HALKWEBYazarlarDuman Varken Ateşi Aramak: İhanetin Bedeli

Duman Varken Ateşi Aramak: İhanetin Bedeli

Devlet her şeyi izler. İmamoğlu da bunu biliyordu, devlet de onun ne yaptığını biliyordu.

0:00 0:00

Siyasette bazı sözler vardır ki, söylenir söylenmez alkış alır.
Ama çoğu zaman gerçeğin tamamını anlatmaz.

Sayın Bülent Arınç’ın “Siyasette erken öten horozun başını keserler” sözü de bunlardan biridir.
Doğrudur; siyasette erken güç gösterisi risklidir.
Ancak eksiktir.
Çünkü bu söz sonucu anlatır, sebebi değil.

Asıl sorulması gereken soru şudur:
Bir siyasetçi neden erken öter?

Ekrem İmamoğlu meselesinde bu soru sorulmadan yapılan her yorum, fotoğrafın sadece çerçevesine bakıp içini görmemektir.

İmamoğlu’nun Hızlı Yükselişi Tesadüf mü?

Ekrem İmamoğlu’nun siyaset öncesi hayatı, Anadolu’daki pek çok orta ölçekli iş insanınınkine benzer.
Aile şirketleri, inşaat, gayrimenkul, turizm…
2019 mal beyanına göre, İmamoğlu’nun %60 hissedarı olduğu şirketin sermayesi 4 milyon 200 bin TL.

Siyasete CHP Beylikdüzü İlçe Başkanı olarak giriyor,
bir dönem sonra Beylikdüzü Belediye Başkanı oluyor,
oradan da Türkiye’nin en büyük belediyesinin başkanlığına uzanıyor.

Bu hızlı yükselişin mimarı kimdi?
Kemal Kılıçdaroğlu.

Peki sonra ne oldu?

Cumhurbaşkanlığı Seçimi: Sessiz Sabotaj mı?

Bir başka kritik eşik de cumhurbaşkanlığı seçimidir.

Kemal Kılıçdaroğlu bu seçimi kazansaydı ne olurdu?
Türkiye’nin en güçlü siyasi figürü haline gelirdi.
Yerel seçimlerde İstanbul’a kimi aday gösterirse göstersin, CHP büyük ihtimalle kazanırdı.

Yani İmamoğlu’nun kaderi tamamen Kılıçdaroğlu’nun iki dudağı arasına girerdi.

Dikkat edin:
• Kurultay için gösterilen enerji,
• Cumhurbaşkanlığı seçiminde gösterilmedi.
• Seçim kaybedildi,
• Ardından “Kılıçdaroğlu artık genel başkan olmamalı” söylemi yükseldi.

Kılıçdaroğlu Neden “Engel” Haline Geldi?

İddialara göre Ekrem İmamoğlu, CHP kurultay sürecinde Kemal Kılıçdaroğlu’nun yeniden genel başkan seçilmemesi için aktif rol aldı.
Hatta delegelere rüşvet verildiği yönünde ağır iddialar kamuoyuna yansıdı.

Neden?

Çünkü Kılıçdaroğlu kongreyi kazansaydı:
• Yerel seçim adaylarını tek başına belirleyecekti,
• “Temiz siyaset” vurgusunu artıracaktı,
• Ve en önemlisi, İmamoğlu’nu İstanbul’a aday göstermeyebilirdi.

Bu, İmamoğlu’nun siyasi hayatının fiilen bitmesi demekti.

Ve CHP, İmamoğlu’na tam biat eden bir isimle, Özgür Özel’le yola devam etti.

Neden Bu Kadar Erken “Adayım” Dedi?

Burada kilit cümle şudur:
Kişi kendinden bilir işi.

Ekrem İmamoğlu, belediye başkanlığı döneminde yaptıklarını en iyi bilen kişidir.
Olası bir yargı sürecinin ve operasyonun geleceğini de öngörüyordu.

Bu yüzden:
• Seçimlere 3,5 yıl varken,
• Durup dururken,
“Ben cumhurbaşkanı adayıyım” demek zorunda kaldı.

Bu bir siyasi cesaret değil, siyasi mecburiyetti.

Paranın Hikâyesi

Cumhurbaşkanlığı adaylığı romantik bir slogan değildir; ciddi bir maliyettir.

Bir ilde miting:
• Sahne,
• Ses sistemi,
• Güvenlik,
• Lojistik,
• Medya…

Ortalama maliyet: 3 milyon TL.

50 ilde miting yapsanız: 150 milyon TL ve bunun resmi adaylığı açıklanana kadar sürdüğünü düşünelim; Seçim ofisleri, personel, materyaller eklendiğinde rakam milyarları bulur.

Peki bu para nereden geldi?
• Belediyeden alamaz,
• CHP’den alamaz,
• Resmî aday olmadığı için bağış da toplayamaz.

Aile şirketinin sermayesi ise 4,2 milyon TL.

Bu matematik tutmaz.

Algı Operasyonu

Devlet her şeyi izler.
İmamoğlu da bunu biliyordu, devlet de onun ne yaptığını biliyordu.

Bu nedenle yapılması gereken şey şuydu:
Olası bir hukuki süreci siyasi bir zemine çekmek.

Cumhurbaşkanı adayı olmayan bir İmamoğlu,
kamuoyunda “yolsuzlukla suçlanan bir belediye başkanı” olurdu.

Cumhurbaşkanı adayı olan İmamoğlu ise:
“Bana operasyon yapılıyor” diyebildi.

Bu algının sahadaki sözcülüğünü de,
adeta bir Figurehead president (vitrin başkanı) gibi,
Özgür Özel üstlendi.

Son Söz

Başta insanlar inandı.
“Bu bir siyasi operasyondur” dendi.

Ama zaman geçtikçe toplumun hafızasında şu söz yer etti:

Ateş olmayan yerden duman çıkmaz.

Belki de mesele,
erken öten horozun başının neden kesildiği değil,
neden bu kadar erken ötmek zorunda kaldığıdır.

Ve işte asıl cevap tam da burada yatmaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI