Emin Çölaşan: Bu yeni maceranın şakası yok

Sözcü gazetesi yazarı Emin Çölaşan, Afganistan'da yaşanan gelişmeleri ve AKP iktidarının Afganistan politikasını köşesine taşıdı.

Sözcü gazetesi yazarı Emin Çölaşan, Afganistan’dan Türkiye’ye yönelik mülteci akınını ve Türkiye’nin Kabil Havalimanı’nı koruma görevini üstlenmesini köşesine taşıdı.

Emin Çölaşan, “Başımıza açılan bu yeni belanın ABD tezgahı olduğu, bunları Türkiye’ye gönderdikten sonra ABD’ye sevk edileceği anlaşılıyor. Şimdi başımıza yeni bir iş açıldı! Hem ABD, hem de bizim iktidar, Kâbil Havaalanı’nın bekçiliğini Mehmetçiğe ihale etme peşinde. Şimdi bir düşünün, Afganistan Taliban’ın eline geçmiş ve ortada kuşatılmış küçük bir adacık, Kâbil ve havaalanı kalmış. İslamcı Taliban er veya geç bu kaleyi ele geçirmek için saldıracak, kanlı çatışmalar olacak ve Mehmetçik hiç uğruna şehit düşecek.” ifadelerini kullandı.

Emin Çölaşan’ın “Şimdi de Kâbil Havaalanı rezaleti” başlıklı yazısı şöyle oldu:

Sevgili okurlarım, yakın tarihimiz pek bilinmez. Yeri gelmişken bu konuda çok kısacık bir bilgi vereyim.

Afganistan gerek Osmanlı’nın son dönemlerinde, gerekse Kurtuluş Savaşı verdiğimiz 1920’li yıllarda bizim için çok önemli bir ülke idi.

Osmanlı zamanında Afgan ordusunu Cemal Paşa gibi Türk komutanlar eğitir ve yetiştirirdi.

Kurtuluş Savaşı başladığında bizim devletimizi tanıyan iki üç ülke Afganistan, Azerbaycan ve Sovyetler Birliği idi.

Her birinin Ankara’da büyükelçiliği ve büyükelçilik kadroları vardı.

En büyük parasal yardımı Sovyetler Birliği’nden sağlardık.

Diğer iki ülkenin desteği sadece manevi idi.

★★★

Afganistan gerçekten şanssız bir ülke imiş…

Uzun yıllar boyunca ülkeleri Sovyet ve ABD istilasına uğradı.

İşte bu süreçte ortaya Taliban isimli bir örgüt çıktı.

İslamcı, gaddar, vahşi bir örgüt… Pusuda bekleyen dinciliği yeniden hortlattı.

Ancak bu örgüt (sınır komşusu olmadığımız için) bizim başımıza bela kesilmedi.

Ama kendi ülkesini, kendi vatandaşlarını mahvetti.

★★★

Kendilerinden yana olmayan binlerce insanı kesti…

Resmen kesti. Başlarını gövdelerinden ayırıp Afgan halkına korku saldı.

Ellerinde son model silahlar ve savaş aygıtları vardı. Kaç kişinin öldürüldüğünü bilen hiç kimse yok.

Bunların bir numaralı hedefi kadınlardı.

Başı açık kadınların çalışmasını, sokağa çıkmasını yasakladılar.

Emre uymayanları öldürdüler.

Aramızda hiçbir ekonomik ve sosyal ilişki olmadığı halde, Türkiye’deki laik Cumhuriyet rejimi onların başta gelen düşmanı idi.

★★★

Taliban ve kurduğu kanlı İslamcı rejim giderek güçlendi…

Gün geldi, iki işgalci ülke olan ABD ve Rusya yenilgiyi kabul edip Afgan topraklarından çekilmek zorunda kaldılar…

Ve bıraktıkları bütün boşluklar yıllar içerisinde Taliban tarafından doldurulmaya başlandı.

Dağlık Afganistan’da savaşmak hem zor, hem de maliyeti çok yüksek olan bir işti.

Buna ABD bile dayanamadı.

Şimdi çekiliyor…

Ve ABD’nin bıraktığı boşluğu Taliban insanları Allah yolunda öldürerek dolduruyor.

Afganistan topraklarının büyük bölümü şu anda bu İslamcı örgüt tarafından ele geçirilmiş durumda.

★★★

Üstelik başkent Kâbil bile şu anda işgal tehdidi altında…

Başkentin de birkaç ay içerisinde düşebileceği öngörülüyor. O zaman ne olacağını hiç kimse bilmiyor.

Başkentin en önemli, en kritik noktası ise Kâbil Havaalanı.

Burası da elden çıkarsa, ki bu gidişle çıkacağı öngörülüyor, işte o zaman yandı gülüm keten helva!..

Çünkü Afganistan’da devlet yok. Var ama yok!

Sözü ülkenin hemen hiçbir yerinde geçmiyor.

Elde sadece Kâbil ve onun stratejik öneme sahip hava limanı kaldı.

★★★

Kâbil’de Türkiye Büyükelçiliği açık.

Geniş bir alana, büyük yeşil bahçelere sahip.

Yüzlerce askerimiz ve özel harekatçı polisimiz tarafından korunuyor.

Ülkenin çeşitli kentlerinde ayrıca iki başkonsolosluğumuz vardı.

Taliban oraları ele geçirince o diplomatik temsilciliklerimiz de kapandı.

Doğru mudur bilmiyorum ama Kâbil’de bir tabur askerimiz olduğu yazılıp çiziliyor. Bunların bir bölümü havaalanını korumakla görevli.

★★★

Sevgili okurlarım, şimdi Afganistan’dan Türkiye’ye büyük bir göç akını başladı. Bunlar kendi ülkelerinden yola çıkıyor, uzun bir yolculuk sonrasında İran sınırımıza yığılıp Türkiye’ye ulaşıyor. Soran yok, geçiş serbest!

Özellikleri ilginç!

-Hepsi genç. Taşı sıksalar suyunu çıkarırlar.

-Pek çoğu erkek. İçlerinde çocuk, yaşlı ve kadınlar pek az.

-Çoğu kamuflaj üniformalı!

-Ceplerinde az da olsa para var. Paraların bir bölümünü insan tüccarlarına kaptırmışlar.

Şimdi bu kafileler neredeyse bütün kentlerimize ulaştı. Suriyeli, Iraklı, Afrikalı yığınağından sonra başımıza iş açmaya hazır, patlamaya da hazır bombalar gibi ortalıkta dolanıyorlar.

Bunları bize ABD’nin gönderdiğini, bunların iç savaşta Taliban’a karşı ABD’nin yanında yer alanlar olduğu söyleniyor.

★★★

Başımıza açılan bu yeni belanın ABD tezgahı olduğu, bunları Türkiye’ye gönderdikten sonra ABD’ye sevk edileceği anlaşılıyor.

Şimdi başımıza yeni bir iş açıldı!

Hem ABD, hem de bizim iktidar, Kâbil Havaalanı’nın bekçiliğini Mehmetçiğe ihale etme peşinde.

Şimdi bir düşünün, Afganistan Taliban’ın eline geçmiş ve ortada kuşatılmış küçük bir adacık, Kâbil ve havaalanı kalmış.

İslamcı Taliban er veya geç bu kaleyi ele geçirmek için saldıracak, kanlı çatışmalar olacak ve Mehmetçik hiç uğruna şehit düşecek.

Mehmetçiğimizi bozuk para gibi harcamış olacağız.

Bizim iktidar ise bu bekçilik nedeniyle ABD ile para pazarlığına oturmaya hazır.

Bunu kendi ağızlarıyla itiraf ediyorlar.

Birkaç milyar doları cebe atıp karşılığında bizim askerimizi kurban edecekler.

Rezaletin böylesi olabilir mi?

Bunun üstesinden hangi iktidar gelebilir?

Türk Milleti ABD’nin bekçisi midir?

Hesabını Türk Milleti’ne kim, nasıl verebilir?

Bu yeni maceranın şakası yok, dikkat etsinler.

Son Haberler