yük azaltılmalıdır.

Devlet okullarında nitelikli ve erişilebilir eğitim güçlendirilmeli; çocukların beslenme, ulaşım ve temel eğitim ihtiyaçları için sosyal destek mekanizmaları genişletilmelidir.

Kadın cinayetleri konusunda ise koruyucu ve önleyici tedbirlerin kâğıt üzerinde kalmadığı, etkin biçimde uygulandığı bir sistem kurulmalıdır.

Risk altındaki kadınlara hızlı koruma sağlanmalı, şiddet failleriyle mücadelede cezasızlık algısını ortadan kaldıracak uygulamalar hayata geçirilmelidir.

SADECE ELEŞTİRİ YETMEZ

Bugün iktidarın karşısında olmak, tek başına muhalefet etmek anlamına gelmiyor.

Gerçek muhalefet; eleştirir ama çözüm de üretir.

Yanlışı gösterir ama doğrusunu da anlatır.

Hesap sorar ama kendisi için de hesap verebilir bir düzen vaat eder.

Türkiye’nin ihtiyacı yalnızca iktidarın yanlışlarını sayan partiler değildir.

Türkiye’nin ihtiyacı, ülkenin nasıl yönetileceğini anlatabilen siyasi programlardır.

Çünkü halk artık sadece öfke dinlemek istemiyor.

Nasıl daha iyi yaşayacağını bilmek istiyor.

Enflasyonun nasıl düşeceğini, çocuğunu nasıl okutacağını, işsizliğin nasıl azalacağını, emeklilikte nasıl insanca yaşayacağını bilmek istiyor.

Yıllardır Cumhuriyet Halk Partisi üzerinden siyaset yürüten eski siyasi alışkanlıklar ve bugün kendisine “yeni” diyen bazı siyasi yapılar da bu soruların karşısında ciddi bir sınav vermek zorundadır.

Cumhuriyet değerlerinden söz etmek önemlidir.

Ancak o değerleri yaşatmanın yolu yalnızca söz söylemek değil, ülkenin sorunlarına Cumhuriyet’in akıl, bilim, üretim, hukuk ve sosyal devlet anlayışıyla çözüm üretebilmektir.

Aksi hâlde siyasi partilerin tabelaları olur, teşkilatları olur, konuşmaları olur…

Ama topluma verecekleri bir gelecek olmaz.

Ve etkisiz muhalefet, en çok iktidarın işine yarar.

Çünkü iktidarın en güçlü rakibi, en çok bağıran değil; en doğru soruyu soran ve en inandırıcı çözümü ortaya koyandır.

Bu nedenle artık hem iktidarın hem muhalefetin sorumluluklarını konuşmak zorundayız.

İktidar, ülkenin bugün geldiği noktadan kaçamaz.

Muhalefet de bu tabloyu sadece eleştirmekle yetinemez.

Halkın ihtiyacı yeni sloganlar değil.

Gerçekçi çözümler, uygulanabilir programlar ve hesap verebilir bir siyasettir.

Çok partili sistemin anlamı da zaten budur.

Sadece daha fazla parti olması değil…

Daha fazla fikir, daha fazla çözüm ve daha güçlü bir demokrasi olmasıdır.

Aksi hâlde tabelalar çoğalır, partiler çoğalır, genel başkanlar çoğalır…

Ama halkın sorunları olduğu yerde kalır.

Ve belki de bir iktidarın isteyebileceği en iyi şey gerçekleşir:

Etkisiz bir muhalefet.

YAZARIN DİĞER YAZILARI